Erol Kürkçüoğlu

Erol Kürkçüoğlu

Yazar
9.8/10
4 Kişi
·
9
Okunma
·
1
Beğeni
·
22
Gösterim
Adı:
Erol Kürkçüoğlu
"O, dünya milletlerini sarsmak için gelmiş tüm toprakların üstündeki bir beladır. Tüm insanlığı, etrafa yayılan korkunç söylentileriyle korkudan titretmiştir."
Ünlü seyyeh Evliya Çelebi Erzurum için; "Saglam Kale" tabirini kullanmış,Ahmet Hamdi Tanpınar ise Erzurum'u bir "Kartal yuvasina" benzetmiştir.
Rusların teslim ol çağrısı karşısında Erzurum halkı da .............


"Vatan ve Millet uğrunda kanlarımızın son damlasına kadar muharebeye hazırız,birbiri uzerine yigilacak sehitlerimizle ikinci bir kale teskil edecegiz ve butun aile ve cocuklarimizla bu amac ugruna ölecegiz ve şehri bırakmayacağız."
...Ne gam! Türklük; şehitlerinin ruhlarından aldığı kuvvetle ayaktadır. Bu toprak, uğrunda kan dökenlerin varlığı ile Türk vatanıdır.

İşte bütün Türkiye gibi Erzurum ve bütün Türkler gibi Erzurumlu...

Türkiye'nin her karış toprağı böyle Türk kaldı, gerekirse böyle Türk kalacak...
...Tan yeri ağarmasına üç saat kadar vardı. Vank Deresi'nin batı yamaçlarını tırmanan başı fesli, ayaklarına keçe sarmış Ermeni kilavuzlar Rus askerleri. Bir bölük 3 numaralı tabyaya, bir bölük Top Dağı platosundan 1 ve 2 numaralı tabyalara, arkalarında taburların diğer bölükleri. Bunların gerisinde baş- ka taburlar, bir buçuk kilometre kadar olan yokuşu sahayı kısa bir zamanda aldılar. Hendeklerin ilerisindeki çifte nöbetçilerimizin "Dur, kimdir o? Parola?" seslerine Türkçe olarak "Yabancı yok. Bizde Osmanlı askeriyiz. Çoban Dede bölgesinde kalmıştık. Ancak şimdi gelebildik." gibi aldatıcı sözlerle yanaştılar. Başlarındaki fese ve Türkçe konuşmalara aldanan Mehmetçiklerimizi hemen süngülediler. Ilk bölükler hendeğe girdi. Gene komiteci Ermenilerin taşıyıp getirdikleri merdivenleri kurarak, siperlerin üzerine çıktılar. Siperlerde bekleyen birkaç manga erimizi süngüleyip, şehit ettiler. O sırada rastladıkları bir çavuşumuza gene komiteci Ermeni "Biz komutanlık tarafindan devriye olarak gönderildik, dolaşıyoruz. Komutanınızı çabuk çağır." Çavuş koştu, komutanı uyandırdı. Bu sırada hainler büyük avluya indiler...
...Kore Savaşı'ndan sonra askeri manevraları takip için Erzurum'a gelen NATO Orduları Eski General Ridgway'in Nene Hatun'u ziyaretinde bu Türk anasına şöyle hitap etmiştir:
"Birçok milletler, kahramanlarını sadece kahramanlık menbai olan ordularının ancak böyle bulurlar. Türklerde ise hakiki kahramanlar, içinde arar ve akla gelmeyen mütevazı köşelerin iddiasız sakinleridir. Çünkü onlar kahramanlık iddiasinda da değiller, buna ihtiyaçları da yoktur. Çünkü kahraman olarak yaratılmışlardır. Nene Hatun'un elini bu hisle öpüyor ve onu tanimış olmaktan iftihar ediyorum."
General Ridgway bir NATO toplantisında Nene Hatun'dan bahsederek,
"NATO, Nene Hatun'un ruhu gibi bir ruha muhtaçtır" diyerek Nene Hatun'un şahsında Türk kadınının tarihte üstlendiği misyonu ifade etmek istemiştir."...
Rusya Orduları Baş Kumandanı Loris Melikof ve onun rey ve fikrine dayanarak da Çar II.Aleksandr'ın kardeşi ve Kafkasya hakimi Grandük Miyel, "Hududu gectiklerinin 15.günü Erzurum'a ve 1 ay sonra Trabzon'a ineceklerini ve 45 güne kadar Rusya Devleti şanına ve saltanatina layık bir zafer elde edecekleri" şeklinde bir kamuoyu oluşturmuştur.
Planın başarılı olabilmesi için Ermeni Komitecileri elbiseleri Rus ordugåhina götürdüler. Iyi Türkçe bilen Ermeni kılavuzları ile Rus subayları toplantı yaparak baskının yapılacağı yolları ve tabya çevrelerini tespit ettiler, saldırı 8 Kasım'ı 9 Kasım'a bağlayan gece başladı. Ermeniler, o tarihlerde şehir içinde pek çok yalan haberler çıkararak, Ruslardan çok daha korkunç öç alacaklarını açıkça söyleyip bir tehdit unsuru olarak kullanıyorlardı.
116 syf.
·Beğendi·10/10
Eser Osmanli Devleti'nin 19 .yy'da siyasi gelismeleri anlatmaktadir.

