Hayatım

Edith Piaf
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 27 dk.
Sayfa Sayısı:
157
Basım Tarihi:
30 Ekim 1997
Yayınevi:
Arion Basım Yayın
ISBN:
9789755710105
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·157 syf.··
2022 113. kitabı
Yaşadığı, yaşattığı, hissettiği, hissettirdiklerini yanlışı ve doğrusuyla hicbir şey gizlemeden çok net bir şekilde kaleme almış. İç dünyasını sayfalara yansıtmış. Ama çocukluğunda yaşadıklarının acısını bu kadar kendini mahvedecek şekilde izin vermesi... Aşkta ve dostluklarda hep hayal kırıklığına uğramış, alkol ile kendini yok etmeyi tercih etmiş. Tam bir günah çıkartma olmuş. Geriye dönme ve bir şeyleri değiştirme şansı olsaydı, bence yaptıklarının hiçbirini yapmazdı. Kalemini, samimiyetini ve açık oluşunu sevdim
HayatımEdith Piaf · Arion Basım Yayın · 199768 okunma
8/10
·157 syf.··
Beğendi
·
2020 33. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2020 10:57
Bu kitabın, Edith Piaf’ın yeri bende çok ayrı çünkü aynı günde doğduk. 19 Aralık. Ama doğum günlerimiz aynı olsa da karakterlerimiz de bir o kadar zıt. Kitabı okuduğumda Piaf’ın bu kadar patavatsız biri olduğunu bilmiyordum, üstelik ailesinden görmediği sevgiyi sürekli başka erkeklerde aramaya çalışması sinirlerimi bozuyordu. Tüm hayatı boyunca yaptığı hatalar kitabı bitirdikten sonra kafamda dolanıp durdu ve onun da bu hatalardan, patavatsızlıklarından hoşnut olmadığını anladım. Pişmandı ama iş işten geçmişti. Hiç beklemediğim biri olmasına karşın karakteri, yaşadıkları beni kitaba bağladı. İlk okuduğum otobiyografik romandı, böyle bir insanın kaleminden dökülenleri okuduğum için mutluyum.
HayatımEdith Piaf · Arion Basım Yayın · 199768 okunma
10/10
·157 syf.··
2018 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2018 14:35
Gerçekten çok güzel bir kitaptı.Bitmesin diye yavaş yavaş okudum.Edith samimi bir şekilde kendini ve hayatını anlatmış.Çok zarif, kendini gerçekçi bir şekilde eleştirebilen, hayatındaki hatalarını açıkça itiraf edebilen bir kadın.Kesinlikle okunmasını önerdiğim bir otobiyografidir. İkinci kez okudum. Yine ve yine güzeldi. Gerçekten okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Bu otobiyografileri sevmemden de kaynaklanıyor olabilir. Otobiyografilerin okuyunca bitmediğini düşünüyorum. Her kitap öyle aslında. Ama birkaç ay sonra yeniden okumaya başlamak benim için ilk oldu.
HayatımEdith Piaf · Arion Basım Yayın · 199768 okunma
10/10
·157 syf.··
Beğendi
·
2019 39. kitabı
Kitap Edith Piaf'ın kendi kaleminden yazılmış ve 157 sayfa boyunca tek düşündüğüm şey: '' Ne kadar gerçek ve samimi'' yazılmış düşüncesiydi. Hiç evelemeden, gevelemeden kadın çok samimi bir portre çizmiş. Giriş cümlelerinden anlıyorsunuz ki, kadın ölmeden önce resmen günah çıkarmak istemiş. Evet, aşk hayatı ön planda olabilir; ama Editf Piaf zaten aşk kadınıydı. Bunu kendisi zaten defalarca söylemiştir. Dolayısıyla beni çok etkiledi, çünkü ''günahıyla sevabıyla'' çok samimi buldum. Daha detaylı hayat hikayesini okumak isteyenler Simone Berteaut'un ''Kaldırım Serçesi'' kitabını okuyabilir.
HayatımEdith Piaf · Arion Basım Yayın · 199768 okunma
6/10
·157 syf.·
2016 58. kitabı
Öylesine denk gelmişti de okumuştum.Zaten Edith Piaf şarkıcı kişiliğiyle ön planda olan biri çok beklentim yoktu ki zaten beğenmedim.Başarısız aşk hayatını anlattığı bir kitap.
