Modernistlerin büyük bir çoğunluğunun Osmanlıcı olmasına rağmen, onların genel fikirlerini paylaşan birkaç Suriyeli Hristiyan, yarı lâik bir Arap milliyetçiliği geliştirdiler. Lübnan’da bulunan Amerikan ve Fransız misyoner okulları, —genellikle Hristiyan olmak üzere— birçok Suriyeli’nin Batı ile çok yakın bir ilişki ağı içinde olmalarına vesile olmuştur. 1860’lardan itibaren bu Araplar klâsik Arap edebiyatının yeniden canlanmasına ve modern bilimin yayılmasına büyük oranda katkıda bulundular. Bu grubun en önemli sözcülerinden birisi de 1868’de Arap millî uyanışını arzulayan İbrahim el-Yazıcı’dır. O, “medeniyet beşiği olan Doğu şimdi müessif bir durum içindedir” diyen Osmanlı modernistlerinin görüşlerine katılmaktadır. Buna rağmen o yalnızca Araplar hakkında kaygı duyuyordu. O, kadim Arapların büyüklük ve şaşasım açık bir şekilde vurguladı. Ona göre, dünya milletleri arasında Araplar en ziyade ilgiye mazhar olanıdır. Çünkü Araplar diğer uluslara nazaran kısa bir zaman dilimi içinde başarıya ulaşmışlardır. AvrupalIların bu kadar hızlı bir şekilde ilerlemesinin tek nedeni onların birçok şeyi doğrudan Araplardan ödünç almış olmalarındandır. Arap olmayanlar (Türkler), Araplar üzerinde hakimiyet kurduktan ve dinî ilimlerin öğrenimini azalttıktan sonradır ki Araplar düşüşe geçtiler. Yazıcı’ya göre Arapların kendi haklı şöhretlerini yeniden elde edebilmek için kullanmaları gereken araçlar Arap ulusu uğruna yabancıları kovmak ve bağnazlıktan ve fanatizmden kurtulmaktır. Bundan sonrada Arap ulusunun kadim kuvveti geri gelecek ve Araplar medeniyet sahasında gerçekleştirdikleri daha önceki ilerlemelere yeniden ulaşacaklardır.
Arap milliyetçiliğinin Hristiyan versiyonu Suriyeli Müslüman Arapların teveccühünü kazanamamıştır. Hatta, Hristiyanların kendilerini Arap ilminin üstadları