4 Kasım 1877

Ruslarla yapılan Deveboynu Muharebesi'ni kaybeden Türk ordusu Erzurum Aziziye tabyasına kadar geri çekilir.

5 Kasım 1877

Ordu Erzurum Aziziye tabyasına kadar geri çekilir. Rusların bu şehri alması halinde bütün Doğu Anadolu'nun ellerine geçebileceğinden korkan Ahmet Muhtar Paşa şehrin savunulmasını emreder. Habercilerini Erzurum’da dolaştırarak: “Erzurum, sokak sokak, ev ev müdafaa edilecektir. Kadın olsun erkek olsun, yaşlı olsun genç olsun her Türk ve Müslüman, müsellah ( silahlı) asker gibi bu namus müdafaasına elbette katılacaktır. Bu hamiyetiniz, devletin şanına layık olacaktır.” satırlarını bildirir.

8 Kasım 1877

Ruslar ve Ermeniler 8 Kasım'ı 9 Kasım'a bağlayan gece, gizlice Erzurum'un Aziziye Tabyası'na girerek nöbetçileri öldürdüler ve tabyayı ele geçirdiler.

9 Kasım 1877

Sabah ezanından hemen sonra "Moskof (rus) askeri Aziziye Tabyası'nı ele geçirdi"şeklinde minârelerden Erzurum halkına haber verildi. Erzurum halkı, Nene Hatun önderliğinde toplanıp Aziziye Tabyası'na doğru kazma, kürek, av tüfeği gibi ellerine geçirdikleri her silahla Osmanlı askerleriyle birlikte saldırıya geçti.
VEEEEEEEE.....

TARİHE ALTIN HARFLERLE KAZINAN AZİZİYE ZAFERİ......


Aziziye Zaferi Çanakkale'de ve Sakarya'da Türk milletine büyük ilham kaynaği olur....


Aziziye zaferi ordu millet bütünleşmesinin en guzel örnegidir.

NENE HATUN.....
Direnişin sembolü...
Beşikte bebeğini bırakarak tabyalara koşan "Türk çocuğu öksüz kalır ama Yurtsuz kalmaz"diyerek herkese ornek olmus bir anadır.


Keyifle okumalar...
116 syf.
·Puan vermedi
En eski çağlardan beri birçok medeniyetin kavşak yeri olan Erzurum, tarihte birçok mücadeleye sahne olmuştur. Bunlardan biri de 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi’dir. Bu savaşın doğu cephesinde, Top Dağı mevkiinde 8-9 Kasım 1877 tarihinde cereyan eden ve adını buradaki tabyadan alan ‘’Aziziye Zaferi’’ de Erzurum tarihinde önemli bir yere sahiptir. Ordu-millet kaynaşmasının tarihteki ender örneklerinden birini teşkil eden bu savaşta ortaya çıkan anlamlı tablo, merhum Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın, ‘’İstanbul’da ahaliyi, Erzurum’da milleti görürsünüz.’’ sözünü haklı çıkarır bir mahiyet taşımaktadır.

Bu kitap, 93 Harbi esnasında Ahmet Muhtar Paşa’nın komutanlığında Doğu cephesinde yaşananları ve 1828-29 Osmanlı-Rus harbinde Erzurum’u savaşmadan teslim eden ve işgalin acısını tadan halkın şehri korumak için verdiği cansiperane mücadeleyi anlatır. Eser, Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi olan Erol Kürkçüoğlu tarafından yazılmış olup, Atatürk Üniversitesi Yayınları tarafından basılmıştır. Eserde cephede vuku bulan olayların yanında, harp sırasında Doğu cephesinde komuta kademesinde bulunan askerlerle ilgili bilgiler de verilmektedir. Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Kaptan Mehmed Paşa, Musa Kundukhov Paşa, Fosfor Mustafa Paşa, Yarbay Bahri Bey ve Nene Hatun ile Ayaz Paşa Camii müezzini Abdullah Efendi.

Bunların dışında eserin hem içinde hem de sonunda birtakım fotoğraflara da yer verilmiştir. Eserin dili ‘’akademik’’ olmasa da olaylar hakkında ‘’genel’’ bir bilgi birikimi oluşturduğu söylenebilir. Fakat eserde II. Abdülhamid'in Erzurum halkına göndermiş olduğu fermanın bulunmaması büyük bir eksiklik. Klasik ve modern dönemde bir padişahın herhangi bir vilayetin halkına ''direkt'' seslenmesi pek rastlanan bir şey değil. Ne yazık ki eserde bu fermandan bahis yok. Bunun yanında kitabı hazırlayanların ‘’redaksiyon’’ işlemini pek iyi yapamadıklarını da söylemeden edemeyeceğim. Kitap yazımının aceleye getirildiği belli oluyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erol Kürkçüoğlu

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 9 okur okuyacak.