Burcu Uluçay

Burcu Uluçay

Çevirmen
6.8/10
16 Kişi
·
35
Okunma
·
0
Beğeni
·
45
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
400 syf.
·11 günde·7/10
yine harika bir fantasik kurgu bitirdim. yaşamda, dinde, duygularda tüm bildiklerinizi ters çeviren bir kitap.
kitapta sütü sağılan kurtlar, keçi kadar kocaman eğitimli bitler, yaklaşmasını bilen insanlara dostluk yapan yılanlar, köylü kızlara aşık olan koca kafalı ayılar var. bunun yanı sıra gözü tok orman insanlarıyla daha da fazlası için her şeyden vazgeçen köylü insanlar var.

ellerinde, önlerinde olmasına rağmen yaşam için gerekenden fazlasını almayan orman insanlarını çok sevdim. azıcık toprak sahibi olmak, bir lokma ekmek yiyebilmek için ruhunu satmaya hazır köylü insanlardan nefret ettim. kitap boyunca bunu, bir de şu cümleyi düşündüm durdum; "bir efendiye ihtiyacım yok; kendime bir efendi yaratmaya hiç mi hiç ihtiyacım yok." doğruydu. çok doğruydu. kitabın fantasik roman olmasının yanısıra inceden inceye insanı düşündüren yerleri çoktu.

şahsen ejderha için uzun uzun yer ayrılmasını bekledim. çünkü kitap en başında buna doğru ışık yaktı ama ejderha asla ama asla uyanmadı. pis uykucu=)) fakat ejderha uyuyadursun çataldilinin büyüsüne kapılarak bir solukta okuduğumu söyleyebilirim. hem zaten kurgu çataldilini konuşan son insan üzerine kurulu değil miydi?

Estonya 'nın kadîm topraklarına selam olsun! güzel kitaptı, tavsiyemdir.
250 syf.
·2 günde·3/10
Böyle bir kitap neden çevri alır ki? Yazar birşey anlatmak istemiş ama ne doğru düzgün bir kurgu ne olay ne açıklık var. Bir kitapta beş on kitapta verebileceği farklı hayatlar anlatmış ama kimi neden niçin anlattığı belli değil. Bir kurgusu, olay örgüsü olmayan kafa karışıklığı anında yazılmış olan eser. Eser demek ne derece doğru bilmiyorum ama ben hiçbir şey anlamadım çünkü karmaşadan başka birşey yok. Ve kitapta akla yatkın bir son açık bırakma da yok.
250 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
‘Her şey böyle başladı. Başlangıcı değil, sonu buymuş gibi.’
.
Jini omuzlarındaki yükten değil boynundaki ellerden kaçıyor. Kendi sesini hatırlamak için. Çünkü en son ne zaman kendi iradesiyle konuştuğunu, düşündüğünü ve hissettiğini hatırlamıyor.
.
Çocuk yaşlardan itibaren reklamlarda oynatılan Jini’nin hikayesi olarak görülse de Manken, aslında çok daha fazlası. Annesinin sinmişliği, erkek ve kız kardeşlerinin çıkar savaşı, kendini ikinci anne yerine koyan kadının aslında bir kukla oynatıcısına dönüşmesi.. Mavi kapılı evin ardında yaşanan çok şey var. Ancak Jini artık konuşmuyor, o dans etmeyi seçti..
.
Choe Yun, karakterleri isimsiz bırakıyor ama onun yerine hepsinin bir lakabı var. Hem de denizden gelen lakaplar bunlar. Deniz kulağı, denizyıldızı, akrepbalığı, deniz yosunu, köpekbalığı.. Yazarın bu tercihi ise derinlik katıyor esere. Esere, Jini’yi gördükten sonra hayatı değişen adamın da eklenmesi ise daha da meraklandırıyor okuyucuyu.. Peki Jini ile o adam buluşacak mı sahiden?
.
Choe Yun, Güney Kore’nin sevilen yazarlarından. Bu eserinin çevrilmesi ise beni oldukça mutlu etti. Çeviride (İngilizce edisyonundan) Burcu Uluçay yer almakta ki çok akıcıydı. Korece ve İngilizce versiyonlarının yanında parlayan kapak tasarımında ise Cüneyt Çomoğlu’nu görüyoruz.
400 syf.
·3 günde·5/10
Kitabı Leemet adında, ailesiyle beraber ormanda yaşayan bir çocuğun ağzından okuyoruz. Yaşadığı ormanda ayılar kadınların kalbini çeliyor, hayvanlar çataldili konuşan insanlara itaat ediyor, primatlar evcil bitleriyle beraber insanların içinde primat olarak yaşamaya devam etmeye çalışıyor. Bir yandan ormandaki nüfus hızla köylere göç edip çataldilini, kadim din ve geleneklerini unutup normal bir yaşam sürmeye çalışıyor. Bu göçler öyle bir hâl alıyor ki, ormanda çataldili öğrenip konuşan son insan Leemet oluyor ve biz onun yaşam öyküsünü dinliyoruz.

Kendi yorumuma geçecek olursak, bu kitabı tek kelimeyle anlatmam gerekse, kesinlikle "garip" derim.
İlk 50 sayfa karakterleri öğrenmeye çalışırken, belirli bir olay örgüsü beklerken çok zorlandım ve okuyamayacağımı düşündüm. Sonra kendimi kitabı bir günlük gibi okumam konusunda motive ettim ve olaylar birdenbire çok eğlenceli bir hâl almaya başladı. Neredeyse sonuna kadar akıcı ve eğlenceli bir şekilde okurken sonuna yaklaştığımda yine en başa döndüğümü hissettim. Derin anlamlara sahip olsa da bana o kadar gereksiz gelen olaylar oldu ki "hayır, hayır, hayır lütfen kitabı sevmiştim lütfen bunlar olmasın" diyerek okumaya devam ettim ve bir noktadan sonra yine kitabı sevmediğime karar verdim. Ve biliyor musunuz ne oldu? Kitabın sonunu çok sevdim. Kendimi şizofren gibi hissediyorum.
Bu kitabı sevmedim dediğim yerde sevmeye, sevdim dediğim yerde sevmemeye başladım ve bu kısır döngü kitap bitene kadar asla son bulmadı.
Normalde kendini okutmayan kitapları asla bitiremediğim ve bir noktada bu kitabı hevesle bitirdiğim için sevmedim diyemeyeceğim. Ama beklediğim kadar vaov muydu? Üzgünüm.
400 syf.
·2 günde·1/10
Büyük beklentiler içerisinde başladığım, ejderha mızrağı ve unutulmuş diyarlar serilerine biraz ara verdiğim zamanda okuduğum kitap. Daha doğrusu okumaya çalışırken işkence çektiğim kitap. Haftada 2-3 kitabı çok rahat okurken 2hafta boyunca elimde sürünen kitap. Okumak için kendimi tehdit ederek okuduğum bir kitap. Elimde yüzlerce harika seçmece kitap dururken neden bu abartılmış kitabı aldım acaba diye kendimle savaştığım kitap. Kitap kitap diyorum ama olmamış aslında. Herhangi birimizin oturup bir haftada buna yakın yazı dizisini çok rahatlıkla yazabileceğimiz karalamalar bütünü. Sevmedim ya. Fantastik beklerken ağır dram okumak nedir arkadaş? Arka kapak yazısına aldanmayın aşırı eğlenceli gibi görünebilir ancak cidden okurken dram içerisinde yoruluyorsunuz. 2 haftama 25 lirama ve kütüphanemdeki diğer kitaplarıma saygısızlık oldu resmen.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 35 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 46 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.