Betül Kadıoğlu

Betül Kadıoğlu

YazarÇevirmenEditör
9.4/10
7bin Kişi
·
25,6bin
Okunma
·
9
Beğeni
·
393
Gösterim
Adı:
Betül Kadıoğlu
Unvan:
Çevirmen, Editör
Doğum:
1979
Betül Kadıoğlu 1979’da doğdu. TED Ankara Koleji ve Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünden mezun. Çevirmenlik ve editörlük yapıyor.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
690 syf.
·6 günde·10/10 puan
Harry Potter serisi benim için hiçbir zaman alelade bir seri olmadı, her zaman özeldi. Seriyi benim için bu kadar özel yapan neden ise gerçekten iyi düşünülerek, harika detaylara yer verilerek muhteşem bir eserin ortaya koyulmuş olmasından biraz daha farklı. Asıl nedenim karakterleri kendimle tamamen özdeşleştirmem. Ben kendimi hiçbir zaman içinde bulunduğumuz dünyaya ait hissetmedim ve hala da hissetmiyorum tıpkı Harry gibi. O da bu dünyaya hiçbir zaman ayak uyduramamış merdiven altında yaşayan biriydi ve sonunda harika bir dünyaya ait olduğunu öğrendi. Harry ile aramızdaki tek fark bu sanırım çünkü ben hala o merdiven altından çıkamadım bu saçma dünyada takılıp kaldım. Ve bu seri bana merdiven altından çıkmak için bir umut kaynağı oluyor her zaman. Sürekli baştan okuyup/izlememde bu yüzden. Bir gün peron dokuz üç çeyrekliğe binip buradan gideceğim ve tüm bu saçmalıklardan kurtulacağım. Belki bir gün hayat bana bu şansı tanır umuduyla yaşıyorum.
Yine içinde kendimi bulduğum karakterler; Severus Snape, Sirius Black, Hermione Granger, Ron Weasley, Weasley İkizleri, Draco Malfoy, Luna Lovegood hatta belki birazcık Voldemort. Snape gibi sevgisinin karşılığını hiç kimseden alamamış ve hep yanlış anlaşılmış biriyim, Sirius gibi haksız yere suçlanmış, Hermione gibi sinirli ve yeri geldiğinde olaylara mantıklı yaklaşan, sorunları çözebilen, Ron gibi yemeğe düşkün, eğlenceli ve genelde ikinci plana atılan biriyim, Draco gibi bazı durumlarda seçim şansı olmayan biriyim, Luna gibi deli dolu, Voldemort gibi yalnız kalmış ve sevgisizliğinden kaynaklı intikam peşine düşmüş, dünyayı değiştirmeye çalışan biriyim. Ve tüm bunlara rağmen en sonunda ikizler gibi olayı dalgaya vurup, umursamamaya çalışıp durumu toparlıyor ve gerçekten mutlu hissedebiliyordum.
Harry Potter serisi benim kendimin güçlü biri olduğumu anlamamı sağlıyor. Her şeyle başa çıkabileceğimin farkına varabiliyorum sayesinde. Ve bu seri kendimi bulabilmemi sağlayan birkaç şeyden birisi.

