Elif Kaymak

Elif Kaymak

Çevirmen
8.3/10
38 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
97
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
111 syf.
İnsan Neyle Yaşar?
İnsan niçin yaşar diye sorsak, hemen hemen herkesin cevabı birbirine yakındır. İnsan ailesi, anne-babası, eşi, çocukları için yaşar. Daha iyi bir gelecek, daha parlak bir kariyer için yaşar. Hayatta uğruna mücadele verdiği değerleri için savaşıp, mağlup olmamak için yaşar. Kimi Allah'a ibadet edip, cennetine mazhar olmak için yaşar. Kimi de onuru, gururu, belki de vatanını korumak için yaşar. "Yaşamak dediğimiz nedir? Sana göre, bana göre? "Göresi" var bu işin."
Göresi varsa peki, insan neyle yaşar? Bu soruyu yıllar önce, 19. yüzyıl'da pek tanıdık bir isim, kalem erbabı sormuştu. Bugün, 21. yüzyıl'da bide biz soralım kendimize...
İnsan Neyle Yaşar?
İnsan hep daha fazlasıyla, doymak bilmeyen bir nefisle yaşar. Bir evi olsun ister, evi olunca çok daha gösterişlisini, lüksünü ister. Para ister, sahip olunca daha da fazlasını ister...
Hani 50 kuruşunu kaybeden bir çocuk vardı, yolda ağlıyordu. Çocuğun ağladığını gören amca; "Neyin var evlat, neden ağlıyorsun?" diye sormuş. Çocukta; "50 kuruşum vardı, kayboldu" demişti. Adam çıkarıp vermişti de çocuk bu defa daha çok ağlamaya başlamıştı. "Şimdi niye ağlıyorsun? " diye sorunca, "50 kuruşumu kaybetmemiş olsam, bununla birlikte 100 kuruşum olacaktı." diye cevap vermişti...

İnsan budur işte, doymak bilmez, azla yetinmez, hep daha fazlasını ister. Bu soruyu tanıdığım birçok insana sordum. Neyle yaşayacaklar, tabii ki parayla... Bu devirde paran olmadan tuvalete bile gidemiyorsun (affola), adam yerine konmuyorsun, paran olmadan -hiçsin- cevabını aldım. Sonuç olarak insan parayla, mal mülkle yaşar kanaatine vardım. Ama Tolstoy; "Hayır arkadaş! Para, sevdiklerin olmadıktan sonra seni mutlu etmez, insan asıl sevgiyle yaşar diyor."
Sevgi diyor, iyi gelelim birbirimize diyor...
Evet, para ile, servet ile yaşar insan sanırız ama asıl olan, insanı yaşatan sevgidir, iyiliktir Tolstoy'a göre...
Bu kitapla ahlâkî değerleri, sevgiyi, yaşama amacını, erdemi sorgulatıyor, dersler veriyor bize de yazar. Ona göre, insan; ahlak, sevgi, dürüstlük gibi erdemlerle yaşar. İnsan severek, sevilerek, sevgi umarak yaşar hep. Annesinin kendisini sevmediğini düşünen çocuk annesinin sevgisi, âşık olan biri maşuğunun aşkı için ağlar, bu sevgiyi kaybetmemek için yaşar. Ve Tolstoy'a göre sevgi sadece insana karşı değil bütün varlığa ve varlığı vâr edene de olmalı. İnsan hep bir umutla yaşar. Bir iş bulma umudu olur bu bazen, bazen birini sevme, sevilme onunla mutlu olabilme umudu olur... Sevgiyle, umutla, huzurla, anne-baba, eş, ahbapla yaşıyor insan. İnsan bir hal çaresi, yolu bulunur diyerek yaşar...
Sıkma canını, hallederiz ya diyerek, değer verdiği insanın yanında olarak, birlikte yokluğun çaresini arayıp şükrederek, kanaatle yaşar. Hayallerine ulaşmak için çıktığı engebeli, zor yolda, takati kesilince yol üstünde içtiği bir su ve bir nefes molayla yaşar. Bakışlarla yaşar insan...

