Edith Piaf

Edith Piaf

Yazar
8.9/10
7 Kişi
·
15
Okunma
·
5
Beğeni
·
528
Gösterim
Adı:
Edith Piaf
Unvan:
Fransız Şarkıcı, Yazar
Doğum:
Belleville, Paris, Fransa, 19 Aralık 1915
Ölüm:
Alpes-Maritimes, Fransa, 10 Ekim 1963
Édith Piaf yaşadığı zamanın Fransa'sında en sevilen sanatçılardan biriydi.

Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Fas asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı, daha sonra babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderildi.

Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmiştir.

Babası, küçük Édith'i genelevden almıştır ve mesleği olan sokak akrobatlığı insanlara yetmeyince, kızını sokakta insanlara karşı akrobatlık veya numara yapması için zorlamıştır. Bunun üzerine Édith, en iyi bildiği şarkıyı yâni Fransa millî marşı La Marseillaise'i söylemiştir. 14 yaşındayken babasının yanında sokaklarda şarkı söylemeye başladı. Kısa bir süre sonra da babasından ayrı şekilde kenar mahallelerde şarkı söylemeye başladı. 17 yaşındayken ilk ve tek çocuğunu doğurdu. Marcelle adını verdikleri bu talihsiz kız çocuğu 2 yaşında menenjitten öldü. Gençliğinde, babasının başka bir kadından olan kardeşi Simone ya da Édith'in seslendiği gibi Momone ile birlikte Paris sokaklarında şarkılar söyler ve hayatını kazanmaya çalışır.

Kendisini keşfeden Louis Leplée öldürüldükten sonra, derin ve şüpheli sorgulamalara tâbî tutulur. O dönem Piaf için oldukça zorlu geçer, tüm popülaritesi yok olmuş, halkın nefretini kazanmış bir şekilde kabarelerde şarkı söylemiştir. Yeni meşhur olduğu dönemde tanıştığı Raymond Asso'yu araması sonucunda Küçük Piaf' olarak bilinirken, profesyonel müzik hayatına dönmüş, eğitim almış ve eski ününe Edith Piaf olarak kavuşmuştur.

Alkolü aşırı derece kullanmaktaydı. Fransız ortasiklet boks şampiyonu, evli ve üç çocuk babası Marcel Cerdan ile tanıştı ve ikisi de birbirlerine deli gibi âşık oldular. Hayatında en çok sevdiği erkek orta siklet dünya şampiyonu boksör Marcel Cerdan’dı. Cerdan başkasıyla evliydi, Fransa’da zaten tanınan bir insandı. Marcel Cerdan, Fransa'dadır ve Édith Piaf’la buluşmak üzere Ekim 1949’da Paris'ten New York'a uçarken uçağı düştü. Bu kazadan kurtulan olmadığı bilinmektedir. Piaf'ın hayatı hayatının erkeği olarak tanımladığı Marcel Cerdan öldükten sonra tamamen değişir, ağrı kesici, alkol ve morfine bağımlı hale gelir. Sonrasında yağmurlu bir günde geçirdiği trafik kazası sebebiyle hayatı boyunca omuriliği iyileşmemiş, yarı kambur bir şekilde yürümek zorunda kalmıştır.

Fransız rivierasındaki Plascassier’de 10 Ekim 1963’te karaciğer kanserinden ölür. Eşi Theo Sarapo’nun aynı gece cenazesini gizlice Paris’e getirdiği, böylece hayranlarının “Édith Piaf’ın kendi evinde öldüğünü” düşüneceğini umduğu söylenir. 11 Ekim günü Édith Piaf’ın öldüğü açıklandıktan kısa bir süre sonra (aynı gün içinde) çok sevgili dostu Jean Cocteau da hayata veda etti. Cocteau’nun Piaf’ın acısına dayanamadığı için kalp krizi geçirdiği söylenir.

Katolik kilisesi Paris Başpiskoposu –sürdüğü hayat nedeniyle- Édith Piaf’ın cenaze törenini yapmayı reddetti. Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı. Mezarlıktaki törende hazır bulunanların sayısı ise 100.000’i geçti.

Ünlü şarkıcı Charles Aznavour, Édith Piaf’ın cenaze törenini anlatırken “İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinden beri bütün Paris’in trafiğini tamamen kilitleyen başka bir olay yoktur.” sözleriyle durumu açıkladı.