Gelelim sonuncu kitap hakkındaki yoruma: Öncelikle okuduğum çoğu kitaptan daha fazla beni etkilediğini söylemekle başlayabilirim. Bu muhteşem serinin finali beni hüzünlendiriyor ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da bitmesi gerekiyordu. Her sayfası dolu dolu, beni heyecanlandıran bir kitaptı son kitap, tıpkı öncekiler gibi. Tek kelimeyle mükemmeldi.
Kitabın beni en fazla ağlatan kısımları ise ölümlerdi tabi ki. Her karaktere ayrı ayrı bağlı olduğum için böyle olmasına şaşmamalı. Bazı kısımlarda kitabı kapatıp kenara koyup etrafa boş boş baktığım bile oldu. Filmleri önceden izlemiş biri olarak söylüyorum bunları: kitaplar çok çok daha etkileyici, farklı, sürükleyici ve daha anlatamayacağım güzel şeylerle dolu. Kesinlikle serinin okunmasını tavsiye ediyorum ve umarım benim kadar seversiniz.
690 syf.
·6 günde
Her şey nasıl Felsefe Taşı ile başladıysa, Ölüm Yadigarları ile de bitti. En ağlamaklı olarak düşündüğüm Melez Prens kitabını geçti. Artık her şeyin sona erdiği, her şeyin aydınlığa kavuştuğu bir kitap olarak kalacak. Bundan sonra her şey güzel olacak lakin, asla sevdiklerimizi geri getiremeyeceğiz. Ama bazılarımızın dediği gibi: Bedeller, ödenmek içindir. Tek kelimeyle: ''MÜKEMMMELDİ''...
690 syf.
·15 günde·10/10 puan
Şimdiye kadar okuduğum tüm kitapları/serileri bir köşeye çekiyorum. Çünkü Harry Potter ve Ölüm Yadigârları, zirvede! Yalnızca fantastik kitaplarda değil bence tüm kurgu kitapları arasında böyle. Çünkü Harry Potter bir fantastik seriden çok daha fazlası.
Yıllarca bir spoiler bile yemeden büyüdüğüm için kendimi tebrik ederim. Çocuk kitabı bu diyerek seriyi okutmayan, izletmeyen arkadaşlarıma da sevgilerimi yolluyorum. Küçükken okusam herhalde bu kadar derinlere inemezdim.
Tahmin ettiğim çoğu şey gerçekleşti ama beni çok şaşırtan şeyler de oldu. Ağladım, çok da güldüm. İçim acıdı bazen, kimi zaman da sımsıcak hissettim. Harry Potter serisi benim için her zaman çok özel bir yere sahip olacak. Defalarca okuyacağımı da biliyorum. Kaldı ki ben normalde bir kitabı ikinci kez okumam.
Yaklaşık 3 paket post-it bitirdim yalnızca bu kitap için. İşaretlediğim alıntıları siz düşünün.
Sayfalarca yazsam da seri veya son kitap hakkındaki duygularımı aktarabileceğimi sanmıyorum. Okuyan arkadaşlarım ile saatler, günler süren sohbetler ancak beni doyurabilir. Bütün taşlar o kadar güzel yerine oturdu ki. Hani derler ya 'içimin yağları eridi' tam da öyle.
Ayrıca bir yazar ile tanışıp sohbet etme şansınız olacak denseydi bir dakika bile düşünmeden J. K. Rowling derdim. Bir yazarın kitabı nasıl kurgulayıp - özellikle seriyse- yazdığını çok iyi bildiğim için gerçekten hayran kaldım.
Sırada, kendime geldikten ve filmleri izledikten sonra her şeyi bilerek seriyi baştan okumak var.
Son olarak, sadece filmini izleyen kişiler varsa mutlaka kitapları da okuyun. Henüz Harry Potter ile, Sağ Kalan Çocuk'la tanışmamış olanlarınız varsa çok şey kaçırdığınızı söylemek isterim.
690 syf.
·48 günde·10/10 puan
“Sınır tanımayan bir zekâ, en büyük hediyedir insana.”

J. K. Rowling.

Bu sözleri dile getirirken kendisine mi atıfta bulunuyordu yoksa karakterlerine mi bilinmez fakat her iki çıkarımda aynı noktaya varmıyor mu zaten! Daha fazla sorgulamanın bir anlamı olmadığı gibi hem eserlerin hem de sahibinin hakkını hemen şimdi teslim etmek gerek!

Neredeyse tüm dünyanın bildiği aynı zamanda takdir ettiği bir evren; Potter evreni… Hakkında çok fazla konuşuldu, yazıldı, çizildi ve insanlar tarafından oldukça benimsendi. Belki de bu evrene en geç kalanlardan birisi de benimdir. Konuyu biraz genişletelim o zaman. Ben de dahil insanların, iki türlü haberi olur bu evrenden. Ya açar filmleri izlenir ya da gider kitapları okunur. Bu iki tercih de mutsuz etmez sahibini fakat kitapları okuyanı ekseriyetle daha mutludur zira hem kitapları okuyan hem de filmleri izleyen biri olarak filmlerin üstün körü, özet şeklinde savuşturulmuş olması beni fazlasıyla rahatsız etti. Direkt filmleri izlemiş olsam yine mutsuz olmazdım fakat bahsini etmek istediğim husus şu ki çoğu detayın başı ezilerek filmlerde vuku bulmaması bir okur olarak en büyük sitemimdir filmin yapımcılarına! Çok daha doyurucu bir seyir zevki sunulabilirdi düşüncesindeyim.

