• "Eğer imtihan bekliyorsak bilmeliyiz ki,
    modern dünyada en büyük imtihanlardan birini internet ve sosyal medya üzerinden yaşayacağız."
    -kitap arka kapağından alıntı-

    Kitap bu temel üzerinden giderek, günümüzün büyük bir bölümünü ayırdığımız sosyal medyanın hayatımızda ne gibi günahlara sebebiyet verdiğini,
    fark etmeden veya fark ederek internet aracılığı ile işlenen günahların aslında internet üzerinde olmasının bir şeyi değiştirmediğini vurgulamış.

    İnternet, sosyal medya, günahlar; mizah/alay, zina/göz zinası, kumar/falcılık, faiz, misyonerlik, KUL HAKKI, zan, yalan, aldatma, RİYA VE REKLAMCILIK, Hırsızlık, iftira, ayıp araştırmak, koğuculuk (laf taşıma ), küfürlü/müstehcen konuşmalar, tartışmalar ve bazı merak edilen sorulara tavsiyelerde bulunmuş ve yol göstermiş.

    Aslında bahsedilen günahlar, düşününce, sosyal medyada gerçekten de geniş bir yer kaplıyor. Ve belki günlük hayata göre hiç de fark ettirmeden içimize sızıveriyor.

    Bana dil olarak biraz basit gelse de, yine de uyarıcı nitelikte bir kitap olduğundan okunabilir. Kendimize bir şeyleri hatırlatmak ve bilmediğimiz/düşünemediğimiz şeyler hakkında temel bilgi edinmek açısından okunabileceğini düşünüyorum.

    Keyifli okumalar herkese!
  • Ömrünün epeyce bir bölümünü hapiste geçirmişti, ama bundan hiç söz etmezdi. Bu da tıpkı hırsızlık eylemleri gibi hayatındaki normal karşıladığı olguların bir parçasıydı.
  • Serice okuyan herkes gibi ben de bu kitabı 10 günde bitirdim. Bitirdim, ama bu ne bitirme! Son bölüme kadar uzunca betimlemeler, bir türlü bitmek tükenmek bilmedi. Dickens, soluk almadan mekan ve çevre tasvirlerinde bulunmuş, sanıyorum... Oliver Twist'in namını, çevresini, ailesini, arkadaşlarını, yaşadığı haneleri, geçirdiği yoksulluğu, geçirdiği Hummaları, karşılaştığı sürahi dolusu "Bira"yı dahi dahiyane bir şekilde anlatmış anlatmasına; ama tüm bunlar anlatılırken Oliver Twist nerede kardeşim ? Ben meraklı bir okur olarak Oliver'ın nerelerde devindiğini, neler düşündüğünü iyicene öğrenmek istiyorum; yani Oliver kitapta çok uzak bölmelerdeydi. Sanki diğer yan karakterler kitabın ana konusu, Oliver ise başka dünyada hayat sürmekte olan bir "Öksüz"...

    Charles Dickens'ın anlatımına diyecek hiçbir lafım yok; çünkü o son derece yetenekli bir yazar, buna hiç şüphem yok. Ustaca yaptığı betimlemelerden belli bu! Yan karakterlerin yaşamına ilişkin en ufak detayı dahi biliyorum ve artık bunların izbe yerlerde, ne kötülükler peşinde koştuklarını; ne acımazcasına eylemlerde bulunduklarını, hırsızlık diyarlarını, öfke çalkantılarını, sinsi sinsi hareketleri ve genel anlamda "ÇİRKEFLİĞİ VE HASETLİĞİ" en derin manaları ile okumuş olduğumu anladım ve yoruldum.

    Okuyan bazı kişilerinde nitelendirdiği üzere "Başrol belirsizliği" içeren bir kitap... Dickens'ın nasıl bir kafa ya da düşünce ile yazdığını elbette bilemeyiz fakat okuyucuya Oliver'dan çok yukarda bahsini geçtiğim kötülükleri aktarmak ve öğretici olmak istemiş; ve bu kurguyu Sikes, Fagin, Noah Claypole, Mr. ve Mrs. Bumble, Monks ve Sikes'ın köpeği ile genişletip durmuuuş. Yalnız bir karakter havada kaldı: Elegeçmez (Mr. Jack Dawkins); Dickens okuyucunun öngöreceğini düşünmüş herhalde...

    Arkadaşlar, kitabı size önermiyorum; çünkü gerçekten kıymetli zamanınızı harcayan ve daha değerli kitapları okuma yetisini sömüren bir kitap, çoğuna ben de katılıyorum. Aslında boş bir kitap değil; fakat dilediğiniz mecrada olmayabilir. Hepinize iyi günler dilerim; sağlıcakla kalın!
  • "Homeros ve Hesiodos tanrılara, insanlar arasında ne kadar ayıp ve kusur varsa hepsini yüklemişlerdir: Hırsızlık, zina ve birbirlerini kandırma" ... "İnsanlar tanrıların kendileri gibi doğmuş olduklarını ve kendilerinkine benzeyen elbiseleri, sesleri ve biçimleri olduğunu sanmaktadırlar" ... "Evet, eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biçimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer çizerilerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verdirirlerdi" ... "Habeşler:, tanrılarının kara ve basık burunlu, Trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler." (Ksenophanes)
  • Fakirin gayri meşru çocuğu olursa p*ç,zenginin olursa yasak aşkın meyvesi olur.Fakir kız peşinde koşarsa sapık,zengin koşarsa playboy olur.Fakir toplanırsa çete,zengin toplanırsa toplantı olur.Fakir çalarsa hırsızlık ,zengin çalarsa yolsuzluk olur.Kavramların bile cepteki paraya göre değiştiği bir Dünya'da adalet arıyoruz.!

    Can Yücel
  • Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
    Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

    Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı? 
    Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

    Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
    Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

    Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
    Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

    Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
    Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

    Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan. 
    Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

    Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
    Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

    Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer; 
    Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

    Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
    Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

    Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
    O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

    Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
    Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

    Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
    Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

    İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
    Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.