HayatımEdith Piaf · Arion Basım Yayın · 199768 okunma
https://youtu.be/6CdrrRI7eJo
Puan vermedi·157 syf.··
2020 17. kitabı
Şarkılarını hayranlıkla dinlediğim kadının bir nebze olsun yaşamına kulak vermek güzeldi. Her zaman aşkı aramış tam bulduğunda ise kader yine yapmış yapacağını..Film tadında bir biyografi tavsiye ederim okurken ya da molalarda şarkılarını dinleyerek tabisi;)
Müzik
HayatımEdith Piaf · Arion Basım Yayın · 199768 okunma
9/10
·157 syf.·
2017 50. kitabı
Aşk "Kaldırım Serçesi'nden " hep kaçmış. Yani anlattıklarına göre, sevdiği kişiyi, ne kadar cömert davransa da hiç bir zaman uzun süre kollarının arasında tutamamış. Her defasında, tam hayatının adamını bulduğunu sandığında, her şey mahvolmuş ve O gene şarkılarıyla yalnız kalmış. Ne kadar insanlardan kötülük görse de o hep , insanlara iyi davranmaya çalışmış. Bunu da şöyle açıklıyor kitapta: Edith çok genç yaşta anne olmuş ve bir gece küçük çocuğunu hastalık yüzünden kaybetmiş. Yavrusunun cenaze masraflarını o gece toparlamak için her şeyi yapmış. Ama yine de eksik kalmış bir kısmı. O kısmı tamamlamak için de en nefret ettiği şeyi yapmaya bile razı olmak zorunda kalmış! Bir adamla bir gece geçirmeye... Fakat olmamış, yapamış ve yatağın üzerinde ağlamış... O adam da Edith'e acımış ve hikayesini anlatmasını istemiş. Ve hikayesini dinleyince ona cenaze için eksik kalan miktarı vermiş ve onu hemen yollamış evine, ölmüş yavrusunun yanına. Edith, işte o günden beri, o adamın iyi davranışı hatrına, tanıdığı tüm insanlara özellikle “düşmüş” olanlara hep cömertçe davranmış.
HayatımEdith Piaf · Arion Basım Yayın · 199768 okunma
les amants d'un jour*
9/10
·157 syf.·
2019 120. kitabı
Hayata nereden başlamak gerekiyor? Kitabımız, Édith Piaf’ın kendi kaleminden yazdığı biyografisidir. Çocukluğundan itibaren sokaklarda yaşamaya başlayan Piaf sonra insanların kalbinde yaşamaya başladı ve yeşerdi, her an yeniden doğuyor ve güneş görmesine izin verin. Fransız şarkıcı Édith Piaf yaşadığı zamanın Fransa'sında en sevilen sanatçılardan biriydi. Yaşamı boyunca birçok zorlukla, hastalıkla boğuşmuş, güçlü bir kadın. Biz güçlü olalım, biz güçlü olmalıyız, Piaf için yaşam sevgiden ve şarkı söylemekten başka neydi ki! Bir kadının bir erkeğe olan ihtiyacını Piaf kendince yaşadığı ve yaşamı boyunca değişen, gelişen, olumsuzluk yaratan ve en önemlisi sevdiğini hisseden bir kadın olarak olabildiğince yaşamak istediği şekilde inançlarıyla, tutkularıyla, istek ve ulaşılmaz denilen doruklara tırmanma arzusuyla sokaklardan başlayan ve yaşadıkça zamanın Fransa’sında çokça bilindik bir sanatçı olmasıyla bilinir. Kitabımız yalın bir dille Piaf’ın kalemindendir. Bir günah çıkartma merasimi diyebiliriz, okumak isteyenlere duyurulur. -İncelemeye başlarken sorduğum soruyu cevaplıyorum; “hissetmeye başladığımız yerden...” m.youtube.com/watch?v=2m-_Fzu...** Sevgi her şeyin bir araya geldiği felsefe değil miydi, sevin! Mutlaka sevgi en güzel acıları ve yaşamı sunabilir, sevgiyle kalın... •Ölümden korkmamaktadır yalnızlıktan korktuğu kadar ve son röportajında şöyle der: - Bir kadına öğüt verecek olsaydınız, bu ne olurdu? - Sev. - Bir genç kıza? - Sev. - Peki bir çocuğa? - Sev. Ölüm gününde 100.000’in üzerinde sevenleriyle beraber kalbini bir avuç toprak altına yeşermeye bırakan bir ses, bir tutkun çokça da bir yaşamış, bir tanrıça, bir kadın. * Aşıklar Günü ** Edith Piaf - Les Amants D'un Jour (şarkı)
Edebiyat
