Celeste Ng

Celeste Ng

Yazar
7.4/10
301 Kişi
·
747
Okunma
·
23
Beğeni
·
1.382
Gösterim
Adı:
Celeste Ng
Unvan:
ABD'li Yazar
Doğum:
Pittsburgh, Pensilvanya, ABD, 30 Temmuz 1980
Celeste Ng Amerikalı bir yazar ve romancıdır. Çeşitli edebi dergilerde yayınlanan birçok kısa öykü yayımladı. Ng'nin ilk romanı, Sana Asla Söylemediğim Her Şey 26 Haziran 2014'te yayımlandı ve Amazon Yılın Yılın Kitabı gibi eleştirmenlerden övgü gibi birçok ödül kazandı.
İçinizden gülümsemek gelmiyor mu? O zaman ne olacak peki? Kendinizi gülümsemeye zorlayın. Mutluymuşsunuz gibi davranın. Bu sizi mutlu olmaya meyilli yapacaktır.
Ve bazen de koridorun diğer ucundaki kızın, eczacının, kasiyer çocuğun seni izlediğini fark ediyor ve bakışlarında kendi yansımanın görüyordun: Aykırı.
Anında göze batıyordun. Kendine dışarıdan baksan, kendini başkalarının gözünden görsen, herşey bir anda aklına geliyordu...
Bazen her şeyi kül edip baştan başlaman gerekir.Fakat yangından sonra toprak daha bereketlidir,böylece yeni şeyler yetişebilir.İnsanlar da öyledir.Baştan başlarlar.Bir yolunu bulurlar.
Celeste Ng
Sayfa 307 - Mia
Kurabiye kavanozunda daima kurabiye olacak, yazıyordu. Sıcak bir yuvanın bundan daha mutlu bir sembolü olabilir mi?
Celeste Ng
Sayfa 97 - Martı Yayınları, Çeviren: Zeynep Yeşiltuna
O akşamüstü saatlerinde, James hiç olmadığı kadar rahat görünürdü ve Marilyn, ona bu şekilde hissettiren tek şeyin kendisi olmasından keyif duyardı.
328 syf.
Doğru şeyler giymek, doğru kişilerle arkadaş olmak, doğru şekilde hareket etmek, herkes gibi olmak..
Kolaydır kimi insanlar için. Ama sizce de kaçırdıkları bir ayrıntı yok mu, ya da sormaları gereken bir soru?

Doğru nedir?

Bir yerde belirli mimarideki evlerin belirli renklere boyanmasından, çöplerin toplanma saatine kadar her şeyin sınırları sert çizgilerle çizilmişse, gözlerini açtığında kendini içinde bulduğun bu düzenin dışındaki ihtimalleri görmek , o kadar kolay olmayabilir kimi zaman.

Herkes gibi, herkes kadar, herkesin yöntemiyle hareket etmekten bahsediyorum. Ya da belki herkes gibi uyumaktan. Aynı rüyaları görmek üzere yatılan uykulardan bahsediyorum.

Ama uyanmak lazım.
Dik durmak lazım.
Hatta bazen ufak yangınlar çıkarmak lazım. Hem kendi yolunda ilerleyebilmek hem de uyuyanları uyandırmak için.

Kitap, her ne kadar fotoğraf sanatçısı Mia ve kızı Pearl'in öyküsü gibi görünse de benim için en önemli karakter Izzy'di.
Izzy, yani Isabelle.

Güzel, seçkin, zengin ve dört başı mamur bir hayat ayaklarına serilmişken içinde büyüttüğü, kendine yanlış gelen doğruların, onu öfkeyle doldurup yalnızlık ve kuralsızlığa iten ve mutlu olmak için bundan çok daha fazlasına ihtiyacı olduğuna inandıran tüm şeylerin ışığında, yaralı ama dizginlenemez bir ruhun tasviriydi.

Ilk yangını başlatan da son yangına sebep olan da oydu. Dürüsttü. Samimiydi.
Insanların kendi çıkarları için birbirlerini hiç düşünmeden harcayabildikleri olaylar silsilesini nefretle izlediğini hissettim okurken.

Metaforlardan, tokat gibi çarpan kelimelerden çok uzak ama sıcacık bir anlatımı vardı kitabın. Öncelikle doğaldı, süslü betimlemeleri ve tasvirleri yoktu ama hikaye bütünlüğü çok sağlamdı. Bazı gereksiz ayrıntılara girmesine rağmen sıkıcı değildi. Arka plansa, oldukça geniş bir yelpazeye sahipti.

