Ertan Yılmaz

Ertan Yılmaz

YazarÇevirmen
8.5/10
34 Kişi
·
76
Okunma
·
1
Beğeni
·
343
Gösterim
Adı:
Ertan Yılmaz
Tam adı:
Prof. Dr. Ertan Yılmaz
Unvan:
Akademisyen, Sinema Araştırmacısı, Çevirmen, Yazar
Doğum:
Samsun, Türkiye, 1963
Ölüm:
İzmir, Türkiye, 17 Aralık 2016
1963 Samsun'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamladı.

1982 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü'ne girdi.

1987 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü'nden mezun oldu.

1988-1990 D.E.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü'nden Yüksek Lisans derecesi aldı.

1990-1996 Doktora yaptı.

1991 D.E.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak atandı.

1998 Nisan ayında Yardımcı Doçent oldu.

1998 Kasım ayında Doçent unvanı aldı.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
%11 (35/320)
·Puan vermedi
Senaryo yazma ve benzeri türevlerinde verilen eğitim ve kitapların çok lüzumlu olmadığı kanaati oluşmaya başladı bende.

Bu kitabı ele aldığımızda, yaşanılan her olay, her durum, her karakter bir psikoloğun kuramına - olgusuna bağlanmış. Doğal olan, gerçek olan şu ki; psikologlar, yaşanılan insan davranışı sonucunda bu olgu ve kuramlara ulaşmıştır. Yani bizim bu olgular ile doğal bir karakter ortaya koymamız mekanik kurallar çerçevesinde olacak ve doğal olmayacaktır.

Yaşadığımız olaylar ve zihnimizde ürettiğimiz hayaller vasıtasıyla türettiğimiz bir senaryo veya hikayede, iyi karakter, kötü karakter ve yol gösterici karakter olacaksa; bunlar bu şekilde doğal olur. Ama ben Freud'un ortaya koyduğu "id" benliğine uygun bir kötü adam, ego benligine uygun bir kahraman ve süper egoya uygun bir yol gösterici karakter türetmeye çalışırsam; bunların hiçbiri doğal ve yaratıcı olmayacaktır. Birtakım kavram ve kuramlara göre hikaye ve kahraman yaratmak, işin doğallığını bozacak kanaatindeyim. Varsın ben senaryomu, hikayemi yazdıktan sonra pedagog, psikolog senaryomu incelesin. Yararını,zararlarını ortaya koysun. Ama bu kavramlar çerçevesinde kalırsam ben, sadece yaratıcılığımı kaybederim diye düşünüyorum.

Sanatta işin tekniğini öğrenmek elbette lüzumludur. Bir resim yaparken malzemelerinizin neler olduğunu, nasıl kullanıldığını öğrenmeniz gerek. Siz bunları öğrendikten sonra hiçbir ressam size "haydi şimdi benim yaptığımın aynısını çiz" demez. Senaryo yazımında da aynı mantıktan yola çıkarak kişilere senaryo tekniği gösterilmelidir. Fakat kötü adamımız şöyle olmalı, iyi adamımız şöyle olmalı şeklinde yönlendirmeler sadece yaratıcılığı engeller diye düşünüyorum.

"İyi bir kötü karakter yazmanın sırrı, kendi içimizdeki id'le ilişki kurmaktır. Kontrolünüzü kaybedin, engellemelerinizi kaldırın, bütün birincil dürtülerinizin sayfaya akmasına izin verin ve kötü karakterin vasıtasıyla en karanlık korkularınız, rüyalarınız dürtüleriniz ve arzularınızı ifade edin." Sayfa 19'daki tavsiye. Belki benim senaryomdaki kötü adam, hayatın kötülüğüne yenilmiş ve aslında iyi niyetli; mecburen kötü olmuş bir adam. İyinin kötüsü belki bu adam. Fakat ben bu telkinlere uyarsam kendi zihnimle çelişmiş olmayacak mıyım?

Senaryo yazma sanatıyla ilgili telkinler içeren bu kitapla ilgili okuma serüvenim hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Belki de hata yapıyorum. Belki de yanlış kişi olarak yanlış kitabı okudum. Bu kitap başka yazmak isteyen kişilere faydalı olabilir, bilemiyorum. Fakat yazma sanatıyla ilgili işin tekniği dışında yaratım sürecine karışan bu tarz kitapları pek faydalı bulmuyor, ticari amaçlı görüyorum. Aynı zamanda bu tarz kurslarla ilgili de aynı görüşteyim. Özgün olmak, farklı olmak için kendi zihnimizi dinlemeliyiz. Başkasını dinleyerek özgünlüğü değil taklitçiliği bulmuş oluruz...
340 syf.
·27 günde·Beğendi·9/10
Senaryo yazımıyla ilgili okuduğum ilk kitaptı. Hikâye oluşturmak, karakter yaratmak, hikâyenin aşamaları, tetikleyici olay, sahne, sekans, bölüm, zirve, sürpriz, film türleri gibi pek çok konuda 100'ün üzerinde filmden örnekle oluşturulmuş bir eser. Kitapta sözü geçen filmler için bile okunabilir. Sayesinde pek çok iyi film izledim. Çevirisinde ufak tefek sorunlar olsa da zevkle okunabilir. McKee'nin esprili anlatımına da hayran olmamak mümkün görünmüyor. Senaryo ya da hikâye yazacaklar için bir başucu eseri.
Sinema ve televizyon vb. bir bölüm okumuyorsanız veya bu konuda yeniyseniz, bu kitabı tavsiye etmem. (Eğer çok paranız varsa, bazı bölümleri için alınabilir.) Konular sırasıyla şöyle: sanat, teknoloji, dil, tarih, eleştiri, medya. Başlığa bakıp (Bir Film Nasıl Okunur?) alacaksanız ve sadece o konuyla ilgili kalacaksanız, pişman olabilirsiniz. Konuyu merkeze alan iki bölüm haricindekiler işinize yaramayacaktır. Fakat, üstünkörü incelediğim kadarıyla iyi çalışılmış üzerinde kitabın.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ertan Yılmaz
Tam adı:
Prof. Dr. Ertan Yılmaz
Unvan:
Akademisyen, Sinema Araştırmacısı, Çevirmen, Yazar
Doğum:
Samsun, Türkiye, 1963
Ölüm:
İzmir, Türkiye, 17 Aralık 2016
1963 Samsun'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamladı.

1982 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü'ne girdi.

1987 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü'nden mezun oldu.

1988-1990 D.E.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü'nden Yüksek Lisans derecesi aldı.

1990-1996 Doktora yaptı.

1991 D.E.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak atandı.

1998 Nisan ayında Yardımcı Doçent oldu.

1998 Kasım ayında Doçent unvanı aldı.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 76 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 161 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.