Dilek Zaptçıoğlu

Dilek Zaptçıoğlu

YazarÇevirmen
8.8/10
16 Kişi
·
57
Okunma
·
0
Beğeni
·
420
Gösterim
Adı:
Dilek Zaptçıoğlu
Tam adı:
Dilek Zaptçıoğlu Akçin
Unvan:
Türk Araştırmacı, Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1960
1960 İstanbul doğumlu. Hamburg Heinrich Hertz Gymnasium ve İstanbul Alman Lisesi'nden sonra Boğaziçi Üniversitesi Tarih ve Göttingen Üniversitesi Tarih ve Politika bölümlerinde öğrenim gördü. Bizim Almanca dergisini yönetti. Cumhuriyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinin Almanya WDR Radyosu ve Financial Times Deutschlandin Türkiye muhabirliğini yaptı. Çeşitli dergi ve mecralarda siyasi-kültürel yazıları yayımlanmaktadır (Birikim, Blätter für deutsche und internationale Politik, Freitag, die tageszeitung). Der Mond isst die Sterne auf adlı romanı 1998 Gustav Heinemann Barış Ödülü'ne layık görüldü. Türken und Deutsche, Nachdenken über eine Freundschaft ve Die Geschichte des Islam adlı deneme kitapları yayımlandı. İstanbul ve Berlin arasında gidip geliyor.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
İncelememe başlarken samimiyetle belirtmek isterim ki, incelememin bilimsel açıdan bir değeri olmasa da, psikoloji ve sosyolojiye amatör bir şekilde ilgi duyan bir okur olarak kitap hakkında beni etkileyen birkaç hususa değinmek istiyorum.

Byung, çağımıza düşünceleriyle değer katan filozoflardan biri.
Kitabında şiddeti çok yönlü olarak ele almış.
Bizim fark edemediğimiz, giderek toplumun her bir zerresine nüfuz etmiş, içselleştirilmiş şiddete karşı farkındalık oluşturmak adına kitabı okunmaya değer.

Kitapta şiddet, iki ana başlık altında inceleniyor: Makrofizik ve mikrofizik şiddet. Byung şiddeti başlıklar altında incelerken diğer düşünürlerin görüşleriyle birlikte kendi görüşünü temellendiriyor. Onların tezlerine antitezler sunarken okuyucu da bunları sentezleme ve kendi görüşünü oluşturma imkânı buluyor.
Şiddetin dönüşümünü açıklamak için de toplumun dönüşümüne dikkat çekiyor. Arkaik, ilkel toplumlarda fiziksel şiddetin bir güç göstergesi sayılmasına karşın, toplumun ilerleyen safhası olan disiplin toplumunda şiddet artık normlar, emirler hâlinde kendini gösteriyor. Günümüzün geç modern toplumunda ise şiddet, başarıya ve performansa odaklı öznenin kendi kendini aşma savaşımında kendisini gösteriyor. Bu da depresyon, tükenmişlik sendromu, hiperaktivite gibi pek çok psikolojik rahatsızlığı beraberinde getiriyor.

Topluma ve kendimize eleştirel bir tutumla baktığımızda Byung'a hak vermemek mümkün değil. Olumsuzluk şiddeti(fail ve mağdurun belli olduğu şiddet) etkisini yitirmemekle birlikte, ondan daha tehlikeli olan olumluluk şiddetine maruz kalıyoruz: Aşırı üretim, aşırı tüketim, aşırı iletişim...
Bilgiye ulaşmak çok kolay çağımızda ve kaliteli bilgiye erişmek bir o kadar zor. Aşırı iletişim beraberinde bu uçsuz bucaksız çöplüğü getiriyor.
Artık fail ve mağdur ayrımı giderek silikleştiği için de şiddeti algılamakta zorluk çekiyoruz.

Bir de giderek şeffaflaşan, özel hayatımızı bile sosyal medya ile gözler önünde yaşayan bireyler haline geldik ve bunu normalleştirdik. Bu bizim kendimizi ve özgürlüğümüzü ifade ediş şeklimiz ve bunun aslında aksini beraberinde getirdiğini göremeyecek kadar körleştik. Bu da "şeffaflığın şiddeti" olarak kendini gösteriyor. "Şeffaflık insanı camlaştırır. Şiddeti de buradadır. Sınırsız özgürlük ve iletişim, topyekûn kontrol ve gözetime dönüşüyor."

