Mısırlılar Nil Nehri kıyılarında yetişen bir bitkiden papirüs adı verilen malzemeyi icat ettiler. Bu malzemenin yüzeyi çizim yapmak için oldukça uygundu. Çok pahalı olduğundan insanlar yazı yazmak için papirüsün her iki yüzünü de kullanırdı. Dahası, yıkanıp silinebilir mürekkepler icat ederek papirüsün tekrar tekrar kullanılabilmesini sağladılar.
Sinalılar ve Fenikeliler ilk yazılarını kil tabletler üzerine yazmışlardı. Yumuşak kilin üzerine detaylı resimler çizmek oldukça zordur. İlk alfabelerin bu bölgede ortaya çıkmasının bir nedeni de bu zorluk olabilir.
Yunanlar ve Romalılar hem kil tabletler hem de papirüs tomarları kullandılar. Kamu binalarının taş duvarlarına sık sık kitabeler de işlediler. Pek çok Romalı yanında balmumu ile kaplanmış küçük ahşap yazı tahtası taşırdı. Tahtayı kaplayan balmumunu elleriyle ısıtıp tahtayı kolayca temizleyerek tekrar yazı yazabilirlerdi.
Ortaçağ'a gelindiğinde insanlar yazılarını parşömen adı verilen, özel olarak işlenmiş hayvan derisine yazıyordu. En yüksek kalitedeki parşömene tirşe adı verilirdi. Hem parşömenin hem de tirşenin fazlaca pahalı malzemeler olması yazının kullanımını oldukça kısıtlıyordu.
MS 1. yüzyılda Çin'de icat edilen kağıt, 12. yüzyıla dek Batı Avrupa'ya ulaşamadı. Kağıt, yüzyıllar sonra seri üretimine geçilinceye kadar yalnızca zengin azınlığın kullanabileceği bir lüks olarak kaldı.