Film faslını bir kenara bırakıp kitaplara geçmekte fayda görüyorum. Tüm seriyi aklımda kaldığı ölçüde hem kurgusal hem de psikolojik anlamda yorumlamaya çalışacağım. Biraz uzun olabilir ama sıkılmayacağınızı umuyorum.

Seriyi başarılı kılan en temel unsur; kurgusu, yaratılan evreni ve sınır tanımayan hayal dünyasıydı. Bu konuda zannediyorum ki hepimiz hemfikirizdir fakat bunların yanı sıra karakterleri de es geçmemek gerek. Karakterlerin güçlü profilleri, bilge olmaları aynı zamanda bir o kadar sabit fikirli olmaları, kendi doğrularını savunmaları, reddetmeleri, ruh hallerinin dalgalı ve değişken olması gibi sağlam gerçeklik olgularıyla güçlü bir nokta oluşturduklarını ifade etmek gerek. Karakterler, ziyadesiyle fantastik bir evrenin, gerçek dünyadan misafirleri gibiydiler. Eminim ki Rowling oluşturduğu fantastik evrenin gerçeklikten bütünüyle uzaklaşmasının negatif etki yaratacağının da farkındaydı.

Kitabın edebi yönü ile ilgili yorumumu gerçeklik olayına girmişken yapmak istiyorum. Çünkü benim edebi anlaşıma göre önemli olan, dilin süslü olmasından daha ziyade karakterlerin ve evrenin gerçek dünya ile bağlantısıdır. Yazar, fantastik evreninde; gerçek dünyanın sorunlarına metaforlarla değiniyor, bunları gözler önüne seriyor ve okuyanına düşünme, sorgulama imkânı tanıyorsa benim nazarımda değerli bir iş yapmış demektir. Sonraki süreçte fazlasıyla gerçek dünyanın sorunlarına değindiğini açık edeceğim zaten ama buna ek olarak karakterlerin ne kadar canlı ne kadar bizden ne kadar biz gibi hissiyatlı olduğunu görmek gerek. Büyücü de olsalar yetim bir çocuk hep o anne baba özlemini çekecek ya da âşık olacak, sevecek, arkadaş olacak. Sadece filmiyle bile o karakterler nasıl hayatımıza girdi öyle değil mi? Halbuki kitabı okuyanlar daha net fark eder ki iç dünyaları daha karmaşık, daha hüzünlü, daha heyecanlıydı… Özetle, karakterler bu kadar bizden olmasaydı belki de aynı oranda benimseyecektik bu bağlamda bakıldığında edebi yönüyle -dilini bir kenara bırakacak olursak- başarılı olduğunu söylemem gerek.

Yazarın, ekseriyetle üzerinde durduğu kavramlar ön tarafta sevgi, güven, arkadaşlık gibi pozitif duygular olsa bile arka planda ırkçılık, sınıf farklılıkları, hükmetme arzusu, güçlünün zayıfı ezmesi gibi negatif olgulardı ve bu olgular kendini alttan alta fazlasıyla hissettirdi. Serinin sonlarına doğru ise bu aksiyonlar tavan yaptı. Tüm bunların dışında hep öne çıkarılan, önemi vurgulanan, hak ettiği değeri bulması istenen kavram ise “bilgi ve bilgelik” oldu.

Bilgi, her zaman en değerli silahtı. Zira büyücülerimiz dosttular, birbirlerini korudular kolladılar ama esasen onlara kazandıran sevgi değil de bilgi oldu. Serinin her kitabında bilgiyi aradılar. Önce bilgi dediler çokça okudular ve bilgiyi kuşandılar da sonra zekâları devreye girdi. Zekâ tek başına asla yeterli olmayacaktı bunu biliyorlardı. Bakıldığında birbirine düşman karakterler aynı ölçüde zeki ve yetenekliydiler fakat hep bilge olanları bir adım öne geçti. Kaybeden hep yeteneğine ve zekasına güvendi.

