Devrim Yalkut

Devrim Yalkut

DerleyenEditörTasarımcı
8.0/10
993 Kişi
·
2.633
Okunma
·
1
Beğeni
·
504
Gösterim
Adı:
Devrim Yalkut
Unvan:
Editör, Tasarımcı
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Nazmiye Şen
Nazmiye Şen Dil Söyler Kulak Dinler Kalp Söyler Kâinat Dinler'i inceledi.
104 syf.
·1 günde·10/10
Taner Şanlıoğlu'nun müthiş yorumları eşliğiyle ruhunuzun derinliklerine dingin bir yolculuk Yunus Emre.. Çok güzel bir kitaptı. Özellikle Ramazan gibi bir rahmet ayında ve Covid 19 sebebiyle eve kapanan herkes açısından içimize dönmek için bir fırsat içinde yaşadığımız bu süreç. Özümüze dönmek, kendimizi dinlemek, sessizliğin müthiş sesinde kaybolmak için rahmet ayının çağlayanında yıkayalım ne kadar kir, pas, tortu varsa ruhumuzda... Her sayfasını yudum yudum içtim. Uzun uzun düşündüm. Ve çok şey idrak ettim. Her sayfada hafiflediğimi hissettim. Bazı kitaplar iyi ki varlar.
120 syf.
·3 günde·10/10
Müthiş müthiş müthiş bir kitap.. Farabi'ye okul müfredatlarında yer açılması gerekli. Soluksuz okudum bu kitabı ve tadı damağımda kaldı. Destek yayınlarının felsefe serisi hakikaten müthiş. Hepsini edindim ve sıra sıra okuyorum. Şimdi gelelim Farabi'ye. Farabi, Ebu Nasır Muhammed İbn El Farah El Farabi'dir asıl adı. Türk bir ailenin çocuğu olarak 870'te Türkistan Farab yakınlarında küçük bir köy olan Vasic'te doğdu. Hayatı boyunca muzik, felsefe,botanik,matematik ve mantık alanlarında birçok eser yazdı. Batı dünyasında Alfarabius ismiyle bilinen Farabi, İslam felsefesinde "Birinci Öğretmen" olarak kabul edilen Aristotales'ten sonra "İkinci Öğretmen" olarak kabul edilir. Farabi, "İnsan ilmi aramakla mükelleftir. İlmi bulmak,onu öğrenmek ve onu anlatmak zorundadır" der. Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran yegane ölçüt "düşünebilme" yetisidir. Ve bu yeti sonucunda ilimin kapısı aralanır. Içinde yaşadığımız çağda ise bırakın ilimi sağlıklı iletişim bile kuramıyor insanlar birbirleriyle. Gittikçe düşünüp hareket etme yetimizi kaybedip sığlaşıyoruz. Olumsuzluklar, olaylar peşimizi bırakmıyor bu yüzden. Düşünmeden hareket eden bir insan cahil değildir de nedir? Neyi neden yaptığını bir an bile sorgulamayan bir zihnin acizliğini düşünün. Ve bunun çevremizdeki tezahürlerini. Mesela öğrencilere durup düşünme şansı tanımayan bir eğitim sistemi düşünün, sadece ezbere dayalı. Konuları yetiştirme odaklı ders anlatan eğitimciler düşünün. Anlatmak odaklı ders anlatan bir avuç eğitimciyi dâhil etmezsek, günümüzde diplomalı cahillerin cehaleti şaşırtmıyor artık beni. Insanların çoğunluğu kendini eğitmiyor. Çünkü sakince bir köşeye çekilip düşünmek "sıkılmak" olarak adlandırılıyor maalesef. Sessizliğin sesine tahammül edemeyen sağır kulaklar düşünün. Bakın Farabi ne diyor ; "Kötü insan ruhu ile ilişkisini kaybeden insandır".
"Cahil insan kimdir? Cahil insan aklını kendini eğitmek ve öğrenmek için kullanmayan insandır "
Hadi şimdi bu iki sözü uzun uzun düşünelim.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Öncelikle Ahmet Batman’ın kitaplarını seviyorum. Bu okuduğum 4. Kitabıydı. Toplumda bazı düşünürler (gittiğim ikinci el kitapçı) Ahmet Batman’ın boş yazdığı kanısındalar ama ben öyle düşünmüyorum. Her yazarın kendine özgü anlatımı var. Ayrıca Ahmet Batman’ın özlü sözlerini çok beğeniyorum. Bence yabana atılacak bir yazar değil. Önyargınızı kırın.

