Dönüş Sarıtaş

Dönüş Sarıtaş

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
56
Gösterim
Adı:
Dönüş Sarıtaş
Buna göre süpermarket kültürü tüm geleneksel ev yapımı ve doğal olan alışkanlıkları fark edilmeden yok etmekte ve el emeği ürünleri değersiz gösterip insanın kendisine yabancılaşmasına sebep olmaktadır. Böylece de tüketim, kişinin yaratıcılığını ve özgürlüğünü bertaraf edip savurgan ve bağımlı bir hayat sunmaktadır. Hazır gıdalar, ev yoğurdu yerine hazır yoğurt, anne sütü yerine hazır süt ya da hazır mamalar kullanmak mecburi gösterilmekte ve endüstri toplumunun insanları sömürmesine, kişinin kendi ürettiklerinin değersizleşmesine sebep olmaktadır. Böylece de özerk ve yaratıcı insan eylemi körelmektedir.

Çünkü insanlar bu çağda, kolay olana alışmıştır. Böylece AVM’ler hız ve haz çağındaki modern tapınaklarımız haline gelir. Toplumları uyuşturan ise popüler kültürdür. Tüm bunlar hazcı bir zihniyet yaratır. Daha çok endüstri ürünleri, daha çok teknoloji, daha çok ulaşım, daha çok tıbbi bakım, daha çok eğitim bağımlı bir tüketim toplumu yaratır. Bu da kapitalizmin asıl hedeflerinden bir tanesidir. Kapitalist bir toplumda ise çıkar sağlayan tüketiciler değil üreticilerdir.

Böyle bir toplumda tüketmek bir çare gibi sunulur insanlara. Hastalanınca daha çok sağlık hizmeti arar insanlar ve tıp kurumuna bağlı yaşarlar. Hastalanınca hemen doktora başvururlar. Kendi başlarının çaresine bakmayı bir türlü öğrenmek istemezler. O yüzden bir uzmana danışmayı daha doğru bulurlar ve ilaç tüketimine bağlı bir hayat yaşarlar. Illich bu durumu şu şekilde özetliyor: “İnsanlar, tıp endüstrisine bağımlılıklarının farkına vardıklarında, bu bağımlılıktan kurtulma umutlarının olmadığına inanma eğilimi içine girerler. Doktorsuz, hastalıklı bir yaşamdan korkmaları, bir otomobil ya da otobüs olmaksızın bir yerden bir yere gidemeyeceklerini zannetmelerine benzer."
Bu küresel teknoloji çağının insanları nasıl pasifleştirdiği konusunda Illich, bilgisayarı örnek veriyor: “Kitap almak için değil, araştırma yapmak için gidilen kütüphanelerdeki görevli, halkla kitap arasına girdi. Şimdi de onun yerini bilgisayar alıyor“ diyor. Buna göre teknoloji insanları kitaplardan soyutlayan, onları tekniğe indirgeyen bir süreçtir.

Illich yine bununla ilgili düşüncesini Barry Sanders ile birlikte yazdı ' “abc aklın modernleşmesi ” adlı eserinde: “kitabın elektronik medyanın elinde ölmek üzere olmasından kaygılı olduklarını”söylüyor: Bilgisayar ile artık internet ortamı üzerinden kitaba el bile sürülmeden ulaşılabilmektedir. Teknolojik aygıtlar ve bu araçlara kaydedilen bilgiler bir fırsat gibi sunulsa da, Illich’e göre hafızanın kaybedilmesine sebep oluyor. “Hafıza bir şeyin yazılı olduğu tablettir” diyor Illich.

Bu da elbette pasif ve bağımlı bir tüketim toplumunda kolaya kaçmak olmaktadır. Kolay bir yaşam batının konformizm ideolojisinin sonucudur. İnsanları pasifleştiren bir sistemi kalkınma, refah, konform diye adlandirmakla adeta büyülü bir dünya tablosu çizilmektedir. İnsanlar da iki adım yürümek ya da bisiklete binip doğayı keşfetmek yerine ayak basmadığı, götürüldüğü metroyu tercih etmektedir. Çünkü bu çağın insanı tekniğe, kolay yaşama alışmıştır. Illich: “Teknolojik ilerleme sürekli olarak çok değişik bir alet türünün geliştirilmesine hapsedildi’diyor.
Illich'in de eğitim felsefesinde birey merkezli öğrenimi savunduğu düşünüldüğünde onun önerdiği eğitim şu iki özelliğe sahip olmalıdır: “Özel becerileri kazanma ve öğrenme ile bireyin kendi hayal, imgelem inisiyatif ve yargı güçlerini tamamen keşfettiği, yarattığı ve kullandığı genel bir özgürleştirici deneyim. Birey kendi başına düşünmeyi ve yeteneklerini tamamen geliştirmeyi öğrenmelidir.”

Buna göre Illich, tıpkı sağlık kurumuna ve ilaçlara bağımlılıktan ziyade, bireylerden kendi kendine yetinmeyi öğrenmelerini istediği gibi, tıpkı endüstri ve teknoloji ürünlerine bağımlılıktan ziyade şenlikli, yaratıcı ve özerk ilişkileri istediği gibi yine eğitim ile ilgili görüşlerinde de bireylerden kendi becerileri ile öğrenim görerek kendilerini yetiştirmelerini ister. Ona göre özgür eylem ancak bu şekilde oluşabilecek ve birey kendi kendini yetiştirebilecektir. Öğrenci ancak bu sayede yaratıcı ve eleştirel düşünme becerilerine sahip olabilecektir.