Fantastik bir seri hatta çocuk kitabı olarak nitelendiriliyor olmasına rağmen çoğu toplumsal sorunun ele alındığını belirtmiştim. Irkçılık, sınıf farklılıkları, cinsiyetçilik, işkence, önyargı ve cahillik gibi toplumsal ortak sorunlar tıpkı reel dünyada olduğu gibi burada da gün yüzündedir. Özellikle ikinci seri de ırkçılık tırmanır zira safkan terimi de bu seri ile karşımıza çıkar. Doğrusu bu pencereden bakıldığında Potter evreninin gerçek dünya ile bağı yalnızca karakterleri ile sınırlı kalmadığını fark ederiz. Misal Slytherin ile sembolleşmiş olan Malfoy ve çoğu Slytherin öğrencisi sarı saçlı ve mavi gözlüdür ki bu da ırkçı Nazi Almanya’sına bir gönderme olabileceği kuşkusunu doğurur okuyucusuna ve bununla beraber bir diğer çağırışım örneği ise Muggle doğumlu büyücülere “Bulanık”, siyahi insanlara da “Zenci” hitabıdır.

Serinin üçüncü kitabında her ne kadar polisiye amaçlarla gizlenmiş olan asıl suçlunun kim olduğu gerçeği sorgulanıyor olsa da aslen bir adamın yıllarca masum olduğu halde suçlu gibi yaşayışına, bedeller ödemesine ve ruh halinin ezikliğine tanıklık ederiz. Sonuç olarak suçlu gibi gösterilen, baskı gören, katil ilan edilen bir insanın veya insanların bir gün masum çıkabileceği varsayımıyla davranışlarımızı şekillendirmemiz gerektiği düşüncesindeyim. Fanatizm, tarafgirlik ve kötülük eşiğini aştı isek zaten yapacak bir şey yok! Ne yazık ki üzülerek belirtmek zorundayım, her ülke toplumunun büyük bir çoğunluğu bu eşiği geride bırakalı epey oldu. Onlar için kurtuluş var mıdır emin değilim…

Çok dağıtmadan bir diğer önemli konu olan azınlık hususuna yapılan atıfa değinmek istiyorum. Remus Lupin bir kurt adamdır ve bu durumundan dolayı öğrencilere ya da çevreye zarar vereceği düşüncesiyle işine son verilir ve bir anlamda toplumdan dışlanır. Gerçek dünyaya dönülecek olursa aslında insanların farklı düşüncelerinden veya taleplerinden dolayı azınlıkta kaldıklarından toplumdan dışlandığını ya da yok sayılarak görmezden gelindiğini kolaylıkla fark edebiliriz. Halbuki demokrasi öncelikli olarak azınlığın haklarını korumayı amaçlardı değil mi? Demokrasi sadece sandık sonucu demek olmadığını birilerinin bizlere anlatması gerek ki birileri de o ilkeye dayanarak demokrasiyi savunduklarını iddia ederek bizleri kandırmasın…

Son olarak toplum olarak ne kadar birlikte hareket etmeye meyilli olduğumuzun bir tespitini yapmak istiyorum. Misal serinin dördüncü kitabı bir turnuva çerçevesinde şekillenir. Bir takım öğrenci ölümüne yarışırlar. Yarışırken yaralanırlar, ciddi tehlikeler atlatırlar fakat seyirciler tüm bu hayati tehlikede aksiyonlara rağmen onları izlerken müthiş keyif alırlar, alkışlarlar ve tezahürat yaparlar. Hatta ucunda ölüm olan bir oyun için bahse bile tutuşurlar. Nitekim gerçek dünyanın seyircileri de kitaptakinden farksızdır. Sürü psikolojisi ile hareket eden adeta robotlaşmış bir vaziyetle keyif alır hale gelmiş yozlaşmış toplumlarız artık. Asıl tehlikeli olan toplum iken her şeyin farkında olan birtakım insanlar tehlikeli olarak addedilir hale geldi ise geçmiş olsun. Bu konu özelinde daha fazla ekleme yapmayacağım zira siz zaten ne demek istediğimi anladınız.

