Christopher Caudwell

Christopher Caudwell

Yazar
9.8/10
10 Kişi
·
19
Okunma
·
6
Beğeni
·
134
Gösterim
Adı:
Christopher Caudwell
Unvan:
Yazar
Doğum:
Wandsworth, Birleşik Krallık, 1907
Ölüm:
Jarama Nehri, İspanya, 1937
Gerçek adı Christopher St. John Sprigg olan Christopher Caudwell, 1907 yılında İngiltere'de Putney'de doğdu. On beş yaşına gelmeden okulu bırakan Caudwell, Yorkshire Observer'da muhabir olarak çalışmaya başladı. Daha sonra Londra'ya dönüp ticari bir gazete olan British Malaya'yı çıkarttı. Kardeşiyle beraber bir havacılık yayınları şirketi kurdu ve teknik dergilerden birini yönetti. Bu arada sonsuz değişken bir vites icat etti. Bu buluşu Automobile Engineering'de yayımlandı. Havacılık üstüne beş kitap, yedi detektif hikâyesi yayımladı, bazıları basılan birçok kısa öykü, şiir ve oyun yazdı. 1935' te ilk ciddi romanı This My Hand'i yayımladı. Görüşleri değişmeye başlayınca Poplar'a taşınarak emekçi sınıfla yakın ilişki kurdu ve Halk Cephesi'ni incelemek için Paris'e gitti. Bir yandan da yazılarına devam ediyordu. Yanılsama ve Gerçeklik'i (Payel, 1980), Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler denemelerini ve The Crisis in Physics'i (Fiziğin Bunalımı) yazdı. Bu arada İspanya İç Savaşı patlayınca Uluslararası Tugay'a katılarak çarpıştı. 12 Şubat 1937'de Jarama Nehri Çarpışmasında öldürüldü.

Eserlerinden Yanılsama ve Gerçeklik İspanya'ya gittiği sırada baskıdaydı. Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler I ilk kez 1938'de yayımlandı. Şiirleri ve The Crisis in Physics 1939'da, Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler'deki görüşlerini daha ince ve ayrıntılı olarak yazdığı Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler II ise ancak on bir yıl sonra 1949'da yayımlandı.
Düşüncesiz eyleme inanmak ilkelliği faşistlere özgüdür. Ancak burjuva aydınının hurafesi olan eylemsiz düşünceye inanmak da aynı derecede ilkeldir. Düşünce eylemden uzaklaştırıldığı anda eli kolu bağlanır -daha doğrusu hiçbir şey üretmeyen bir makine gibi işler durur- çünkü düşünce eyleme yardım içindir. Gerçi düşünce eylemi yönlendirir ama nasıl yönlendireceğini de eylemden öğrenir. Varlık tarihsel olarak ve her zaman bilme’den önce gelmelidir çünkü bilme, varlığın bir uzantısı olarak evrilir.
Şarlatan kahramanla aynı zamanda ortaya çıkar, ilk bakışta ona benzer, o da aynı kuvvetlerden yaratılmıştır ancak onunla karşıt roller oynar. O bir Sulla, Kerensky, Hitler ya da Mussolini'dir. Hitler ve Mussolini de güçlerini Lenin'in aldığı kaynaktan, kapitalist toplumsal
ilişkilerle üretici güçlerin gelişimi arasındaki gerilimden alırlar. Devrimlerin bildik cilvesiyle şarlatanlar önceleri yaratıcı ve koruyucu melekler, kahramansa yıkıcı güç gibi görünür. Rollerin tam tersi olduğu, şarlatanların insan enerjisini boşa harcayarak tüm toplumsal ilişkileri parçalayacakları, kahramanın ise tam da eski biçimleri sahneden silen eylemiyle yenilerini var edeceği ancak sonradan anlaşılır.
Shaw’un ideal dünyası komünizm dünyası değil, Wells’inki gibi entelektüel samurayların zavallı sersem işçileri yönettiği bir dünya, yani faşizmin dünyasıdır. Özgürlüğün doğasını yanlış anlamış olan burjuva aydını, bu yanlış biçimlenmiş kavramdaki iç çelişkiler yüzünden uzun vadede özgürlüğün karşıtı olan faşizme sürüklenir.
Shaw, düşüncenin varlıktan çıktığı, insanın bilincini toplumsal ilişkilerini değiştirerek değiştireceği, değişimin toplumsal ilişkilerin altında yatan gerçek varlığın baskısıyla gerçekleştiği yolundaki temel doğruları örtük olarak reddettiği için propagandanın eylemden daha etkin olduğuna inanır. Wells gibi o da vaaz vererek dünyayı değiştirebileceğini zanneder. Ancak dünya hareket eder, gerçi vaazla da harekete geçirilebilir, ama onu hareket ettirecek vaazın dünyanın hareket yasalarına, eylemin yönüne göre hareket etmesi ve olayların özüne inebilmesi gerekir. Oysa burjuva aydını kendi mutlak doğru ya da adalet kavramının -bu etyemezlik, eşit gelir ya da aşı karşıtı kampanya yürütmek olabilir- dünyaya başarılı bir tartışmayla kabul ettirilebileceğini zanneder.
Meta üretiminin en yüksek değerde tutulduğu kapitalist
üretimde bütün bunlar değişir. Herkes, kendilerini demir
sertliğiyle ortaya koysalar bile yine de anlaşılmaz olan
yasalara göre işleyen bir pazar için körükörüne üretim yapar.
Malın, toplum yaşamı üzerindeki etkisi ölçülemez ya
da görülemez, «insan kendi toplumsal ilişkilerinin denetimini
yitirmiştir.» Anarşi içinde örülmüş karmaşık bir doku
olan kapitalizmin gelişmiş örgüsü bu çaresizliği kaçınılmaz
yapar.
318 syf.
·Beğendi·10/10
To build from matter is sublimely great,
But only gods and poets can create...