Ona göre kaliteli bir eğitim sistemi şu üç amacı gerçekleştirmelidir:

Yaşamının herhangi bir anında mevcut kaynaklara ulaşmak suretiyle bir öğrenim gerçekleştirmek isteyen herkese imkan sağlamalıdır; bilgi sahibi olanların, bu bilgilerini paylaşmaları konusunda kendilerinden bir şeyler ögrenmek isteyenleri bulmalarına yetki tanımalıdır; halka, yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağlayabilecek bir imkan olarak, bir konuyu onlara sunmak isteyenler için gereken her türlü olanağı sağlamalıdır. Böylesi bir sistem eğitim için yasal garantiyi gerektirmektedir. Öğrenciler zorunlu bir müfredat programına katılmaya zorlanmamalıdır ya da bir diploma veya serti fika edinme gibi bir ayrımcılığa tabi tutulmamalıdır‘”
Fransız felsefeci ve toplumbilimci leaf; Baudriallard da “Tüketim Toplumu” adlı eserinde nesneler tarafından insanların
kendini nasıl esir ettiğini şu sözleriyle açıklıyor:

“Bugün tüm çevremizde nesnelerin, hizmetlerin, maddi malların çoğaltılmasıyla oluşturulmuş ve insan türünün ekolojisinde bir tür temel dönüşüm oluşturan akıl almaz bir tüketim ve bolluk gerçekliği var. Daha doğrusu, bolluk içindeki insanlar artık, tüm zamanlarda olduğu gibi başka insanlar tarafından değil, daha çok nesneler tarafından kuşatılmış durumda."
Illich, modern dünyanın sebep olduğu problemleri gözler önüne sermekte ve insanları bu problemlere karşı sorgulamaya davet etmektedir. Modern dünya bir takım kolaylıkları elbette beraberinde getirmiştir. Fakat Illich bu faaliyetlerin tamamen ortadan kaldırılmasını talep etmiyor. Modern dünyanın iyi yanları da vardır fakat Illich‘in istediği bu kurum ve araçların tamamen dışlanması değil, onlara bir sınırlandırma getirilmesidir. Sınırsız bir tüketim yerine dengeli tüketimi gerekli görür ve olabildiğince bu araç ve kurumlara daha az başvurmayı gerekli görür.

Günümüzde internet bağımlılığının yaş sınırı gittikçe düşmektedir. Anneler bebeklerini susturabilmek veya yemek yedirebilmek için ellerine tablet veya cep telefonu vermektedir. Illich yaşasaydı bu aletlerin çocukların ellerine verilmesine şiddetle karşı çıkardı. Çünkü bu araçlar yaşamın bir parçası haline getirilmek yerine sadece ihtiyaç duyulan anlarda bunlara başvurulmalıdır. Illich bu araçları ve kurumları tamamen dışlamamaktadır. Illich araç ve kurumlara olan bağımlılığı sorgulayarak, insanları bunlara karşı sınırlı bir tüketime davet etmektedir. Çünkü o sadece yapıları gereği yıkıcı olan araçların kaldırılmasını, bunun yerine yararlı olanların da denetlenebilmesini gerekli görür.

Yine aynı şekilde tıp kurumuna olan bağımlılığın yeni bir yasa ile politik bir düzeyde önlenmesi gerektiği fikrini öne sürmesi onun tamamen kurum karşıtı olmadığını sadece bağımlılığı sorguladığını göstermektedir. İnsanlar yeteri kadar kaynağa sahip olsa da her zaman daha fazlası için çalışmakta ve daha çok tüketmek için ötekini yok ederek, uyum içinde yaşayamamaktadır. Bu da evrende bir kaosa, savaşlara yol açmaktadır. Salt maddi teknik ilerlemeler ise ortak yaşama kültürünü ve felsefesini yok etmektedir. Bu bakımdan insanlar artık bu kurum ve araçlara olan bağımlılıklarını sınırlandırmalıdırlar.
Illich: “'yanlış teknoloji, araçların amaca dönüştürülmesinin sonucudur [...] Bilim ve teknolojinin tarihselgelişimi, değerlerin teknik görevlere dönüşmesini, değerlerin maddileştirilmesini mümkün kılmıştır‘' diyor. Günümüzdegiderek lüks marka tüketimi artıyor ve bu ürünlere daha çok değeryüklenmeye başlandı. Bu konuda sosyolog Herbert Marcuse da aynı fikirlere sahiptir. "Tek Boyutlu Insan” adlı eserinde Marcuse: “Bilim ve teknolojinin tarihsel başarımı değerlerin teknik görevlere çevrilmesini olanaklı kılmıştır”“ der. Tüketim temel ihtiyaçlar sınırını aşmış ve lüks marka ihtiyacına doğru faydacı bir tüketim kültürü oluşmuştur. Teknolojinin sağladığı kolaylık konforlu bir yaşamı getiriyor. Bu çağda her şey el altında ve kolay tüketilebilir durumdadır. Teknoloji sayesinde kitle iletişim araçlarının daha yakın toplumsal ilişkiler sunması gerekirken, aksine bu araçlar insanı çevresinden kopardı ve ilişkiler değil, araçlar kutsal ilan edildi.
dudu ülkü
dudu ülkü Modern Dünyanın Bunalımı Karşısında Radikal Bir Eleştiri ve Alternatif Çözümler: Ivan Illıch'ı inceledi.
155 syf.
·Puan vermedi
kitap ivan illich in eserleri üzerine bir tezi oluşturuyor. genelde kurumlar üzerine yaptığı elestiler bulunmakta. ben ivan illich ı okulsuz toplum kitabıyla tanımıştım. ama bu kitap daha kapsamlı bilgi sahibi olmamı sağladı. ilgisi olan arkadaşlara tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Dönüş Sarıtaş

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 6 okur okuyacak.