Fantastik evrenin acı bir yorumlaması gibi oldu. Umarım sıkılmadan okuyup, keyif almışsınızdır. Filmi ile yetinmeyip bu evrene herkesi davet ediyorum.
594 syf.
·Beğendi·10/10 puan
#kitapyorumu
5/5 ️️️️️

"Sirius'la," dedi Dumbledore usulca, "birlikte bu kadar az vakit geçirebilmiş olmanız çok acı. Uzun ve mutlu olması gereken ilişkiye, gaddarca bir son."
Harry Potter ve Melez Prens - J.K. Rowling

Herkese merhaba arkadaşlar. Biliyorsunuz ki aslında seriyi bitirdim. Ama yorum girmek her kitapta daha da zorlaşıyor. Bu kadar mükemmel olan bir kitabı insan nasıl yorumlayabilir? Kitapta bir şeye kızsa bile bunu eleştirecek gücü kendinde nasıl bulabilir? Açıkçası emin olamıyorum. Filmlerini izlediğim için seri ile alakalı her şeyi bildiğimi sanıyordum. Hatta filmlerini izledim zaten kitaba gerek yok diye düşünüyordum. Çok uzun seneler öyle düşündüm. Bu düşüncem ilk üç kitap boyunca aralıksız devam etti. Ateş Kadehi kitabıyla birlikte öyle bir kapı açıldı ki benim için, artık istesemde o kapıyı kapatamam. Almayan kalmadı diyoruz ama hala kitaplarını almayan, bu mükemmel dünyayı okumayanlarımız var. Lütfen bir şans verin. Benim gibi filmlerini izledim oldu bitti demeyin. Dumbledore ile alakalı bile bilmediğimiz onlarca şey kitapta açığa çıkıyor, hortluluklar, ölüm yadigarları her şey... Final kitabı için yorum yapmayacağım. Youtube’a spoiler olmadan en güzel şekilde tüm seriyi yorumladığım bir video çekmek istiyorum. Final kitabıyla alakalı düşüncelerimi oradan izleyebilirsiniz. Umarım yorumlarım size biraz bile olsa ulaşıyordur ve etkiler. Sizi çok sevdiğimi unutmayın. Beni sevmeyenler içinse artık tek bir repliğim olacak: Avada Kedavra!
690 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Seri hakkında ne söyleyebilirim bilmiyorum. Gerçek anlamda efsaneydi. Hayatımı her açıdan değiştirdi. Ron Weasley en favori karakterim olsa bile seride kimseyi kolay kolay unutamam. Herkesin hayatında mutlaka bir kez hatta bana kalırsa bin kez okuması gereken bir seri. Kaçırmayın
690 syf.
·21 günde·10/10 puan
Bazı kitaplar vardır üstünden uzun zaman geçse de unutamazsın. Harry Potter serisi de öyleydi benim için.

Başlangıçta çok ön yargılıydım bu seri için. Hakkında çok az şey biliyordum, ne filmini izlemiş ne de eseri adamakıllı okumuş biriyle sohbet etmiştim. Sonra kendimi kötü hissettiğim bir zaman diliminde "fantastik" bir kitabın bana iyi gelebileceğini düşündüm. Ne kaybedebilirdim ki, en fazla beğenmez, diğer kitapları okumazdım. Henüz ilk kitapta yıkıldı tüm olumsuz düşüncelerim. Yazarın karakter oluşturma sürecini oldukça başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Onların düşünme biçimleri, arkadaşlık ilişkileri, fedakarlıkları oldukça hoşuma gitti. Problemlerle mücadele etme şekillerini çok sevdim.

Önceleri şöyle düşünmüştüm: Seri yedi kitap ve her kitap okulun bir senesini anlatıyor, ilk seneden sonra ne kadar eğlenceli olabilir ki diye. Ama sayfalar o kadar hızlı akıyor ve her an öyle olaylar çıkıyor ki elinizden bırakamıyorsunuz. Her giden karakterin yerine sizi etki altına alacak yeni bir karakter geliyor.