HayatımEdith Piaf · Arion Basım Yayın · 199768 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Edith PiafYazar · 1 kitap
Édith Piaf yaşadığı zamanın Fransa'sında en sevilen sanatçılardan biriydi. Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Fas asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı, daha sonra babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderildi. Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmiştir. Babası, küçük Édith'i genelevden almıştır ve mesleği olan sokak akrobatlığı insanlara yetmeyince, kızını sokakta insanlara karşı akrobatlık veya numara yapması için zorlamıştır. Bunun üzerine Édith, en iyi bildiği şarkıyı yâni Fransa millî marşı La Marseillaise'i söylemiştir. 14 yaşındayken babasının yanında sokaklarda şarkı söylemeye başladı. Kısa bir süre sonra da babasından ayrı şekilde kenar mahallelerde şarkı söylemeye başladı. 17 yaşındayken ilk ve tek çocuğunu doğurdu. Marcelle adını verdikleri bu talihsiz kız çocuğu 2 yaşında menenjitten öldü. Gençliğinde, babasının başka bir kadından olan kardeşi Simone ya da Édith'in seslendiği gibi Momone ile birlikte Paris sokaklarında şarkılar söyler ve hayatını kazanmaya çalışır. Kendisini keşfeden Louis Leplée öldürüldükten sonra, derin ve şüpheli sorgulamalara tâbî tutulur. O dönem Piaf için oldukça zorlu geçer, tüm popülaritesi yok olmuş, halkın nefretini kazanmış bir şekilde kabarelerde şarkı söylemiştir. Yeni meşhur olduğu dönemde tanıştığı Raymond Asso'yu araması sonucunda Küçük Piaf' olarak bilinirken, profesyonel müzik hayatına dönmüş, eğitim almış ve eski ününe Edith Piaf olarak kavuşmuştur. Alkolü aşırı derece kullanmaktaydı. Fransız ortasiklet boks şampiyonu, evli ve üç çocuk babası Marcel Cerdan ile tanıştı ve ikisi de birbirlerine deli gibi âşık oldular. Hayatında en çok sevdiği erkek orta siklet dünya şampiyonu boksör Marcel Cerdan’dı. Cerdan başkasıyla evliydi, Fransa’da zaten tanınan bir insandı. Marcel Cerdan, Fransa'dadır ve Édith Piaf’la buluşmak üzere Ekim 1949’da Paris'ten New York'a uçarken uçağı düştü. Bu kazadan kurtulan olmadığı bilinmektedir. Piaf'ın hayatı hayatının erkeği olarak tanımladığı Marcel Cerdan öldükten sonra tamamen değişir, ağrı kesici, alkol ve morfine bağımlı hale gelir. Sonrasında yağmurlu bir günde geçirdiği trafik kazası sebebiyle hayatı boyunca omuriliği iyileşmemiş, yarı kambur bir şekilde yürümek zorunda kalmıştır. Fransız rivierasındaki Plascassier’de 10 Ekim 1963’te karaciğer kanserinden ölür. Eşi Theo Sarapo’nun aynı gece cenazesini gizlice Paris’e getirdiği, böylece hayranlarının “Édith Piaf’ın kendi evinde öldüğünü” düşüneceğini umduğu söylenir. 11 Ekim günü Édith Piaf’ın öldüğü açıklandıktan kısa bir süre sonra (aynı gün içinde) çok sevgili dostu Jean Cocteau da hayata veda etti. Cocteau’nun Piaf’ın acısına dayanamadığı için kalp krizi geçirdiği söylenir. Katolik kilisesi Paris Başpiskoposu –sürdüğü hayat nedeniyle- Édith Piaf’ın cenaze törenini yapmayı reddetti. Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı. Mezarlıktaki törende hazır bulunanların sayısı ise 100.000’i geçti. Ünlü şarkıcı Charles Aznavour, Édith Piaf’ın cenaze törenini anlatırken “İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinden beri bütün Paris’in trafiğini tamamen kilitleyen başka bir olay yoktur.” sözleriyle durumu açıkladı. Ölümden korkmamaktadır yalnızlıktan korktuğu kadar ve son röportajında şöyle der: - Bir kadına öğüt verecek olsaydınız, bu ne olurdu? - Sev. - Bir genç kıza? - Sev. - Peki bir çocuğa? - Sev.