[Maddeden (bir şeyler) yaratmak, yalnızca Tanrıların ve şairlerin yapabildiği son derece muhteşem bir şeydir.]

1000k kullanıcıları içerisinde bu kitabın okunmamış ve oylanmamış olması beni gerçekten üzdü. Acaba 1000k kullanıcılarına mı hitap etmiyor, yoksa ülkemizde bu kitap okunmuyor mu? Bu iki soru arasında gidip geliyorum ancak ne yazık ki -sanıyorum- iki durumda da okunmuyor.

Ülkemizde insanların özgürlük mücadelelerinden uzak durmasını, özgürlük arayışı içinde bulunmamasını, büyük oranda burjuvazi kesiminin neyin gerçek neyin yanılsama; neyin ideal, neyin taklit -mimesis- olduğunu kavrayamamasına bağlıyorum.

Mitolojiden ve dinin doğup gelişerek dogmalaşmasından örnekler sunarak, kabile toplumlarından modern toplumlara sanatın, şiirin ve şairin evriminin, gerçekçi temellendirmelere dayandıralarak anlatıldığı bu kitapta bolca, Machiavellist rönesans prensliklerinin 15. yy İngiliz edebiyatında Shakespeare'a etkilerine ve James Joyce'a başvuru yapılıyor.

Zamanımızın en büyük kitaplarından biri olan bu kitabı okumak hiç kolay değildir -belki de 1000k okurlarının dikkatini bu yüzden çekmedi. Bu kitap üzerinde çalışılacak, açıklanacak, tekrar tekrar dönülecek; tekrar tekrar dönülse dahi her defasında taze bilgilerin bulunacağı bir kitaptır. Benim için de okuması hiç kolay olmadı. Her paragrafın içeriği altı çizilecek değerde ve ben her bir sayfa üzerinde ortalama 15-20 dakika harcadım.

Sonuç olarak (zahmet edip incelememi okuyan) değerli okur, Türkiye'de orta sınıfı temsil eden bir birey olarak bu kitabın cümlelerinden çıkaracağın umut, durumu berbat olan proterlayanın tek çıkar yoludur. Lütfen bu kitabı oku, iyi etüd et. Neyin gerçek neyin yanılsama ve algı bozukluğu olduğunu tespit et. Bu kitabı hayatı boyunca okumayacak olan proletaryana ve nihayetinde özgürlüğüne sahip çık!

Muhabbetle...

Yazarın biyografisi

Adı:
Christopher Caudwell
Unvan:
Yazar
Doğum:
Wandsworth, Birleşik Krallık, 1907
Ölüm:
Jarama Nehri, İspanya, 1937
Gerçek adı Christopher St. John Sprigg olan Christopher Caudwell, 1907 yılında İngiltere'de Putney'de doğdu. On beş yaşına gelmeden okulu bırakan Caudwell, Yorkshire Observer'da muhabir olarak çalışmaya başladı. Daha sonra Londra'ya dönüp ticari bir gazete olan British Malaya'yı çıkarttı. Kardeşiyle beraber bir havacılık yayınları şirketi kurdu ve teknik dergilerden birini yönetti. Bu arada sonsuz değişken bir vites icat etti. Bu buluşu Automobile Engineering'de yayımlandı. Havacılık üstüne beş kitap, yedi detektif hikâyesi yayımladı, bazıları basılan birçok kısa öykü, şiir ve oyun yazdı. 1935' te ilk ciddi romanı This My Hand'i yayımladı. Görüşleri değişmeye başlayınca Poplar'a taşınarak emekçi sınıfla yakın ilişki kurdu ve Halk Cephesi'ni incelemek için Paris'e gitti. Bir yandan da yazılarına devam ediyordu. Yanılsama ve Gerçeklik'i (Payel, 1980), Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler denemelerini ve The Crisis in Physics'i (Fiziğin Bunalımı) yazdı. Bu arada İspanya İç Savaşı patlayınca Uluslararası Tugay'a katılarak çarpıştı. 12 Şubat 1937'de Jarama Nehri Çarpışmasında öldürüldü.

Eserlerinden Yanılsama ve Gerçeklik İspanya'ya gittiği sırada baskıdaydı. Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler I ilk kez 1938'de yayımlandı. Şiirleri ve The Crisis in Physics 1939'da, Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler'deki görüşlerini daha ince ve ayrıntılı olarak yazdığı Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler II ise ancak on bir yıl sonra 1949'da yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 19 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 39 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.