7.5/10
0 Kişi
20
Okunma
1
Beğeni
2.285
Görüntülenme

Hakkında

Eğitim Bilgileri Doktora, Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Türkiye 2006 - 2011 Yüksek Lisans, Dokuz Eylül Üniversitesi, Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri Ve İnkilap Tarihi Anabilim Dalı, Türkiye 2004 - 2006 Lisans, Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih, Türkiye 2000 - 2004 Yaptığı Tezler Doktora, Izmir ve artalanında tarımsal üretim ve ticareti 1844- 1914, Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2011 Yüksek Lisans, Tanzimat’xx tan Cumhuriyet’xx e (1923) Aydın ilinde iktisadi değişim, Dokuz Eylül Üniversitesi, Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, 2006 Araştırma Alanları Sosyal ve Beşeri Bilimler, Tarih, Yakınçağ Tarihi, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Akademik Unvanlar / Görevler Doç.Dr., Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, 2014 - Devam Ediyor
Ünvan:
Türk Akademisyen

Okurlar

1 okur beğendi.
20 okur okudu.
1 okur okuyor.
14 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 25.0
Erkek% 75.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Nizam-ı Cedid sadece Avrupa standartlarına uygun askerî yenileşmeyi ifade etmez, aynı zamanda yeniçerileri ıslah etmek, ulemanın nüfuzunu kırmak, Osmanlı Devleti 'ni Avrupa medeniyetine ortak kılmak için girişilen topyekûn yenilik hareketlerinin bütününü ifade eder. Bu hâliyle Nizam-ı Cedid; kâdim, gelenekçi ve tutucu eğitimin karşıtı bir program şeklinde karşımıza çıkar.
Tarih
Geldikleri gibi giderler !
Anadolu'nun işgali, Türk milletini kaderiyle baş başa bıraktı, millet olarak varlığını korumaya yöneltti. Bu devrede, Türk milleti bir bütün olarak bir kurtarıcı beklemekte idi. Türk milleti bu buhranlı dönemde, kendi kendini savunma ihtiyacının da sonucu olarak bir tek amaca yöneldi ve tam bir dayanışma duygusu ile hareket etmek zorunda kalmıştır. Ulusların bağımsız yaşamaları devlet olmakla, milletin hukuki ve siyasi şahsiyet kazanmasıyla mümkündü. Teşkilat kurarak, silaha sarılarak, isyan ederek mahalli kurtuluş çarelerinin arandığı ümitsiz günlerde Mustafa Kemal Paşa'nın tarih sahnesine çıkışı bir tesadüf ya da sadece bir cesaret işi değildi. Mustafa Kemal'i ihtiyaç ve zorunluluklar ortaya çıkardı, şahsında millet, temsilcisini buldu, umut ve geleceğini ona bağladı. Mustafa Kemal Paşa, Türk milletini kurtarmak yolundaki kararını, Mondros Mütarekesinden sonra Adana'da Yıldırım Orduları Grup Komutanı olarak bulunduğu zaman vermiştir. Herkesin teslim olmasına karşılık, Mustafa Kemal Paşa, o en umutsuz görünen şartlar içinde dahi vatan ve millet kurtuluşu uğruna bir şeyler yapacağı kanısında idi. İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından işgal edildiği günlerde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığından ayrılarak İstanbul'a gelen Mustafa Kemal Paşa, kendini çok üzen bu olay karşısında, yaverine “geldikleri gibi giderler" demişti. O karanlık günlerde Mustafa Kemal'in kurtuluşa olan inancı ve kararlılığını göstermesi bakımından bu söz son derece önemlidir. Kimilerinin Anadolu'nun artık kaybedildiğine, düşman işgalinden kurtulmanın mümkün olmadığına, direnmenin anlamsızlığına inandığı bu günlerde Mustafa Kemal Paşa'nın bir asker ve bir aydın olarak gösterdiği kararlılık ve inanç direnişin en önemli dinamiği olmaya da adaydır. Büyük direnişi örgütleyerek uygulamaya geçirmenin
Reklam
Reklam