Filhakika Toprak Mahsulleri vergisi de Varlık Vergisinin dayandığı takdir esaslarına dayanır. Bu takdirin mahsulun yeşermediği zamanlarda yapıldığı da vakidir. Hububat işlerinden anlayanlar, başak tekemmül etmeden takdire gidilemiyeceğini, bundan sonra da mansulün çeşitli tehlikelere maruz bulunduğunu bilirler. Bu bakımdan, toprak mahsulleri vergisi, zannedildiği gibi, bir Gelir Vergisi değildir; onun sermayeye hitap eden tarafları da vardır. Varlıktan sonra köy köy dolaştırılan maliye müfettişleri bu verginin tatbikatta daha elim misaller verdiğini beyanda müttefiktir. Bu mevzuda toprak mahsulleri vergisinin bu günkü gelir ölçüleriyle asgari maişet payı haddinde olan köylü kazancına hitap ettiğini de düşünmek lâzımdır. Köylü bu vergiyi nafakasından ve tohumundan ödemiştir.
Hal böyle iken toprak mahsulleri vergisi dolayısiyle yapılan feryat ve şikâyetler, Gelir Vergisi dolayısiyle yapılanların onda biri değildir. Ve şikâyetler alarman şekilde yapılmamıştır. Bunun muhtelif sebepleri vardır:
1) Toprak mahsulleri vergisi daha geniş bir kitleye hitap eder. Mükellef adedi daha fazladır.
2) Sermayeden alınan kısmı varsa da, vergi daha ziyade mahsul üzerinde müessestir. İptidaî manada da olsa, yine irada hitap eder.
3) Bu vergiyi veren kitle zaten sefalet içinde idi. Vergiyi ödemekle yaşama seviyesinde büyük bir değişikllik olmamıştır.
4) Varlık mükellefleri hakkını istemesini bilen, sesini yükseltecek kimselerden terekküp etmektedir. Senelerin cefakeşi Anadolu ise her derdi sineye çekmesini bilen bir rinddir.