David Edmonds

David Edmonds

Yazar
8.4/10
9 Kişi
·
19
Okunma
·
1
Beğeni
·
397
Gösterim
Adı:
David Edmonds
Unvan:
Radyo Yapımcısı, Yazar
David Edmonds 1990'dan beri, belgesel uzmanı olarak BBC'de çalışıyor. Önde gelen İngiliz gazete ve dergilerine yazılar yazıyor. Oxford Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yaptı; halen felsefe doktorası çalışmalarını sürdürüyor.
... esas önemli şeyler konuşamadığımız şeylerdi. Wittgenstein Tractatus'un asıl derdini, önemli bir avantgard editöre yazdığı mektupta şöyle telaffuz etmişti: "Kitabın etik bir derdi vardır... Eserim iki bölümden oluşuyor: burada sunduklarım artı yazmadığım her şey. Esas önemli olan bu ikinci bölüm­dür."
"Birisi bana en kötü yerlerde bulunduğunu söylerse onu yargı­lamaya hakkım yoktur ama oralara gitmesini sağlayanın üstün bilgeliği olduğunu söylerse o zaman bilirim ki sahtekârdır."
Popper onun dile olan ilgisini gözlük temizleme­ye benzetmişti. Dil felsefecileri bunun başlı başına kıymet arzeden bir şey olduğunu düşünüyor olabilirler. Ciddi filozoflar, te­mizlemenin tek amacının gözlüğü takanın dünyayı daha net görmesini sağlamak olduğunun farkındadırlar.
"Bellek duyuların en paradoksal olanıdır" diye yazmıştı, Londra'daki Psikiyatri Enstitüsü'nden nöropsikiyatrist Peter Fenwick, "aynı zamanda öyle güçlüdür ki en önemsiz izlenim­ler bile depolanabilir, tümüyle unutulabilir ve seneler sonra bütün ayrıntılarıyla tekrar hatırlanabilir ama bu öyle güvenilmez­dir ki bizi tümüyle yalana çıkarabilir." Anı olduğu iddia edilen şeyleri değerlendirirken pek çok sorunla karşılaşılır. Sonradan edinilen bilgiler, doğru da yanlış da olsa kolayca hatırlananları çarpıtabilir, hatta hiç gerçekleşmemiş olayların gerçekleştiği inancı yaratabilir. Bir olayın belki de tekrar tekrar hayal edilen, hayali bir versiyonu gerçeğin yerini alabilir: kişi, hayal ettiği bir şeyin gerçekten meydana geldiğine inanmaya başlayabilir. Ger­çek anı silinir. "Sahte anıların nasıl ve ne zaman oluştuğunu he­nüz bilmiyoruz. Bazı araştırmacılar olay sırasında zihne kaydedildiklerini düşünüyor; bazıları, insanların olanlara dair bir şema geliştirdiklerini ve özgün deneyimlerinin anısı yerine, geri­ye dönerek, şemaya uyduğu halde doğru olmayan olayları yerleştirdiklerini düşünüyor."
"aşk insanın kalbinde tuttuğu o EN (sic) değerli inci, insanın asla hiçbir şeyle değiştirmeyeceği ve her zaman en kıymetli şey olarak görebileceği bir şey. Dahası insan ona sahip olduğunda büyük değer ne demekmiş onu da anlıyor. Değerini anlamak için ne olduğunu bilmeniz lazım. Kıymetli taşları seçmenin ne anlama geldiğini öğreniyor insan."
Margarete 'in oğlu John, Schlick 'in öğrencisiydi. 1927 'de Ludwig 'in talimatıyla Schlick 'le temasa geçti: Ludwig memnuniyetle Schlick 'le görüşürdü ama onun teklif ettiği gibi Viyana Çevresi 'nin diğer üyeleriyle görüşmek istemiyordu. Schlick 'in karısı, kocasının hacca gider gibi çıktığını hatırlıyordu: "Döndüğünde huşu içindeydi, pek konuşmuyodu. Ben de soru sormanın yerinde olmayacağını hissettim."
"Diyelim ki hepiniz bu odada aritmetik yaptınız. Sonra yandaki odaya geçtiniz. Bu 2+2=5 'i meşru kılmaz mı? Yandaki odadan 20x20=600 diye bir saçmalıkla gelseniz ve ben bunun yanlış olduğunu söylesem bana 'Ama yandaki odada yanlış değildi' diyemez misiniz?"
Bir keresinde bir ABK toplantısından sonra Michael Wolff 'la birlikte eve dönerken, iki ABD ordu kamyonu büyük bir hızla Wolff 'un paltosunun eteklerinin uçuşturacak kadar yakınlarından geçmişti. "Bu kamyonlar çok hızlı gidiyor" diye homurdanmıştı Wolff. Kazayı nasıl kılpayı atlattıklarının farkında olmayan Wittgenstein, Wolff 'un sözünün ABK 'de dinlediği bildiri üzerine bir metafor olduğunu zannederek "Bunun meseleyle ne alakası var anlayamadım" demişti.
1970 mayısında BBC radyosuna verdiği bir röportajda Popper, Wittgenstein 'ın ölümünden sonra yayınlanan eserlerine değiniyordu:

