Erik Olin Wright, üretim araçlarının mülkiyetine sahip olmayan ama buna rağmen elinde önemli sahiplik yetkileri bulunduran maaşlı çalışanları "çelişkili sınıf mevkileri" işgal edenler şeklinde sınıflandırıyordu. Bu gibi mevkilerin ne proletaryaya ne de burjuvaziye ait olduğunu, ancak karşıt sınıf konumları arasında kaldığını savunuyordu.
İki durumda zenginlerin yoksulları sömürdüğünü söyleyebiliriz. Zenginin refahı yoksulun mahrumiyetine bağlıysa (zenginler yoksullar yoksul olduğu için zengindir) ve zenginin refahı yoksulun gösterdiği gayrete bağlıysa (zengin, şu ya da bu mekanizma üzerinden yoksulun emeğinin meyvesine el koyuyordur) Bu kriterlerden ilki, kendiliğinden ekonomik baskıyı niteler, ancak sömürüyü anlatmaz. Bu açıdan işsizler, ekonomik baskı altındadırlar ama sömürülmezler. Sömürü ise hem ekonomik baskıyı hem de ezenlerin toplumsal artığın en azından bir kısmına el koymasını ifade eder.
70lerin sonunda, bir çite yaslanmış işçi sınıfından bir kadının olduğu bir afiş vardı. Afişin altındaki yazı şöyle diyordu: "sınıf bilinci, çitin hangi tarafında olduğunuzu bilmek; sınıf analizi ise orada kiminle beraber olduğunuzu anlamaktır."
Kapitalist toplumda sınıf iktidarında kapitalist sınıfa rakip olan yegane ve hatta en önemli sınıfın proletarya olduğu varsayımı artık geçerli değildir.