Ölümden korkmamaktadır yalnızlıktan korktuğu kadar ve son röportajında şöyle der:

- Bir kadına öğüt verecek olsaydınız, bu ne olurdu?

- Sev.

- Bir genç kıza?

- Sev.

- Peki bir çocuğa?

- Sev.
Ona her şeyi anlatabiliyordum. Çünkü o, başkalarını yargılamıyor, onları anlamaya çalışıyordu.

Bu , bildiğim kadarıyla nadir rastlanan bir özellikti.
"Hem mutlu hem de hazırdım. Şarkıda da yazılı olduğu gibi; hazırdım sonunu bilmediğim hayatıma."
"Bana hayatta hiçbir şey, karşılık almadan yardım etme duygusu kadar temiz ve yüce bir mutluluk vermemiştir."
Eğer bir çift birbirini, günlerce geceler boyu görmezse , ilişkilerini daha fazla yürütmeleri mümkün değildir bence.
"Önceleri tek kitap bile açmamıştım. Ben bunun zenginlere mahsus bir uğraş olduğunu düşünüyordum."
Her zaman uyuyacak sıcak bir yatağı, kışın sıcak,yazın serin bir evi olan sizler...
Sağlığınızı düşünen, size bakan, sizinle ilgilenen aileleri olan sizler...Beni, bu konuda neredeyse eminim, anlayamayacaksınız, aksine şoke olup daha katı yargılayacaksınız.
"Evet, arkadaşlarıma karşı eli açık olmak beni hep mutlu etmiştir. Zaten başka kime karşı böyle olunabilir ki? Başkalarını mutlu edince, insanın içerisinde bir şeylerin kıpır kıpır olduğu bir gerçek."
157 syf.
Öylesine denk gelmişti de okumuştum.Zaten Edith Piaf şarkıcı kişiliğiyle ön planda olan biri çok beklentim yoktu ki zaten beğenmedim.Başarısız aşk hayatını anlattığı bir kitap.
157 syf.
·11 günde·Puan vermedi
güzel bir ses,harika sanatçı,trajik bir kadın hikayesi..kesinlikle okunmalı,sevgi,nefret,sanat,aşk hepsi var...Edith Piaf sanatçı,kadın,anne,aşık biri....
157 syf.
Aşk "Kaldırım Serçesi'nden " hep kaçmış.
Yani anlattıklarına göre, sevdiği kişiyi, ne kadar cömert davransa da hiç bir zaman uzun süre kollarının arasında tutamamış.
Her defasında, tam hayatının adamını bulduğunu sandığında, her şey mahvolmuş ve O gene şarkıylarıyla yalnız kalmış.

Ne kadar insanlardan kötülük görse de o hep , insanlara iyi davranmaya çalışmış.
Bunu da şöyle açıklıyor bu kitapta:
Edith çok genç yaşta anne olmuş ve bir gün de küçük çocuğunu bir hastalık yüzünden kaybetmiş.
Yavrusunun cenaze masraflarını o gecr toparlamak için her şeyi yapmış. Ama yine de eksik kalmış bir kısmı.
O kısmı tamamlamak için de en nefret ettiği şeyi yapmaya bile razı olmak zorunda kalmış!
Bir adamla bir gece geçirmeye...
Fakat olmamış, yapamış ve yatağın üzerinde ağlamış...
O adam da Edith'e acımış ve hikayesini anlatmasını istemiş.
Ve hikayesini dinleyince ona cenaze için eksik kalan miktarı vermiş ve onu hemen yollamış evine, ölmüş yavrusunun yanına.
Edith, işte o günden beri, o adamın davranışı hatrına,tanıdığı tüm insanlara özellikle düşmüş olanlara hep cömertçe davranmış.
157 syf.
·11 günde
Gerçekten çok güzel bir kitaptı.Bitmesin diye yavaş yavaş okudum.Edith samimi bir şekilde kendini ve hayatını anlatmış.Çok zarif, kendini gerçekçi bir şekilde eleştirebilen, hayatındaki hatalarını açıkça itiraf edebilen bir kadın.Kesinlikle okunmasını önerdiğim bir otobiyografidir.
İkinci kez okudum. Yine ve yine güzeldi. Gerçekten okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Bu otobiyografileri sevmemden de kaynaklanıyor olabilir. Otobiyografilerin okuyunca bitmediğini düşünüyorum. Her kitap öyle aslında.
Ama birkaç ay sonra yeniden okumaya başlamak benim için ilk oldu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Edith Piaf
Unvan:
Fransız Şarkıcı, Yazar
Doğum:
Belleville, Paris, Fransa, 19 Aralık 1915
Ölüm:
Alpes-Maritimes, Fransa, 10 Ekim 1963
Édith Piaf yaşadığı zamanın Fransa'sında en sevilen sanatçılardan biriydi.

Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Fas asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı, daha sonra babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderildi.

Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmiştir.

Babası, küçük Édith'i genelevden almıştır ve mesleği olan sokak akrobatlığı insanlara yetmeyince, kızını sokakta insanlara karşı akrobatlık veya numara yapması için zorlamıştır. Bunun üzerine Édith, en iyi bildiği şarkıyı yâni Fransa millî marşı La Marseillaise'i söylemiştir. 14 yaşındayken babasının yanında sokaklarda şarkı söylemeye başladı. Kısa bir süre sonra da babasından ayrı şekilde kenar mahallelerde şarkı söylemeye başladı. 17 yaşındayken ilk ve tek çocuğunu doğurdu. Marcelle adını verdikleri bu talihsiz kız çocuğu 2 yaşında menenjitten öldü. Gençliğinde, babasının başka bir kadından olan kardeşi Simone ya da Édith'in seslendiği gibi Momone ile birlikte Paris sokaklarında şarkılar söyler ve hayatını kazanmaya çalışır.

Kendisini keşfeden Louis Leplée öldürüldükten sonra, derin ve şüpheli sorgulamalara tâbî tutulur. O dönem Piaf için oldukça zorlu geçer, tüm popülaritesi yok olmuş, halkın nefretini kazanmış bir şekilde kabarelerde şarkı söylemiştir. Yeni meşhur olduğu dönemde tanıştığı Raymond Asso'yu araması sonucunda Küçük Piaf' olarak bilinirken, profesyonel müzik hayatına dönmüş, eğitim almış ve eski ününe Edith Piaf olarak kavuşmuştur.

Alkolü aşırı derece kullanmaktaydı. Fransız ortasiklet boks şampiyonu, evli ve üç çocuk babası Marcel Cerdan ile tanıştı ve ikisi de birbirlerine deli gibi âşık oldular. Hayatında en çok sevdiği erkek orta siklet dünya şampiyonu boksör Marcel Cerdan’dı. Cerdan başkasıyla evliydi, Fransa’da zaten tanınan bir insandı. Marcel Cerdan, Fransa'dadır ve Édith Piaf’la buluşmak üzere Ekim 1949’da Paris'ten New York'a uçarken uçağı düştü. Bu kazadan kurtulan olmadığı bilinmektedir. Piaf'ın hayatı hayatının erkeği olarak tanımladığı Marcel Cerdan öldükten sonra tamamen değişir, ağrı kesici, alkol ve morfine bağımlı hale gelir. Sonrasında yağmurlu bir günde geçirdiği trafik kazası sebebiyle hayatı boyunca omuriliği iyileşmemiş, yarı kambur bir şekilde yürümek zorunda kalmıştır.

Fransız rivierasındaki Plascassier’de 10 Ekim 1963’te karaciğer kanserinden ölür. Eşi Theo Sarapo’nun aynı gece cenazesini gizlice Paris’e getirdiği, böylece hayranlarının “Édith Piaf’ın kendi evinde öldüğünü” düşüneceğini umduğu söylenir. 11 Ekim günü Édith Piaf’ın öldüğü açıklandıktan kısa bir süre sonra (aynı gün içinde) çok sevgili dostu Jean Cocteau da hayata veda etti. Cocteau’nun Piaf’ın acısına dayanamadığı için kalp krizi geçirdiği söylenir.

Katolik kilisesi Paris Başpiskoposu –sürdüğü hayat nedeniyle- Édith Piaf’ın cenaze törenini yapmayı reddetti. Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı. Mezarlıktaki törende hazır bulunanların sayısı ise 100.000’i geçti.

Ünlü şarkıcı Charles Aznavour, Édith Piaf’ın cenaze törenini anlatırken “İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinden beri bütün Paris’in trafiğini tamamen kilitleyen başka bir olay yoktur.” sözleriyle durumu açıkladı.

Ölümden korkmamaktadır yalnızlıktan korktuğu kadar ve son röportajında şöyle der:

- Bir kadına öğüt verecek olsaydınız, bu ne olurdu?

- Sev.

- Bir genç kıza?

- Sev.

- Peki bir çocuğa?

- Sev.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 15 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.