Sultan ikinci Mahmud zamanında Hücre-i Saadet'in yenilenmesinde çalışan usta ve ameleler her daim abdestli olup besmelesiz bir tuğla dahi koymadılar. İnşaatta kullanılan harç için de normal su değil, Gülsuyu kullanıldı ve ana kubbenin yapımı sırasında kesinlikle dünya kelamı konuşulmadı.
Harem-i Nebevi kâtibi Seyyid Ömer'in kaleme aldığı ve günümüzde istanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi nde 6684 numarayla kayıtlı inşaat defteri, birçok hususu gözler önüne sermektedir. Bahsettigimiz esere göre, ustalar ve işçiler arasinda özel bir dil ihdas edilmişti. Taş, tuğla, kireç gibi inşaat malzemelerinin her biri yerine "tevhid, zikir, tesbih" gibi uhrevi kelimeler kullanılmıştı. Eski binanın hafriyat malzemeleri de Cennetü'l-Baki'in kuzey kısmına açılan hususi bir alana defnedilmisti.
Mukaddesata o kadar ehemmiyet veriliyordu ki Yeşil Kubbe'nin inşaat malzemelerini taşıyan katır ve merkepler kayıt altına alınıyor, hususi ahırlarda itinayla bakımları yapılıyordu.
Hatta inşaat tamamlandıktan sonra dahi bu hayvancıklar, yapmış oldukları kıymetli vazife sebebiyle emekli edildi ve bir daha onlara semer vurularak yük taşıtırılmadi. Ayrıca bu şerefli hizmette Medinelilerden birçok kimse de teberrüken bulundu.