İçinde dokuz tane öykü bulunan ve Ankara'nın kenar mahallelerinde, sessizce geçip giden, harcanan insan hikayelerine yer veren bir kitap. Kitaba adını da veren, “Göçenlerin Ardı Kapı Duvar” ve “Su” öyküleri, en etkileyici ve iz bırakan türden öykülerdi. Betimlemelerle, yerinde analizlerle, geçmiş yıllara gidiyoruz okurken. Daha da uzun olsaydı keşke dediğim, içten, etkileyici ve derinlikli hikayeler her biri. Hızlı gelişen olaylarda, ilginç ve merak uyandırıcı karakterler ana hatlarıyla belirgin izler bırakıyor. Tek bir cümleyle o sahneyi canlı ve gerçek bir biçimde yansıtabiliyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız türden öyküler.
Yazarın ilk öykü kitabı olmasına rağmen akıcı ve sürükleyici şekilde devam eden hikayelerde, eski yılların insan hikayelerini okuyoruz. Tarihe ve yaşadığımız topraklara farklı bakış açıları ile farklı zaman dilimlerinde yaşadıkları acı ve silinen hayatlarına ışık tutuyor yazar. Arada açıp okumak isteyebileceğiniz, öykü kitabı sevmeyenlere bile iyi bir başlangıç olacak türden bir kitap. Tarihi dokuları ve yaşanmışlıkları, güçlü ve çarpıcı bir anlatım tarzı ile satırlara harika aktarmış yazar. Öykü kitabı sevenlere mutlaka tavsiye ederim.
#GöçenlerinArdıKapıDuvar
^
^
#alıntı
Kente bir şekilde, kıyısından köşesinden de olsa ilişmek için didinen babaların çocuklarıydık. Babalarımız tutunabilse bile bu bizi kurtarmayacaktı. Ama biz tutunabilirsek belki çocuklarımız kurtulacaktı. Talihsiz bir ara kuşaktık.
^
^
@selyayincilik @frhterglu #selyayıncılık #selyayincilik #selyayinlari #kısakısa #bloghemsire #tavsiyekitap #öykü