Yazar, aile kavramında aidiyeti sorgulatan, hem çocuğun hem de ebeveynin gözünden olaylara bakabilmemizi sağlayan, üretim ve tüketim zihniyetinin merkezinde, kendinizi nereye yakın hissedeceğinizi sorgulatan çok güzel ayrıntılar yakalamış.

Toplumsal anlamda da çok sağlam mesajlar verirken, öyle avaz avaz bağırmaya hiç gerek duymamış.

Ten rengine göre sınıflandırılan ve dışlanan insanların yaşadıklarını ya da Asyalı olarak nitelendirilen kişilerin Avrupa toplumundaki yerini gözler önüne sermiş.

Büyük büyük uçurumlardan düşürtmedi okurken, ama güzeldi, keyifliydi. Yağmurlu bahar günlerinde, pencere kenarında okumak için ideal ve iç ısıtan bir hikayeydi.




Keyifli okumalar..:))
336 syf.
Anne ya da baba, olan her ebeveyn gençlik gençlik yıllarındaki pişmanlıklarını, hatalarını bir gün kendi çocuğunun da yaşamasından korkar. Bu korku telaşına yenilen aileler çoğunlukla sorgulamadan düşünmeden dinlemeden anlamadan yetiştirip büyütür evladını. Ama benim annem ve babam Balkanlar da doğup yaşadıktan sonra Türkiye'ye yerleşen, ilk geldikleri yıllarda kendilerine halk deyimi ile gavur gözüyle bakılmış olmalarına, tüm yaşadıkları farklı etnik kökene dahil olmanın zorluklarına rağmen yaşımın hiç bir döneminde bu tür kaygılar yaşayarak yaşatarak büyütmedi beni ve kardeşlerimi. Benim de çocuklarımı büyüttüğüm rahatlık ve güven içerisinde büyüdüm.
Bu kitapta ebeveyn ve çocuklarının ilişkileri arasında öyle ince bir sızı var ki, kanayan, acıtan kabuk bağlatan.. Okurken kendinizi annenizi, babanızı, kardeşlerinizi sorgulayacak , hem sonunu merak edecek hem de biraz daha anlatılsın bu ilişki diye umut edeceksiniz.
Çinli göçmen olarak Amerika'ya yerleşen ve burada eğitimi tamamlayıp, eğitim hayatında dahi kendisinin hor görülmesine tahammül edemediği için ailesinin yaşadığı gerçeğini bile gizleyen ve profesörlüğe kadar yükselen baba (James)
Tek amacı tıp doktoru olmak isterken, Çinli profesör ile tanışınca tüm hayallerinden vazgeçmek zorunda kalarak birden bire üç çocuk annesi bir ev hanımı figürüne bürünen, tüm hayallerini kızının gerçekleştirmesini için çabalayan Amerikalı anne (Marilyn)
Sürekli ikinci planda kalan, başarılarının sevincini yaşayamayan ilgi odağı olamayan evin büyük oğlu Nathan,
Annesinin mavi gözlerinin kendisine genetik olarak geçmesinin ayrılacağını ailesi içerisinde yaşayan, annesinin gerçekleştiremediği gençlik hayallerinin kobayı, tercih şansı bırakılmadan kendi hayalini yaşayamayan, her denilene evet dediği zaman annesinin evi terk etmeyeceğine inanan ve bir sabah evde olmadığı fark edildiğinin ardından ölümü ile gelişen olayların kahramanı zavallı Lydia.
En az evin abisi Nathan kadar ihmal edilen ailenin minik üyesi Hannah.
Sıradan bir aile gibi gözüken Lee ailesinin sırlarla ve hatalarla dolu yaşamını okurken duygulanıp etkilenmemek mümkün değil. Yazarın etnik kimlik zorluklarını nasıl bu kadar hüzünlü anlatabildiğine ise Çinli olmasından dolayı şaşırmadan okuyabileceğiniz düşündürücü bir kitap.
Keyifli okumalar...
336 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kıyıda köşede kalmış, her anne babanın okuması gereken harika bir kitap.
Kızlarının kaybolması üzerine ailenin birbirleri ve kendileri hakkında fark ettikleri ya da daha önce görmezden geldikleri duyguları, düşünceleri ve etkileri. Anne babanın çocukların 'iyiliğini' düşünürken aslında geri dönülemez bir biçimde onların hayatlarını nasıl mahvedebileceği çok güzel bir kurguyla anlatılmış.
336 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Sana söyleyemediğim herşey.. Kitap da öyle güzel karakter analizleri vardı ki, bayıldım..
