Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bulaşıcı hastalıklar artık daha az genç insanı öldürdüğü için, kanser ve tip 2 diyabet gibi daha yaşlı insanlarda etkili olan hastalıkların artmasını beklemek mantıklıdır. Vücudunuz yaşlandıkça organlarınız ve hücreleriniz işlevlerini daha etkisiz bir biçimde yerine getirirler, eklemleriniz yıpranır, mutasyonlar birikir, daha fazla toksin ve zararlı maddeye maruz kalırsınız. Bu mantığa göre, gençliğinizde beslenme yetersizliği, grip veya koleradan ölme ihtimaliniz azalıyorsa, yaşlıyken kalp hastalığı veya kemik erimesi nedeniyle hayatınızın sonlanmasından ötürü kendinizi şanslı saymalısınız. Aynı mantık, huzursuz bağırsak sendromu, miyop ve diş çürükleri gibi ölümcül olmasa da can sıkıcı rahatsızlıkların da medeniyetin yan etkileri olarak görülmesinin gerektiğini vurgular.
Kronik olarak yetersiz uyku ayrıca obeziteyi de destekleyen bir faktördür. Normal uykuda vücudun dinleme halinde olması leptin hormonunun seviyesini artırırken, girelin hormonunun seviyesini azaltır. Leptin açlık hissini azaltırken, girelin açlık hissini artırır ve bu döngü uykudayken acıkmamanıza yardımcı olur. Fakat devamlı olarak yetersiz uyuduğunuzda leptin seviyeleriniz azalırken girelin seviyeleriniz artar ve bu beyninize ne kadar tok olursanız olun açlık sinyali gönderir. Bu yüzden uykusuz kalan insanların karnı daha sıklıkla acıkır ve canları özellikle karbonhidrat açısından zengin yiyecekler çeker.
Pişirme benimsenmeye başladıktan sonra dönüştürücü bir ilerleme teşkil etmiştir. En başta, pişmiş yiyecekler pişmemişlere oranla çok daha fazla enerji elde edilmesini sağlar ve sizi hasta etme ihtimali daha azdır. Ateş aynı zamanda ilkel insanların soğuk habitatlarda kendilerini ısıtmalarını, mağara ayıları gibi tehlikeli hayvanları uzak tutmalarını ve geceleri de daha geç uyumalarını sağlamıştır.