Elif Akar

Belgelerle 1944 Yargılamaları yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
4
Okunma
0
Beğeni
396
Görüntülenme

Hakkında

Ünvan:
Yazar

Okurlar

4 okur okudu.
1 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Türkiye'nin 1936-1945 Dönemi Denge Politikası Ülkelerin dönem dönem değişen denge politikaları bulunmaktadır. Uygulanan bu denge politikasında amaç, ülkenin güvenliğini sağlamakla beraber, bütünlüğünün devamı için gerekirse stratejik ortaklar elde etmektir. Bazen bu denge politikası yürütülürken diğer devletlerin ya da komşu ülkelerin birbiri ile mücadelesi ve savaşları kendi ülkenizin varlığı için işe yarayabilir. Gerek Osmanlı Devleti'nin gerekse Türkiye Cumhuriyeti'nin dönem dönem belirlemiş olduğu denge politikalarında seçilmiş ülkeye dayanarak varlığını devam ettirme ya da güçlenerek büyüme amacının olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim yeni kurulmuş sayılan Türkiye Cumhuriyeti'nin de dönemine göre değişen denge politikaları yürüttüğü görülmektedir. Örneğin 1935-1936'da Faşist İtalya'nın Habeşistan'ı işgal etmesi Doğu Akdeniz ve Orta Doğu bölgesindeki kuvvet dengesinin yapısında önemli bir değişiklik meydana getiriyordu. Çünkü İtalya denizaşırı bir ülke olan Habeşistan'ı kuvvetli bir donanma ile ele geçirmeyi başarmıştı. Bu şu demekti; İtalya Akdeniz'de büyük bir deniz gücü olarak ortaya çıkıyordu. Hâlbuki bütün 19. yüzyıl boyunca İngiltere Akdeniz'de hâkim olan tek kuvvet idi. İtalyan deniz gücünün ortaya çıkışı, İngiltere'nin Akdeniz'deki üstünlüğüne ve hâkimiyetine karşı bir meydan okuma olduğu kadar, İngiltere'nin "emperyal emelleri" bakımından da büyük bir tehlike arz ediyordu. İngiltere bu yeni duruma bir çare aramak zorunda kaldı ve bunun sonucu olarak, Doğu Akdeniz'de, tarihî tecrübesinin kendisine potansiyel bir güç imkânı verdiği Türkiye ile münasebetlerini düzeltmek suretiyle Türkiye'ye yakınlaşma ile iş birliği arzusunu ortaya koydu. Atatürk İngiltere'nin Türkiye'ye yaklaşma isteğini olumlu karşıladı. Çünkü Faşist İtalya şimdi Doğu Akdeniz'de sadece
Sayfa 29·Kitabı okudu
Alıntı
Murat Yılmaz'ın anlatışına göre "Sabahattin Ali o zaman bu teklifi kabul etmemiş, âdetleri olduğu üzere ötede beride müfteriyâne sözler söylemeye başlamıştı. Şimdi ise birdenbire, efkâr-ı umumiyenin Atsız lehinde olduğu bir sırada dava açmaya kalkıyordu. Bu dava açış Sabahattin Ali'yi yakından tanıyanlara çok garip gelmişti. Mutlaka işin içinde iş vardı. Evet, işin içinde iş vardı. Çünkü Sabahattin Ali'yi dava açmaya Hasan Ali ile Falih Rıfkı kışkırtmışlardı. Sabahattin Ali bunu hem bazı ahbaplarına hem de dava dilekçesini verdiği savcı yardımcısına söylemişti. Acaba Hasan Ali ile Falih Rıfkı, komü- nist Sabahattin Ali'yi kışkırtırken kendi teşebbüsleri ile mi hareket ediyorlar, yoksa onlar da daha yukarıdan mı direktif alıyorlardı? Daha yukarıdan direktif aldıklarına dair bir bilgimiz ve delilimiz yoktur. Ancak vukuatın gidişi, İsmet İnönü'nün Rusya'ya hulûs çakmaya başlaması ve bir müddet sonra da Ankara stadyumunda söylediği nutuk bu hareketin ondan gelmiş olması ihtimalini hesaba kattıracak mahiyettedir." şeklinde açıklanmıştır.
Sayfa 45 - TÜRK TARİH KURUMU YAYINLARI·Kitabı okudu
Reklam
Reklam