"Wittgenstein 'ın Felsefe Araştırmaları eserinde tam olarak neye karşı olduğumu söylemeye beni mecbur bırakırsanız, ancak "Hiçbir şey..." diyebilirim. Gerçekten de ben bu teşebbüsün kendisine karşıyım. Yani söylediklerinden katılmadığım hiçbir şey yok çünkü insanın katılmayacağı hiçbir şey yok. Ama itiraf etmeliyim ki, sıkıldım -sıkıntıdan gözlerimden yaş geldi."
Ancak asilzade tavırlarından, servet kadar kolay kurtulunmuyor. Leavis, Wittgenstein 'ı sorunlu biri olarak görüyordu. Ama bunu, filozofun üst sınıftan bir ailede yetişmiş olmasına bağlıyordu. "Pervasızlık olarak adlandırdığım niteliğin ve sessiz bir temayüzle birleştiğinde aristokratik bir havası olduğu tek düşünen ben değilimdir herhalde." Leavis 'in hissettiği o derin huzursuzluk muhtemelen plütokratik duruşla sade bir hayat sürdürme iradesi arasındaki çatışmadan kaynaklanıyordu. Bernhard bunu daha haşin bir tarzda ifade etmişti: "köy öğretmenliği yapan bir multimilyoner kuşkusuz sapıkça bir şey."
280 syf.
·8 günde·10/10
Herhalde okuduğum en fazla detay bilgi barındıran felsefeciler tarihi veya popülerin popüleri felsefe kitabı olabilir. Kitapta iğrenç olan bariz 3 şey vardı: Wittgenstein için yanlı (hatta karalama amaçlı) karakter analizleri ve homoseksüellikle alakalı olarak aşk hayatı, son olarak da Popper 'ın Wittgenstein ile ilgili analizleri. Ancak yine de 20. yüzyıl felsefesinin ayrışmalarını en ünlü 2 filozof üzerinden incelemek karşılaştırmalı olarak iyi duruyor. Daha çok Wittgenstein felsefesine giriş için güzel bir kitap olabilir çünkü Wittgenstein 'ın akademik hayatına ve çevresine çok fazla odaklanıyor. Kapsamlı biyografisinde bile böyle bilgilerin edinilebileceğini sanmıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
David Edmonds
Unvan:
Radyo Yapımcısı, Yazar
David Edmonds 1990'dan beri, belgesel uzmanı olarak BBC'de çalışıyor. Önde gelen İngiliz gazete ve dergilerine yazılar yazıyor. Oxford Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yaptı; halen felsefe doktorası çalışmalarını sürdürüyor.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 19 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 31 okur okuyacak.