Etienne Gilson

Etienne Gilson

Yazar
8.0/10
1 Kişi
·
13
Okunma
·
5
Beğeni
·
567
Gösterim
Adı:
Etienne Gilson
Unvan:
Fransız Felsefe Tarihçisi ve Filozof
Fransız felsefe tarihçisi ve filozof. Özellikle Orta Çağ tarihi üzerinde ve çağdaş felsefe sorunlarının çözümünde Thomas’ın geliştirdiği yöntemi uygulamıştır. 13 Haziran 1884’de Paris’de doğdu. Petit Seminaire de NotreDamedes Champs ve Sorbonne’da öğrenim gördü. Birkaç yıl lise öğretmeni olarak görev aldı. Sorbonne’da çeşitli araştırmalar yaptı. 1913’de Descartes felsefesi üzerine teziyle doktor sanını aldı. Lille Üniversitesinde, 1919’da Strasbourg, 1921’de Sorbonne Üniversitesinde, 1932-1951 arasında da College de France’ta Orta Çağ felsefesi okuttu. Öğretisinde hocası Lucien Levy-Bruhl’ün izleri görülür. I.Dünya Savaşında Fransız ordusunda hizmet veren ve 1915’de Verdun Savaşı’nda tutsak düşen Gilson, savaşın sonunda özgürlüğe kavuştu. Daha sonra yürüttüğü çalışmalarla, Orta Çağ felsefesi üzerine uzman sayılmış; 1929’da Papalığın Orta Çağ Enstitüsü’nün yöneticiliğine getirilmiş, 1947’de de Fransız Akademisi üyeliğine seçilmiştir. 1951’de Col­lege de France’daki görevini bırakmış, 1927’de Toronto Üniversitesinde kurmuş olduğu Orta Çağ Araştırmaları Enstitüsü’nün başına geçmiştir. Gilson’un anlayışına göre, dinden kaynaklanan esinlenmelerle beslenen bu yeni sorunlar felsefe yöntemlerinden yararlanan mantıkçılarca incelenmiş, böylece kendi alanları dışına itilmiştir. Bu nedenle tanrı bilim ve felsefeyi ayrı yapıları olan birer varlık alanı diye görmek gerekir. Özellikle dini konu edinen bilimlerin felsefe yöntemlerini uygulaması sorunlara çözüm getirmez. Ayrı ayrı yapıları olan bu iki alanın çalışma yöntemleri de ayrıdır. Yapılarının ayrı olmasına karşın bu varlık alanları birbirini etkilemektedir.
Nietzsche'nin 'Tanrı öldü' sözü o kadar dillere destan bir klişe oldu ki insan bundan bahsetmekten bile utanıyor. Bununla beraber, o, bu sözleri yazdığı zaman bunlar onun mesajının sadece bir kısmını ifade ediyordu. Zira bu sözler onun düşüncesinde bir başka ifade ile birlikte yer alıyordu: "Size üstün insanı ilan ediyorum." Nietzsche için bu sözün ikinci kısmı olmadan bir kısmı hiçbir anlam taşımıyordu. Çünkü üstün insanın doğuşu bu Tanrı'nın ölmesinin nedeniydi.
Kendileri için Tanrı'nın yokluğu kesin olan insanların, sadece bunu düşünüp durmakla kalmadıkları gibi, nasıl hala Tanrı inancını başkalarının ruhundan söküp atma ihtiyacı duyduklarını insan kendi kendine sormadan edemiyor.
143 syf.
Etienne Gilson Türkiye'de bilhassa "Ortaçağ Felsefesinin Ruhu" adlı muazzam çalışmasıyla tanınır. Ortaçağ Hıristiyan felsefesi uzmanı yazarı, aynı alanda çalışan diğer isimlerden ayıran bazı hususlar vardır. Mesela o, İslam Felsefesi (bilhassa İbn Sina) olmaksızın bir Hıristiyan felsefesinin teşekkülünü mümkün görmez. Eserlerinde Müslüman filozoflara minnet borçlu olunduğunu tekrar etmekten de imtina etmez. Onu, felsefeciler arasında özgün kılan bir diğer şey ise, batıda felsefenin seyrini okurken takındığı kendine has yaklaşım biçimidir. O, ne Ortaçağ felsefesinin İslam felsefesinden bağımsız/özgün olduğunu kabul eder ne de Ortaçağ ile Modern felsefe arasında net bir kopukluk olduğunu. Aksine antik Yunanlıların Tanrı tasavvurlarından başlayarak Ortaçağ'a, oradan da Modern döneme uzanan etkileşimli bir düşünce akışı resmi çizmeye çalışır.

