Göçebe kanun koyucular için hırsızlık bilhassa ağır bir suçtu. Çünkü göçebenin en değerli malı sayılan hayvanlar, mecburi olarak bozkırda başıboş otlamaktaydılar; hatta yurtlar bile çok kere, içinde oturanlar tarafından terk edildiğinde, açık kalmaktaydılar. Bu kaçınılmaz zaruretler, bunu kötüye kullananlar için bir itimat meselesi sayıldığından bilhassa cezayı müstelzim sayılmaktaydı. Bundan ötürü hırsızlık ağır cezalarla teyit edilmiş, hırsızların izlerinin kovuşturulması etraflıca hükme bağlanmış, kanun koyucu beraberlik hissine hitap etmiş ve herkesi şüpheli şahısları bildirmeye mecbur tutmuş ve vazifesine aykırı hareket eden memurları da ciddi cezalarla tehdit etmiştir.