Şiddetin ekonomik, politik, psikolojik, arkeolojik, sosyolojik yönlerine ışık tutan "Şiddetin Topolojisi", benim için başucu kitapları arasında yerini aldı bile. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum ve siz değerli okurlara kesinlikle kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Metis Yayınları, zengin içeriğiyle okumanızın verimliliğini artıracaktır.

Herkese iyi okumalar dilerim...
“Yeterince Otantik Değilsiniz Padişahım” Modernlik, Dindarlık ve Özgürlük, isim olarak albeni oldukça yüksek bir kitap, özellikle bu üç alanda okuma yapıyorsanız.

Bilindiği gibi Sultan Abdülaziz 1867 Paris Dünya Fuarı’na gittiğinde Osmanlı Devleti’nde bir ilk yaşanmıştı. Modernliğin, Doğu-Batı kıyaslaması malum Türk yazın tarihinin önemli ve sonu gelmeyen meselesidir. Dilek Zaptçıoğlu, Yeterince Otantik Değilsiniz Padişahım’da dünyanın dört bir yanında yaşanan deyimleri ve tabi Türkiye’de yaşananlarla kıyaslıyor.

Zaptçıoğlu, kitapta ayrıca “Sol İlahiyat” konusunda da sosyalist liberal görüş açısıyla baktığı çerçeveden bazı farklı açılımlar sağlıyor ancak yine de kimi İslami değerlerin değişimini yönündeki imaları bana sorunlu geldi. Detaylı incelemek ve tartışmak gerekiyor.

Kitabın ilk bölümü olan “Yeterince Otantik Değilsiniz Padişahım” ile kitap beni kazanmıştı, farklı bölümler ve konulardan oluşması biraz hayal kırıklığı yaratsa da kitabın son bölümü “Nasıl Bir Okul? Nasıl Bir Toplum?”, bana çok önemli bakış açısı sağladı.

İsviçre’nin Basel Kantonu Eğitim Dairesi’nin okullarda farklı dini inançlara nasıl davranılacağına dair hazırladığı tavsiye mektubu konuyla ilgili yerinde tespitler ve öneriler sunuyor. Kişisel olarak fazlaca ders aldığım bölüm oldu. İlgilisine de yararı olacağını düşünüyorum.
Atatürk hakkında güzel bir kitap.
Doğduğu topraklardan kilometrelerce uzaklara savaş cephelerine giden, Osmanlı'nın bitik halinden yeni bir devlet yaratma ve bu devleti dünyadaki diğer güçlü devletlerin gözünde büyük gösterme çabasını okuyacaksınız.
Siddet hangi yönden gelir dıştan mi yoksa içten mi? ve fakat hangisi daha yıkıcıdır. Byung Chul Han Koreli yeni nesil filozof ve düşünürlerden. Şiddeti fiziksel olandan alıp edimsel ve ruhsal açılardan ele almış. Günümüz insanın ben ve ötekisi üzerinden yeniden tanımlamis. Okuması bir kitap tavsiye edilir. ( Her ne kadar dili biraz farklı olsa da alınacak çok şey var kitapta)

Yazarın biyografisi

Adı:
Dilek Zaptçıoğlu
Tam adı:
Dilek Zaptçıoğlu Akçin
Unvan:
Türk Araştırmacı, Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1960
1960 İstanbul doğumlu. Hamburg Heinrich Hertz Gymnasium ve İstanbul Alman Lisesi'nden sonra Boğaziçi Üniversitesi Tarih ve Göttingen Üniversitesi Tarih ve Politika bölümlerinde öğrenim gördü. Bizim Almanca dergisini yönetti. Cumhuriyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinin Almanya WDR Radyosu ve Financial Times Deutschlandin Türkiye muhabirliğini yaptı. Çeşitli dergi ve mecralarda siyasi-kültürel yazıları yayımlanmaktadır (Birikim, Blätter für deutsche und internationale Politik, Freitag, die tageszeitung). Der Mond isst die Sterne auf adlı romanı 1998 Gustav Heinemann Barış Ödülü'ne layık görüldü. Türken und Deutsche, Nachdenken über eine Freundschaft ve Die Geschichte des Islam adlı deneme kitapları yayımlandı. İstanbul ve Berlin arasında gidip geliyor.

Yazar istatistikleri

  • 57 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 90 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.