Kitaba gelecek olursak; ben daha “aşk” üzerine bekliyordum ama beni şaşırttı. Daha çok bir kahramanın çocukluğundan başlayan hikayeyi konu alıyor. Her zaman olduğu gibi dili gayet yalın ve sade. Özlü sözleri tabi ki var. Ve hikayenin seyiri, benim tahminlerimi hep yanılttı. İlk başta basit gibi geldi ama olaylar tahmin ettiğim gibi gelişmedi. Genel olarak güzel okunabilir bir roman.

Bir dikkatimi çeken başka nokta ise; diyaloglar, konuşma metinleri çok yapmacık geldi bana. Canlandırma gibi olmuş, kısa cevaplar vs. Baba ile oğulun veya abi ile kardeşin konuşması bu kadar sade olamaz herhalde. Diyaloglar daha derin daha içten olsaydı çok daha güzel olurdu. Ve bir kaç ayrıntı daha gerçekçi olabilirdi.(Bunları açıklamayacağım spoiler olur.) Bahsettiğim ayrıntılar hikayeyi biraz da olsun yapmacık hale getirdi benim adıma. Ve son olarak yazarımızın ölümü çok kullandığını düşünüyorum. Ölüm okuyucuda merak uyandıran ve okuyucu hüzünlendiren olay olduğu için tabi doğal olarak beni de hüzünlendirdi. Ama hikayeyi daha da hüzünlü yapmak için bu kadar ölüm kullanmasına gerek yoktu. Ya da yazarımız bu niyetle kullanmadı ama tamamen bende hissettirdikleri bu şekilde oldu.

Tabi bunlar kendi şahsım adına eksik yönleri ama hikayenin güzelliği ve verdiği mesaj kesinlikle bu eksiklerini gölgede bırakmış. Ağır, kalın, yorucu, beyin yakan kitap okuyanların böyle bir kitapla mola vermesini tavsiye ederim

Son olarak burdan ikinci el kitapçı amcaya ve onun gibi düşünenlere sesleniyorum; Ahmet Batman hakkında önyargılı ya da okuyupta boş yazıyor diyenler bu kitabı okuyup verdiği mesajı görmelerini isterim. Okuduğum bir çok şişirilmiş kitaptan daha güzel, daha anlamlı mesajı var.

Naçizane fikirlerim bu yöndedir. Böyle güzel eserleri eleştirmek bize tabi ki kalmaz ama kendimi geliştirmek adına bir kaç yorum yapmak istedim.

Saygılarımla...
248 syf.
D&R mağazasında kendime kitap bakıyordum ve aniden gözüme çarptı ASI PEYGAMBERLER ilgimi çekti raflara yanaştim kitabi elime aldim incelemeye başladım. Yazar hakkında bilgilenmek için oturdum elime telefonu aldım bir teolog. Hiç yanasmadım kitaba önyargılarımı kıramadım toplum tarafından anlatılan şeylerden ne farkı varki dedim ama içim içimi yiyordu şuana kadar hic dini tasavufi konuda kitap okumadım hep kendim araştırdim din ile ilgili bilgileri hep kendim bulmaya çalışıtım ama okumakta istiyordum. Kitabı aldım cafeye gidip oturdum açtım okumaya başladım. Ilk sayfaları geçerken ne saçmalamış ya dedim geri vermek için tekrar mağazaya gittiğimde fişi çöpe attığımı farkettim ve mecbur elimde kaldı okumaya başladım...
Kitabı okurken verilen tüm dini bilgileri unutmaniz lazım yoksa ne saçmalamış diye kendi kendinize söylenmeye başlarsınız sayfalar ilerledikçe yok daha neler dedim hayatımda okuduğum en çarpıcı kitaplardan biri... hz.nuh , hz.isa , hz ibrahim.. peygamberler hakkinda o kadar çarpicı bilgiler var ki yuh daha neler muhteşem kitap.. Eğer gerçekten merak ediyorsanız okuyun okuyun ki toplum tarafından dayatılan yanlış bilgileri silip atin...
Nazmiye Şen
Nazmiye Şen Nereye Giderseniz Gidin Ama Tüm Kalbinizle Gidin'i inceledi.
82 syf.
·1 günde·6/10
Konfüçyüs öğretilerinde insanı doğru yola ve iyi akıl yürütmeye götüren bir mantık kurmuştur. Kişiye verilen eğitim kişiyi kendini eğitmeye götürmüyorsa altı boş ve anlamsızdır. Felsefesinde her türlü metafizik ve gerçekdışı sayılabilecek kavramı reddeder. Konfüçyüsçülük inancında Tanrı kavramı, tanrılara ait tapınaklar, rahiplik, mabet, inanç ve kutsal kitap yoktur. Bu sebeple Konfüçyüsçülüğe "Okul" ya da "Bilginler Doktrini" adı verilmiştir. Çin'de yaşayan büyük bir kesim tarafından din olarak kabul gören öğretilerine ve rağmen Konfüçyüs kendisini hiçbir zaman din adamı ya da elçi gibi görmemiştir. Ruhlar, insan üstü varlıklar, metafizik ögeler ya da ilahi güçlerden bahsetmemiştir. Ahiret inancı ile ilgili sorulan sorulara verdiği cevaplar da boşluklarla doludur. Her şeyin önce bu dünya için yapılması gerektiğini savunur. Dünyayı güzelleştirmeden cennet hak edilmez. Tanrı ile pazarlık ederek yaptığın iyilik iyilikten sayılmaz. Güzel ahlakı ve yardımseverliği benimsemek için kişinin ilahi bir güçten korkmasına gerek yoktur. Tanrı varsa üstün bir sevgi vardır. Tanrı tarafından kabul görmek ve sevilmek isteyen insan önce dünyayı, cansız varlıkları, hayvanları ve insanı sevip kabul etmelidir. Ahiret inancı yaşama amacının önüne geçtiğinde dünyaya iyi bir şeyler bırakmak mümkün değildir. Nefes aldığımız, toprağını ekip biçtiğimiz ve her türlü nimetlerinden faydalandığımız dünyayı, bulduğumuzdan daha iyi bir yer olarak bırakmak ilk amacımız olmalıdır. Mutluluğa giden yolun ve yegane amacımızın içinde yaşadığımız anı değerlendirmek olduğunu savunur. Ölümden sonra hayat varsa ve Bu dünya ahiretin ön formuysa yaşayan insan için yapılacak en büyük yatırım bu dünya üzerine olmalıdır.
.
.
Güzel bir kitaptı. Severek okudum. İnsan olmak, amacımız olmalıdır. Her dinin, her öğretinin kısacası evrensel adaletin temelinde bireyin kendini eğitmesi üzerinde durulmuştur. Konfüçyüs buna "ikinci doğum" der. Çok güzel bir tanımlama değil mi? Insanin kendini bir heykeltraşın yonttuğu gibi yontması ve kendini ortaya koyması, kendine bakması, ruhuna dokunması kişinin kendini eğitmesiyle alakalıdır. Kendini bulamayan, düşünmeyen, hayata ve varoluşa dair soruları olmayan ve hayatı sığ yaşayan o kadar çok insan var ki çevremizde. Bazen "sağlıcakla kal" kelimesinin yerini "sağlıklı çevrelerde kal" olarak çevirmek istiyorum. Hayatımızdaki 5 kişinin ortalaması olduğumuz söyleniyor. Ve o 5 kişiyi de, kendimizi de değiştirmek yine bizim elimizde. Aslında kendimizden ve içinde yaşadığımız andan başka hiç bir şeye sahip değiliz. Bunu fark eden yoksun değil dünyanın en zengin insanıdır bana göre. Çünkü bunu henüz fark edememiş o kadar çok insan var ki yeryüzünde. En büyük servet yine kendimizde ve yapabileceklerimizde.. Kendimizi doğru yaşayalım öyleyse. Okunası bir kitap... okuyun...
120 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Benim için tek solukta bitirdiğim bir kitap oldu. Bazı kitapları yanınızdan hiç ayırmazsınız başınız şıkıştı mı bir çıkar yol bulmak için ona başvurusunuz. Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun? Benim için tamda böyle bir kitap olacak. (yaşam için, sevgi için, hissetmek için) iyi okumalar
Sena ömür
Sena ömür Yanlış da Olsa Düşünmek Hiç Düşünmemekten Daha İyidir - Hypatia'yı inceledi.
96 syf.
Düşünce tarihinin ilk bilim kadını hypatia.. Okurken seninle neden bu kadar geç tanıştım diye kendime kızdığım bir kitap.... Senden neden bu kadar çok etkilendim anlatamam.. acı çekerek öldüğün için mi ? ( cehalet döneminin verdiği kurbanlardan biri hypetia... canlı canlı bağırsaklarına kadar lime lime doğranıp bedeninin yakılması...) cesaretinden mi etkilendim ? (Bence o bilginin cesareti...) Yoksa orestosa verdiğin muhteşem ders yuzünden mi etkilendim (orestos bir gün hypetiaya açılmak üzere yanına gelir ve duygularını ifade eder ama hypetia onunla aynı görüşte değildir ve ona bir ders vermeye karar verir sinifta orestosu yanına çağıdır ve ona alt taraftan çıkardığı pedini verir ve şu cümlelerini ekler sen beni sevmiyorsun oramı seviyorsun...) sen muhteşem bir kadınsın
Bilge
Bilge Yanlış da Olsa Düşünmek Hiç Düşünmemekten Daha İyidir - Hypatia'yı inceledi.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
"Bir kadının söylediği şeylerin, onlara göre şeytanın söylediklerinden bir farkı yoktur. İşte esaret de burada başlıyordu; bir kadının düşünmesini şeytanca bulan bir toplumun esareti..."
İşte düşünce tarihinin ilk bilimi kadını olan İskenderiyeli Hypatia'nın toplumda hor görülmesinin, hayatı boyunca ölüm tehlikesi içinde yaşamasının ve fanatik bir kitle tarafından kilisede vahşice öldürülüp etleri midye kabuklarıyla parçalandıktan sonra yakılmasının sebebi işte bu karanlık zihniyetti.
Hypatia, tarih boyunca kadınlardan ve kadınların düşünmesinden böylesine rahatsız olan bir topluma yalnızca birtakım şeyler öğretmek istemişti: kendini bilmek, aklını kullanmak, korkmamak hatta korkunun üzerine gidip onunla yüzleşmek,cesaretli olmak ve bildiğini söylemekten asla sakınmamak.
Ve o, ilk kadın filozof olarak insanlara bir miras bıraktı: insanın isterse her şeyi yapabileceğini söyledi ve bir kadının gücünü ispat etti. Onu vahşice öldürenler tarihin karanlık sayfalarına gömülürken, Hypatia geleceğe güneş gibi doğdu.
Edeb-î Kelâm
Edeb-î Kelâm Yanlış da Olsa Düşünmek Hiç Düşünmemekten Daha İyidir - Hypatia'yı inceledi.
96 syf.
·1 günde·9/10
Evet karanlık Orta Çağ insanına göre kadınlar eğer düşünüyorsa şeytandır ve katledilmelidir. Üzgünüm ama o dönemde düşünce bu. Malesef kadınlar o dönemden bu yana zulmün baş karakterleri olmuşlardır. Hele bir de sorgulayansa o kadın, eyvah ki eyvah!..

Gaziantep’ten Ankara'ya doğru yol aldığım sırada otobüste okuma kararı aldığım ve Pozantı civarında bitirebildiğim az sayfalı ama çok faydalı bu eşsiz kitabı bana tavsiye eden P.Kübra hanımefendiye sonsuz şükranlarımı sunuyorum evvela.

Düşünmek... İnsanoğlunun korktuğu en büyük şey olmuştur. Hep birileri benim yerime düşünsün bağnazlığı. Kimileri inandıkları şeylerin değişmesinden, kimileri kötü anılarının varlığından, kimileri beceremedikleri şeyler yüzünden, kimileri ise sadece tembelliklerinden dolayı düşünmekten korkmuşlardır asırlardan beri. Araştırmadan, soruşturmadan körü körüne bağnaz fikirlerin kölesi olmaya da mahkum kalmışlardır haliyle. Esaret ve cesaret arasında her daim bir karar vermek zorunda olan insanlık, cesaret teriminin yolundan gidenleri de zalimce ya cezalandırmış ya da katletmiştir. Bu katledilenlerden birisi de; düşünmeyi, tekrar tekrar düşünmeyi insanlara öğütleyen ve yaşadığı dönemdeki hurafe bilgileri İncil'e ekleyen papazlara karşı mücadele eden Hypatia'dır.

Belki de tek şanssızlığı insana değer vermeyen o karanlık dönemde yaşamasıydı. Kimileri onu dinsiz ilan etti, kimileri kadın olmasından dolayı akılsız. Oysa talebelerine “soru sormak, araştırmak, doğruya ulaşmak" terimlerinden başka hiçbir şey öğretmemişti. Dine karşı değildi, dini kendi menfaatlerine yontan din adamlarına karşıydı. Dinin içerisinde olmayan emirleri İncil’in içeriğine ekleyen o zalimlere karşıydı. Kendisi düşünce tarihinin ilk bilim kadını sayılır. Bilimsel alanda insanlığa ışık olan bu kadın kilisece düşman ilan edilmiş, ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Onu öldürerek ondan kurtulmak yetmiyordu ancak. Aynı zamanda gözü gibi sahiplendiği İskenderiye Kütüphanesi’nin de yakılması gerekiyordu. Hem bedenini parçalayıp ateşe attılar, hem de aynı ateş ile kütüphaneyi yaktılar. Belki de kütüphanenin yakılması kadar bedeninin yakılması acıtmamıştır canını ne dersiniz?

Bilgelik sözleriyle dolu olan ve yaşamda insana yol gösterici mahiyette tertip edilen bu eserin daha çok sayfalı olmasını dilerdim.

Aslında bu kitabı okuduktan sonra dinimiz İslam’ın ne mükemmel bir din olduğunu ve malesef bu dini de hurafelerle doldurmaya çalışan bir takım zatların hala bulunduğunu tahayyül ettim. Devirler değişiyor, aktörler değişiyor lakin konu hep aynı noktada kalıyor. Sorgulamayan, araştırmayan, kandırılan toplumlar...

İstifadeli okumalar...

Saygılarımla...

Yazarın biyografisi

Adı:
Devrim Yalkut
Unvan:
Editör, Tasarımcı

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2.633 okur okudu.
  • 189 okur okuyor.
  • 1.987 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.