Ertuğrul Bostancı

Ertuğrul Bostancı

Çevirmen
7.4/10
11 Kişi
·
23
Okunma
·
0
Beğeni
·
81
Gösterim
Adı:
Ertuğrul Bostancı
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
124 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
İki kitap okuma vaktinde bitirdiğim bir eser. Sürükleyici bir anlatım. Aleksandr İvanoviç Kuprin'in "Zamanın Tekerleği" adlı kitabından sonra okuduğum ikinci güzel kitabı. Kuprin, aşkı ve aşkın verdiği hissiyatı sanki yaşayarak yansıtıyor cümlelere. Hissi olana hitap ediyor. Kitap; Nisan 2007 baskısı. Piyasada yeni baskısı yok. Sahaftan temin edebildim. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim. Çeviri "eh işte" niteliğinde; yer yer tezat ve ironik cümleler kullanıldığı görülmekte.

Misal; hiç kiliseye gitmemiş, dini görevlerini yerine getirmemiş Tanrı inancı zayıf(bunda sebep yaşadıkları yöre toplumu tarafından ninesi ile birlikte dışlanmış olabilmeleri de etken) Olesya'nın sevgilisinden ayrılırken "Allah'a ısmarladık(Sayfa 98)" cümlesinin kullanılması ironik bir durum yaratmakta ve kitap boyunca "Tanrı" ve "Allah" kelimelerinin bir arada bulunması da bir tezat durum oluşturmakta. Bence hoş bir anlatım olmuyor. Eser boyunca; çevirisi yapılan yaratıcı adının ya "Tanrı" ya da "Allah" olarak olması daha hoş bir anlatım olmasını sağlayacaktır.

Ayrıca; sevgili olan İvan Timofeyeviç ve Olesya'nın birbirlerine karşı hitaplarında "Canımın içi", "Gözümün nuru", "Güneşim benim" gibi ilgi sözcüklerinin kullanılması sanki Rus edebiyatına dair bir eser değil de Türk edebiyatından bir şeyler okuyormuşum hissi uyandırdı bende. O Rus toplumu ve edebiyatının karakteristlik özelliği çeviri yapılırken hiç yansıtılamamış gibi sanki. Lakin Rus toplumu ve edebiyatı üzerine derinlemesine bilgi sahibi olanlar beni tenkit edebilirler. Lüzumu yok! Sadece kişisel hissiyatlarım.

Bir başka husus kitap arka kapağında geçen şu cümle; "Pekâlâ, belki de söylebilirim, diyerek razı oldu sonunda Olesya. Yalnız dikkat edin; ikna paradan daha değerlidir. Eğer hoşunuza gitmeyen bir şey olursa kızmayın..." şeklinde iken kitap içinde 40. sayfada şu şekilde geçmektedir; " 'Peki, tamam, ben, belki, söylebilirim' diyerek razı oldu sonunda Olesya. Fakat dikkat edin, ikna paradan daha değerlidir. Hoşunuza gitmeyecek bir şey olursa kızmayın..." Her ne kadar anlamlar aynı olsada şekil bakımından farklılık ortada, bu da çevirinin ne kadar özensizce ve acemice yapıldığını ortaya koymakta. Editörlüğünde bir o kadar kötü olduğunu göstermekte...
182 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Gambrinus, Aleksandr İvanoviç Kuprin'in okuduğum dördüncü kitabı. Onbir öyküden ibaret; çeşitli konu ve karakterlerin ele alındığı, okuyucuda sıkıcılık hissi uyandırmayan öykülerden oluşmaktadır. Ertuğrul Bostancı çevirisi ile Kapadokya Yayınları - Yelkovan Dizisi'den çıkan diğer iki kitabı "Olesya" ve "Janeta" hakkında belirttiğim hususlar -çeviri ile alakalı birbirine tezat ve ironik cümlelerin kullanıldığı durumlar- bu kitap içinde geçerli.
86 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Janeta, Aleksandr İvanoviç Kuprin'in üçüncü okuduğum kitabı. Okuduğum bir önceki kitabı olan "Olesya" ile ilgili incelememde; çeviri ile alakalı birbirine tezat ve ironik cümlelerin kullanıldığı durumlardan bahsetmiştim. Çevirmen yine aynı çevirmen; Ertuğrul Bostancı. Bu kitapta da yine tezat ve ironik cümleler ile ilgili hususlar aynen geçerli. Tespit ettiğim bir kaç nokta şu şekilde:

a)"Allaha ısmarladık"(S.27), (S.61) ; "Tanrı huzurunda"(S.79) ; "Şimdi güzel yükselir ve her şey tanrı tarafından gösterilen yerlerine geçer." (S.82) görüldüğü üzere; "Olesya" ile ilgili incelememde de bahsetmiştim."Tanrı" ve "Allah" kelimelerinin bir arada bulunması hoş bir anlatım olmuyor. Eser boyunca; çevirisi yapılan yaratıcı adının ya "Tanrı" ya da "Allah" olarak olması daha hoş bir anlatım olmasını sağlayacaktır. Diğer açıdan "Allaha ısmarladık" cümlesinin kullanılması eserin orjinal diline uygun bir çeviri sağlamamakta. Bunun yerine "Hoşça kalın" kelimelerinin kullanımı daha uygun düşeceği kanısındayım.

b) "Ahirete intikal etmiş"(S.72) deyimini inceleyecek olursak; bu konu ile ilgili internette yaptığım bir inceleme de şu yoruma rastladım: "Zîrâ "intikâl", canlı bir şeyin -insanın- bir yerden bir yere bedeniyle hareket etmesidir. "İrtihâl" ise tamamen ruhun hareket etmesi demektir. Yani bir yerden bir yere geçiş... İrtihal'in kökü de "rıhlet"ten gelmektedir. Rıhlet, göçüş ve ölme anlamını taşır. Bu sebepten dolayıdır ki vefât eden bir kişi için "ahirete irtihâl etti" demeden sadece "falanca şahıs irtihâl etti" dediğinizde onun vefât ettiğini belirtmiş olursunuz. Onun için kişi vefat ettiğinde "ahirete irtihâl eder", yani göçer. İntikâl etmez, edemez."(Kaynak:http://www.turkiyegazetesi.com.tr/...n-atasoy/596629.aspx)
Hangi kullanımın doğru olduğu hususunda elbet çeşitli kaynak ve araştırmalarla bilgiler artırılabilir. Çevirmen böylesi çelişki içindeki bir deyimi kullanmaktansa daha uygun kelime ya da cümle kullanabilirdi.

c) "İki gönül bir olunca samanlığın seyran olduğu."(S.39) Bu atasözünün Türk atasözlerini içerisinde olduğunu bilmekteyim. Yine eserin orjinal diline uygun bir çeviri olmadığı kanısı içindeyim.

Bu belirttiğim hususların dışında; sürekleyici bir anlatıma ve etkileyici bir konuya sahip. Çeviri her ne kadar belirttiğim hususlardan ötürü vasat olsa da piyasada başka çevirilerinin olmadığını da göz önüne alırsak okunmasından çok da zarar edilmez.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ertuğrul Bostancı

Yazar istatistikleri

  • 23 okur okudu.
  • 27 okur okuyacak.