Son kitap özelinde konuşacak olursak en beğendiğim kitaplarından biriydi serinin. Kahramanların iç yüzünün belki en detaylı olarak okurun karşısına çıktığı, düğümlerin çözüldüğü bir eser oldu. Karakterler hakkında fikirlerinizi değiştirecek bir eser olabilir ama fazlasını söylemek spoilere girebileceği için okuyup görün derim. Böyle bitmeseydi der misiniz bilmiyorum ben sadece "BİTMESEYDİ" diyebildim.

Seriyi 2020 yılına yayarak okudum. Bunda bitmesin istememin etkisi büyük. Eğer fantastik eser okumak istiyorsanız ilk başvuracağınız seri olmalı. Kitap bittikten sonra bile kendimi bazen Harry Potter'ın sihirli sözcüklerini söylerken buldum. Bu kadar yeterli sanırım. EXPECTO PATRONUM!
56 syf.
·7/10 puan
Lovecraft tarzını barındıran öncü kitaplardan biri.
İçerisinde 6 hikaye var aralarından özellikle bir resim üzerine olan hikaye akılda kalıcı ve gerçekciydi.
İlginç bir kitap, alıp okumalısınız..
594 syf.
·4 günde·8/10 puan
Önce çocuk romanı olarak yazılan Harry Potter sonrasında yetişkinlerinde okuyabileceği türe çevrilmiş ve bunuda okuduğum her kitapta çıplak gözle görebiliyorum.
Harry artık büyücülük okulunda 6. Sınıfa geçmiştir. Kendisini ağır sınavlar beklemektedir.
Bence bu kitap diğerlerinden baya bir farklı olmuş. Diğer kitaplarda macera vardı ve dostluk kavramı ön plana çıkaran konular yer alıyordu ama bu kitapta aşk konusu ele alınmış ve öylede bitmiş.
J.K.Rowling bu kitapta birçok sırrı açıklamış ve okuyucuyu düşündürmüş. Gittikçe sona doğru geliyoruz.
690 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ağlamak istiyorum.. Nasıl biter ya.. 7 Yılımı Hogwarts'ta geçirmişken.. Hogwarts Savaşında Harry ile sırt sırta ölümüne mücadele etmişken nasıl biter.. Tonks, Remus, Moody, Dobby, Fred, Sirius, Dumbledore ve daha nicesi.. Onlarla 6 yıl beraber yaşadım resmen.. Aniden önümden kayıp gittiler sonsuzluğa.. Yedi Harry bölümünde 14 kişiden sadece 7 kişinin sağ çıkmış olmasına dayanamıyorum.. Oraya gitmek istiyorum.. onlara sarılıp ağlamak istiyorum.. Inanıyorum ki beni anlıyorsunuz.. Hepimiz hala mektubumuzu bekliyoruz.. ama şu an J.K Rowling'in dediğine inanmaktan başka çaremiz yok..

Birçok insan hala Hogwarts mektubu almadığını söylüyor,
Hayır, Hogwarts'a gittin. Hep birlikteydik.. Tabii ki kafanın içinde oldu. Ama bu neden gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?
-J.K Rowling J. K. Rowling (Robert Galbraith) Harry Potter ve Ölüm Yadigarları Harry Potter ve Melez Prens Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı Harry Potter ve Ateş Kadehi Harry Potter ve Azkaban Tutsağı Harry Potter ve Sırlar Odası Harry Potter ve Felsefe Taşı Yazarken bir yandan cidden ağlıyorum..

Yazarın biyografisi

Adı:
Betül Kadıoğlu
Unvan:
Çevirmen, Editör
Doğum:
1979
Betül Kadıoğlu 1979’da doğdu. TED Ankara Koleji ve Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünden mezun. Çevirmenlik ve editörlük yapıyor.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 25,6bin okur okudu.
  • 286 okur okuyor.
  • 6,2bin okur okuyacak.
  • 84 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları