Dilaver Gürer

Dilaver Gürer

YazarÇevirmen
8.7/10
34 Kişi
·
116
Okunma
·
3
Beğeni
·
253
Gösterim
Adı:
Dilaver Gürer
Unvan:
Akademisyen, Yazar, Çevirmen
Doğum:
Yozgat, Türkiye, 1965
1965'te Yozgat'ta doğdu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı'nda başbakanlık uzman yardımcılığı görevini üstlendi. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı'nda araştırma görevlisi olup Abdülkadir Geylanî üzerine yazdığı doktora tezini tamamladı. 2007 yılında profesör alan Gürer, Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı ve Temel İslam Bilimleri bölüm başkanlıklarını yürütmektedir. Arapça, Farsça ve İngilizce bilmekle birlikte pek çok ulusal ve uluslararası organizasyona imza atmıştır.
Belâya sabrın metotlarından birisi de belâ anında kıble edinmektir. Müslüman nasılki namaz kılarken kıble ediniyor, Ka’be’ye dönüyorsa, belâ anında da bir kıble edinmelidir. O kıble ise kalptir.
Dilaver Gürer
Sayfa 209 - İnsan Yayınları
Dünyevî zevk ve ihtirasların peşinden koşmak, insanın kendi aslî benliğinden, daha vahimi Allahü Teâlâʼdan kaçmak demektir ki, bu da dalâletin, sapıklığın en kötüsüdür.
Ey birâder! Sen ancak düşünceden ibâretsin.
Geri kalanın kemik ve lif.

Eğer düşüncen gül ise, Gülşen içindesin;
Ve eğer diken ise, sen külhanın odunusun.

Avni Konuk, Fusûsu'l-hikem Şerhi, IV/254.
140 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Düşünce ve Kültürde Tasavvuf kitabını Tasavvuf dersimiz vesilesiyle okudum. Tasavvuf'la ilgili genel bilgi sağlayabilecek bir kitap. Anlatımlar anlaşılır lâkin benim biraz daha edebi bir eser olacağına dair beklentimden kaynaklı kitabın yanında mutasavvıflara ve sözleriyle alakalı ayrıca okuma ihtiyacı hissettim.
Düşünce ve Kültürde Tasavvuf kitabı öncelikle diğer kitaplarda aşina olduğum şekliyle sonda yer alan literatür bilgisini girişten hemen sonra vererek 'Tasavvuf Tarihi Literatürü' ile başlıyor. Bu şekilde olması benim için hayli iyi oldu çünkü kaynaklara dair bilgim pek yoktu. Kitap üç bölümden oluşuyor.
1. Tasavvuf Nedir? Genel Başlıklar Hâlinde İslâm Tasavvufu
Bu bölümde mistik duyguya dair yapılan açıklamalar tasavvufla mistisizm arasındaki farkı anlamakta hayli yardımcı oluyor. En geniş başlıklara sahip bölüm olmakla birlikte başta bahsettiğim genel manada bilgi sağlayan bölüm de burasıydı.
2. Târihî Süreç
Bu bölümde tasavvuf tarihinin oluşumu ile Zühd Dönemi'ni anlatırken zâhidliğin ne olduğunu, zâhidâne hayatı tercihin sebeplerinin ne olduğu ve toplumsal açıdan değerlendirmesi ile başlıyor ardından 'Tasavvuf Dönemi' ve 'Tarikatler Dönemi' geliyor. Burada da bitiyor. Günümüzde de hayli çok tarikat var ve bunları da ayrıca 'günümüz tarikatleri' olarak ele almak okucular için bilgilendirici olabilirdi.
3. Tasavvuf Önderlerinin Birkaçı
Bu bölüm 15 sayfadan oluşuyor 6 mutasavvıf özet olarak işlenmiş. Açıkçası başta değindiğim beklentimin en çok karşılanmadığı bölüm burasıydı daha çok mutasavvıf anlatılabilir ya da bu anlatılan mutasavvıflar teferruatlı ele alınabilirdi. Bu bölümü okurken Diyanet İslâm Ansiklopedsi'nden de istifadelendim.
Genel anlamda Tasavvuf'a dair bilgi sahibi yapan ve okuyucuyu çok sıkmayan bir kitap. Tavsiye ederim.
220 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Vaazlardan toplanarak hazırlanmış bir kitap galiba. Allah razı olsun, başta büyük Veli Hz Abdülkadir Geylani'den ve onun nasihatlerini bizlere ulaştıranlardan. Kitap güzel, birçok nasihatı alıntı olarak paylaştım. Beni etkiledi, çünkü birçok yerde hitap olarak kullandığı üslup, nefsimin özellikleriydi. Birçok hitabı da hakaret tadındaydı,nefse hitap ettiği için hakaret haklıydı. Yolculara tavsiye edilir, yolculuğun şartlarını, yönünü, tehlikelerini, durakarını ve varış yerlerini nasihat olarak haritalandırmış mübarek Veli. Kitabı tasavvuf okulu diye bir İnternet sitesinden ücretsiz indirebilirsiniz.
220 syf.
İlim merkezi olan Bağdat Moğollar tarafından yakılıp yağmalanma dan önce Abdülkadir Geylani hazretlerinin halkı irşat etmek için sohbetler verdiği ve dünyanın her yerinden gelen insanların uğrak yeri olan bir şehirdi. Moğollar şehri kuşattığı zaman önce zenginliklerini yağmalayıp sonra da geçtikleri her yeri ateşe verdiler. Binlerce yazma eserler yakıldı; halkın bir kısmı bazı eserleri toprağa gömmek suretiyle kurtarabildi isede çoğunluğu telef edildi. Abdülkadir Geylani hazretlerinin sohbetleri yüzlerce kişi tarafından yazılır ve böylece halk onun ilminden istifade ederdi. Sohbetlerinde açıklamasını yaptığı süre ve ayetler talebeleri ve ya bu işlere memur kişiler tarafından yazılıp Kur'an tefsiri oluşturulduğu biliniyor fakat sohbetlerinden kayda geçirilen nüshaların çoğu imha edilen eserler arasında. Onun soyundan gelen Fadıl Geylani'nin bir çok arap ülkesine giderek yaptığı araştırmalar sonucunda yazma eserlerin bir kısmını gün yüzüne çıkardı ve "Geylani Tefsiri" adıyla ciltler halinde hazırladığı eserler neşredildi. Bu eserde, ayrı ayrı konu başlıkları altında onun sohbetlerinden oluşmadır. Kadiriyye tarikatının kurucusu olan Abdülkadir Geylani hazretleri, hem Hz. Hasan hemde Hz. Hüseyin'in soyundan olması nedeniyle hem Seyyid hemde Şerif ünvanları ile anılan önemli bir İslam âlimi dir...
140 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kısa ve öz bir Tasavvuf Tarihi. Tasavvufa kaşı olanlara karşı nazik ve ince cevaplar, izahlar. Tasavvufun evreleri akıcı bir üslupla açıklanmış.
Aslında tasavvuf kültürüyle hemhâl olduğumuz anlatılmış.
Son kısmında bazı tasavvuf büyüklerinin kısa hayat serencâmı ele alınmış. Güzel sözleri de ilave edilmiş.
140 syf.
·1 günde·9/10 puan
Kitap, kısa ve öz bir şekilde bizlere tasavvuf tarihini açıklamaya çalışıyor. Verdiği bilgilerle bir nevi kişiyi tasavvuf konusunda asgari bir bilgi sahibi yapıyor.
220 syf.
·Puan vermedi
Abdülkadir Geylani hazretlerinin 52 vaazını içeren bu kitapta Gavsül Âzam Kutbül Meşayih efendimizin nasihatleri ve Tasavvufa intisab etmiş sufilere rehber niteliğindeki sözleri yer alır.O kadar ki avamında havvasında öğreneceği birçok misal ayetler ve hadisler ile irşad edilmiştir.Allah u Teâlânın salât ve selamı başta Risaletpenah sevgili peygamberi Zişan efendimiz Muhammed Mustafa'ya onun âline ashabına ve dahi Allah'ın veli kullarına olsun
86 syf.
Yazarı tarafından Arapça kaleme alınmış bir kitabın Türkçesini okuyacağınız zaman, kitabın ilk bir kaç sayfasına bakın. "Çeviri/çevirmen" sözcükleri varsa korkmayın, ama "tercüme/tercüman/mütercim" gibi sözcükler görürseniz işiniz var demektir.