Ateizmin Çıkmazı kitabı 1991'de Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı yayınlarından çıkmış. Kitabın baş kısmında da Bekir Karlığa hocanın Etienne Gilson ile ilgili kıymetli bir tanıtım yazısı bulunmakta. Hacmi küçük ama içeriği zengin bir eser denebilir. Konular, yetkin bir ismin kalemine yaraşır biçimde, dallandırılıp budaklandırılmadan ele alınmış. Kitapta, bilindik ateizm türleri (pratik ateizm, bilimsel ateizm, felsefi ateizm, kayıtsızların ateizmi, proleteryan ateizm) genel kabullerine yaslanarak eleştiriye tabi tutulmuştur.

Eserde en çok Nietzsche'ye yer verildiğini söylemek mümkün. Onun "Tanrı öldü" sözünün anlamıyla ilgili değerlendirmeler yapan yazar, bundan daha çok, kendilerini Nietzscheci tanıtan kesimlerin ne derece Nietzscheci olduklarını ya da olabileceklerini de sorgulamaktadır.

Ateizme ilgili okurlar için, küçük, tatlı bir eser.

İyi okumalar.
776 syf.
·114 günde·8/10
Alanında çok ayrıntılı bir kitap, genel görüş talep edenlere göre değil. Harita metot boy 737 sayfa zaten. Ortaçağ felsefesine ciddi ilgisi olan için oldukça başarılı bir kitap ki konuyla ilgili bir çok yazıda bu kitaptan alıntı bulunur.

Yazar da genel olarak ortaçağ sempatisi taşıyor ve akıllardaki kötü ortaçağ imajını düzeltmek için oldukça çaba sarf etmiş. Kitabın son cümlesindeki şu alıntı bunun en net özeti. "Her türlü batı düşüncesi için ortaçağı inkar etmek kendini inkar etmektir. XIII. yüzyılın yanı başımızda olduğunu söylemek bile yetmez: O bizim içimizdedir".

Yazarın biyografisi

Adı:
Etienne Gilson
Unvan:
Fransız Felsefe Tarihçisi ve Filozof
Fransız felsefe tarihçisi ve filozof. Özellikle Orta Çağ tarihi üzerinde ve çağdaş felsefe sorunlarının çözümünde Thomas’ın geliştirdiği yöntemi uygulamıştır. 13 Haziran 1884’de Paris’de doğdu. Petit Seminaire de NotreDamedes Champs ve Sorbonne’da öğrenim gördü. Birkaç yıl lise öğretmeni olarak görev aldı. Sorbonne’da çeşitli araştırmalar yaptı. 1913’de Descartes felsefesi üzerine teziyle doktor sanını aldı. Lille Üniversitesinde, 1919’da Strasbourg, 1921’de Sorbonne Üniversitesinde, 1932-1951 arasında da College de France’ta Orta Çağ felsefesi okuttu. Öğretisinde hocası Lucien Levy-Bruhl’ün izleri görülür. I.Dünya Savaşında Fransız ordusunda hizmet veren ve 1915’de Verdun Savaşı’nda tutsak düşen Gilson, savaşın sonunda özgürlüğe kavuştu. Daha sonra yürüttüğü çalışmalarla, Orta Çağ felsefesi üzerine uzman sayılmış; 1929’da Papalığın Orta Çağ Enstitüsü’nün yöneticiliğine getirilmiş, 1947’de de Fransız Akademisi üyeliğine seçilmiştir. 1951’de Col­lege de France’daki görevini bırakmış, 1927’de Toronto Üniversitesinde kurmuş olduğu Orta Çağ Araştırmaları Enstitüsü’nün başına geçmiştir. Gilson’un anlayışına göre, dinden kaynaklanan esinlenmelerle beslenen bu yeni sorunlar felsefe yöntemlerinden yararlanan mantıkçılarca incelenmiş, böylece kendi alanları dışına itilmiştir. Bu nedenle tanrı bilim ve felsefeyi ayrı yapıları olan birer varlık alanı diye görmek gerekir. Özellikle dini konu edinen bilimlerin felsefe yöntemlerini uygulaması sorunlara çözüm getirmez. Ayrı ayrı yapıları olan bu iki alanın çalışma yöntemleri de ayrıdır. Yapılarının ayrı olmasına karşın bu varlık alanları birbirini etkilemektedir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 13 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 26 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.