Farklılıklarıyla barışık olmayan, bu konu da kendini sürekli dışlanmış hisseden bi baba.. Çocukları kendisi gibi zayıf olsun istemiyor. Anlık Bi Kararla Hayallerinden vazgeçip evlenmenin pişmanlığını yaşayan bi anne.. Kızı da yanlış karar verip, geleceklerini riske atmasın istiyor.. Sadece başarıya, güce odaklı ebeynlerinden ilgi alaka bekleyen çocuklar..
Ve çocuklardan birinin kaybolduktan sonra ölü bulunması...
336 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitabı Carrefoursa'dan 7 liraya aldım carrefour kartı sayesinde bxbxbdbdb.
Şimdi kitabı daha önce çok gördüm.Kapağına bakarak da
,"bu kesin vıcık vıcık bir aşk romanı"diye düşündüm .Kitabı aldıktan kısa bir süre sonra okumaya başladım ama ne biçim kitap o biçim bir kitap .Kitap beni çok çok çok ama çok etkiledi .Çünkü bence hepimiz İSTEMEDİĞİMİZ ŞEYLERİ YAPMAYA ZORLANIYORUZ ve bazen çıt çıkaramıyoruz .Hepimiz bu yollardan geçtik, şahsım adına hep "HAYIR"diyebildiğim için çok mutluyum .Kitap bittiğinde,açıkçası ,"keşke biraz daha uzun olsaydı "dedim.Ki bunu nadiren derim. Ya doyamadım bu kitaba lanet olsun .Yine yeni yeniden okuyacağım.Boşun boşuna MARTI YAYINLARI en sevdiğim yayınevi değil :'-)
336 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Ölen bir liseli kız. Nasıl öldüğü bilinmiyor. Dışarıdan görünen hayat ile, kişilerin içlerinde yaşamış olduğu hayat bambaşka. Kitaptaki tüm karakterlerin; ayrı ayrı hissettikleri duygu durumlarımlarıyla, oluşturmuş oldukları davranışları ve sebepleri, teker teker çözümleniyor. Psikolojiyle ilgili biri olarak kitabı çok beğendiğimi söyleyebilirim. Yazar karakterlere ve karakterlerin oluşturduğu davranışlara öyle bir empatik şekilde yaklaşmış ki; herkesi kendi içinde haklı olduğu bir duygu-durumda buluyorsunuz.
336 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir romandan daha fazlası... İnsan hayatının hırs ve hevesler yüzünden nasıl mahvolabileceğini anlatan bunun sonucunda da insanın eline acıdan başka birşey gecmeyecegini anlatan bir kitap . Aslında çocuğunun hayatını şekillendirmek isteyen, çocuğun isteğini hayallerini görmezden gelen ailelerin de okuması gereken bir kitap .. . Her anne baba çocuğunu düşünmek ister ama ne olursa olsun herseyin fazlası zararlı oluyor, iyi niyetlerinde . . .
336 syf.
·7/10 puan
Uzun zamandan beri o güzel yeşiliyle kitaplığımda duran,ama bu haftaya kadar buluşamadığım kitabımdı "Sana Söyleyemediğim Her Şey".Ruh halimden midir;bu hafta 1.sınıflarla başlayıp,anne-babalığa ilişkin fazlaca konuştuğumuzdan mıdır bilmiyorum,bir aile dramını anlatan bu kitap çok etkiledi beni.
İntihar ettiği düşünülen bir kız evlat arkasından;anne-babalık,kardeşlik ve arkadaşlık perdelerini sırayla kaldırıp;okuyucusunun zihnine bırakıyor yazar.Sevdiklerimizi kaybettikten sonra oluşan o boşluğu dinlemektense, yaşarken birbirimizi dinlemenin önemini hatırlatıyor bir kez daha.
Ve anne baba olmak.Bizlere bağımlı değil,yaşama bağlı bireyler yetiştirmek.Bakmak değil görmek,duymak değil dinlemek. Şekillendirmek değil,hedef göstermek. Çocuklarımız bizim hoyratça eğip bükeceğimiz oyuncaklarımız,ya da hayatımızda elde edemediklerimizin 2. perdesi değil.Onları duyalım,sessiz sessiz çığlıkları boşlukta kaybolmadan.Bu kitap,bu çağrıyı işleyen güzel bir kitaptı.Tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Celeste Ng
Unvan:
ABD'li Yazar
Doğum:
Pittsburgh, Pensilvanya, ABD, 30 Temmuz 1980
Celeste Ng Amerikalı bir yazar ve romancıdır. Çeşitli edebi dergilerde yayınlanan birçok kısa öykü yayımladı. Ng'nin ilk romanı, Sana Asla Söylemediğim Her Şey 26 Haziran 2014'te yayımlandı ve Amazon Yılın Yılın Kitabı gibi eleştirmenlerden övgü gibi birçok ödül kazandı.

Yazar istatistikleri

  • 23 okur beğendi.
  • 747 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 267 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.