Evet, Konevi'nin bu boyutça küçük, anlamca büyük eserinin Türkçeye çevrilmesi kolay olmasa gerek. Zaten yazdıkları önsözde, tercüme edenler de tercümelerinde iddialı olmadıklarını, zaman zaman tekrar okuduklarında kendilerinin dahî bazı cümleleri anlamakta zorlandıklarını (!) tecrübe ettiklerini belirtmişler.

Bir de sanırım hem Arapça hem Türkçe bilenlerde şöyle bir durum oluyor: Arapçadan Türkçeye geçen sözcüklerin nerede başlayıp nerede bittiğini bilemiyorlar. Neyse, tercüme edenlerin emeğine sağlık diyor, yeni baskılar için Türkçeleştirme çalışmalarına daha özenle eğilmelerini diliyorum.

İçerik incelemesine geçersek; 86 sayfalık kitapta, eserin kendisi 16 sayfa tutuyor. 22 sayfalık bir açıklama var. Bunun dışında Konevi'nin hayatı ve eserlerine dair incelemeler bulunuyor.

Eserin kendisi, genel anlamda evrenin işleyişini konu alıyor. Daha doğrusu, evrenin oluşumundan öncesini, oluşumunu ve sonrasını. Tabi sembolik bir dille. Yani şifreleri çözebilmek için evrene dair bir fikriniz olmalı ki, okuduklarınıza yorum getirebilesiniz. Örneğin harflerden, kelimelerden ve surelerden söz edildiğinde, benim aklıma kuarklar, atomlar ve moleküller gelebiliyor. Böyle benzetimlerle, günümüz bilimine dair neler yakalayabildiğime bakmak hoşuma gidiyor. Konevi bu eseri, bir dostunun kendisinden "Fatiha suresinin Kuran'ın özeti olması" konusunda açıklama istemesi doğrultusunda yazmış. Konuyu hem yazı ile hem de çizdiği geometrik şekillerle açıklayan yazar, tüm evren (âlem) için kullandığı benzetimlerin hem Kuran'ın tamamı hem de Fatiha suresi için de geçerli olduğunu (fraktal bir yapı gibi) anlatıyor.

Açıklamalar (Ta'lîkât) bölümü M.H.Mâzenderânî tarafından kaleme alınmış. Oldukça yararlı ve ilgi çekici açıklamalar bunlar (ah bir de Türkçe olsalardı, diyeceğim yine!).
Bu bölümde de Arapça sözcüklerin yanlarına parantez içinde Türkçeleri yazıldığı olmuş, ancak kaynak dil hangisi, hedef dil hangisi? Amaç Türkçeye çevirmek olduğuna göre, elden geldiğince duru bir Türkçe ile yazılan cümlelerde, gerekli görülen yerde (parantez içinde veya dipnot olarak) Arapçası eklenebilirdi.
143 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Tasavvuf'a dair teorik bilgi içeren küçük hacimli bir kitap. Tasavvuf alanında araştırma yapmak isteyenler için iyi bir başlangıç olabilir. Sade ve anlaşılır bir üsluba sahip. Meraklısına iyi okumalar

Yazarın biyografisi

Adı:
Dilaver Gürer
Unvan:
Akademisyen, Yazar, Çevirmen
Doğum:
Yozgat, Türkiye, 1965
1965'te Yozgat'ta doğdu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı'nda başbakanlık uzman yardımcılığı görevini üstlendi. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı'nda araştırma görevlisi olup Abdülkadir Geylanî üzerine yazdığı doktora tezini tamamladı. 2007 yılında profesör alan Gürer, Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı ve Temel İslam Bilimleri bölüm başkanlıklarını yürütmektedir. Arapça, Farsça ve İngilizce bilmekle birlikte pek çok ulusal ve uluslararası organizasyona imza atmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 116 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 92 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.