Kucağına aldığı bebeğe merhametle bakarken, otobüste yerini verdiği yaşlı amcanın yüzündeki mutlulukla mutlu olurken, eski bir dost yüzünü özlemle seyrederken, bir baba, korkmasına rağmen dürüstlüğü bırakmayan, yalan söylemeyen, doğrudan vazgeçmeyen çocuğuna gururla bakarken yaşar. Ansızın çekip gitmelerle de yaşıyor insan. Şaşkınlıkları, bakakalışları, tutunamayışlarıyla da yaşıyor. Reddedişleri ya da kabul ettikleriyle yaşıyor. Dünü, bugünü, yarını, bilineni ve bilinmeziyle yaşıyor insan. Kimi sevgiyle yaşıyor, kimi hırs, tutku ve nefretle.
Bazen korku, bazen ümitle yaşıyor insan...
Kısacası insan paradan önce duygularıyla, seçimleriyle, inancı, ahlâkı, bakış açısı ve yüreğiyle yaşıyor...
İnsan Neyle Yaşar, bundan 2 asır önce yazılmış olduğu halde, hikâyelerin özündeki duygular insanoğlunun varoluşundan beri süregelen duygular ve bu yüzden aradan asırlar, binlerce yıl geçse bile evrenselliğini koruyabilecek, her çağa, her okura hitap edecek, payidar kalacak bir eser...
Dünyaya geliş amacını sorgulatan, insanın önceliklerine, ne istediğine ve aslında neye ihtiyaç duyduğuna dâir kısa öykülerden oluşan şahane bir kitap...
Yaşıyoruz öylesine; derine inmeden, hiç düşünmeden...Varoluşumuzun nedenini bile bilmeden... En son ne zaman sorduk kendimize; "Yaşama amacımız ne?" diye! "Hikâyenin sonuna geldiğimizde ne olacak?" diye! Cevaplardan mı korkuyoruz yoksa soru sormaktan mı kaçınıyoruz?
Gerçek hayatta kaçındığımız sorular ve/veya korktuğumuz cevapları kitaplardan okumayı yeğliyoruz belki de...
Tolstoy'un sonu sevgiye çıkan yollarında; açgözlülüğe, kibir ve hırsa, iyilik ve vicdana dair sorularla yürüyeceksiniz. Belki hiç aklımıza gelmemiş, belki düşündüğümüz ama kağıda ve söze dökemediğimiz şeyleri bir kapının kilidini açar gibi aydınlatacak.

Bir yetişkine varoluşunu sorgulatacak, bir çocuğa iyilik ve kötülüğün resmini çizecek... Tolstoy yaşamının sonlarına doğru yazmış olduğu bu eser de şunun önemini kavrıyor; sen kötülüğü yok etmek istiyorsun, ama o senin içinde büyüyor. İnsan öldürmek kolay, ama kan ruha da sıçrar. İnsan öldürenin ruhu kanar. Kötü bir insanı öldürünce kötülüğü de yok ettiğini sanırsın, sonra bir bakarsın ki yok ettiğini sandığın kötülükten daha beteri senin içinde büyüyor...
Kısacası hayat kısa. Sevelim ve sevilelim...

Kitap okumaya değer olduğu gibi dilimin döndüğünce böyle bir değerlendirme yazısı yazmaya da değer kıldı beni...
Herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap ve en yakın zaman da okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar diliyorum.

'KİTAP ŞUURU İNSANLIK ŞUURUDUR'
111 syf.
·10/10
Kitabı çok sevdim kısa bir öyküydü.
Insanın neyle yaşadığını ve tanrının üç buyruğunu öğretiyor. Bu öğretileri hayatimiza yansıttığımız kadar mutlu olucağımızı düşünüyorum. Kitap gerçekten okumaya, dinlemeye hissetmeye, anlasilmaya, layık bir kitap.
111 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
İnsanların içinde bitmek bilmeyen hep daha fazlasını isteyen doymak bimeyen nefsin en sonunda kendi sonunu nasıl hazırladığına tanıklık edeceğiniz hikayelerden oluşan muhteşem bir kitap.3-4 saatte bitiyorsunuz akıcı ve sade bir dili var. İnsanlar için sevginin ne kadar önemli olduğunu tekrardan keşfediyorsunuz.Paranın,gücün ,hırsların ,sonu gelmeyen arzuların sevgi olmadıktan sonra bir işe yaramadığını sonucuna varıyorsunuz.
111 syf.
·Beğendi·8/10
Bakış acınızı değiştirebilecek güzel bir kitap. İçindeki kısa hikayelerle sıkmadan ilerleyen ve hayata dair güzel mesajlar veren bir kitap. Kısacık zaten tek oturuşta bitirilebilir.
88 syf.
·6/10
İşin açıkcası incelemeye nerden başlayacağımı bilmiyorum çünkü buraya yazacak kadar kitapta beni etkileyen aman aman şeyler göremedim malesef. Kendi fikrimce tabii. Dışarı da olup sağlıklı görünen memur kesimin aslında deli olduğunu,içeri de çizgili pijama ile bir o köşeden bir o köşeye dolanıp duran delilerin ise sağlıklı olduğunu inceden inceye anlatan bir kitap. Düşünün ki bir labirenttesiniz düşünceleriniz paylaşılmak için yanıp tutuşuyor ama siz etrafınız da o düşünceleri paylaşacak kadar zeki birini göremiyorsunuz. Başta siz olmak üzere çevrenizde ki kitleler doktor ve okur yazar insanlar. Ve bu kişiyi,yani düşünce ahbabınızı bir akıl hastanesinin ek binasında yani altıncı koğuşta buluyorsunuz.
Bencede bu zamanda her düşündüğünü herkese söylememek lazım. Ama bunun için de bir akıl hastanesine düşülür müydü orası muamma :)