Fikret Adil

Fikret Adil

YazarÇevirmen
8.5/10
153 Kişi
·
331
Okunma
·
5
Beğeni
·
855
Gösterim
Adı:
Fikret Adil
Tam adı:
Fikret Adil Kamertan
Unvan:
Türk Yazar, Gazeteci ve Çevirmen.
Doğum:
7 Ocak 1901
Ölüm:
İsviçre, 1973
7 Ocak 1901'de Çengelköy'de doğdu. Babası, askeri hekim, Operatör Mahmut Adil Bey'dir. Mahmut Adil Bey; edebiyatla ilgili bir kimseydi ve Tevfik Fikret hayranlarındandı. Bir oğlu olunca ona Fikret adını verdi. Fikret Adil Galatasaray Lisesi son sınıf öğrencisiyken gönüllü olarak okuldan ayrıldı ve milli mücadeleye katıldı. 1923'te İstanbul'a döndü, Şirket-i Hayriye'de çalıştı ve gazetecilik yaptı. Ayrıca muhtelif mübadele komisyonlarında ve Düyun-u Umumiye İdaresi'nde görev aldı. Anadolu Ajansı (1930-1936) ve İş Bankası'nda (1937-1966) çalıştı. Fikret Adil 1973 senesinde Parkinson hastalığının tedavisi için gittiği İsviçre'de öldü. Fikret Adil'in ilk yazısı Şebap dergisinde çıktı (1920). Ancak yazıları daha çok gazetelerde görüldü. Yayımladığı fıkra, sanat-edebiyat eleştirisi, hikaye ve röportajları ile tanındı.Artist ve S.E.S (Sanat, Edebiyat, Sosyoloji) dergilerini çıkardı. Sanat Dostları Derneği'yle PEN Türkiye merkezinin kuruculuğunu üstlendi.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
471 syf.
·2 günde·10/10
İnceleme kitaptan alıntılar içermektedir..

İnsanlar sağır kalpleri yüzünden yüzyıldan yüzyıla daha çok azap çekilen bir cehennemde hâlâ inleyip duruyorlar. Giovanni Papini

Bu bir anı kitabı değildir. Ne de bir sanat eseri! Öyle sanıyorum ki, bu garip ve hastalıklı, belki korkunç ama yüzyılımız insanı incelemek için oldukça değerli bir belgedir. Onun için notları, başka bir niyetle değil yalnızca belge olarak yayımlıyorum. Ve umarım ki bazı kimseler iyi düşündükten sonra bu ''emniyeti suiistimal'' edişimin yararlı olduğunu kabul edeceklerdir. (Sunuş)

Böyle diyerek başlıyoruz kitabımıza. Papini ile tanışma isteğime karşı koyamayarak aldığım kitabın sayfaları açılıyor. Büyük merak içindeydim. Okumaya başladığım ilk notlarda acaba neyi anlatmak istiyor diye düşünmeye başlamıştım. İlerledikçe ve kitabın içine girdikçe, yazarın yaşadığı çağın gerçeklerini gün yüzüne çıkarmak, hatta sivri bir şekilde gözünüze sokmak istediğini görüyoruz. Elinde her şeye gücü yetecek kadar parası olan zengin ve milyarder birisi GOG'', gerisi hayal gücüne ve canının ne istediğine bağlı. Eee bu kadar para olunca istekler de normal olmuyor, yaşayışı da tabii ki. Bunu daha iyi anlayabilmeniz için birkaç örnek veriyim. Gog'un ''dev'' koleksiyonu ve domuz kalbi koleksiyonu var. Domuz kalpleri, hayvanların içlerinden söküp alınmış ve özel kavanozlarda, atımları sağlanacak uygun laboratuar ortamı sağlanmış halde karşısında duruyor. Yazarın mı dersiniz yoksa Gog'un mu bundan aldığı hazzı bir düşünün. Madem ki koleksiyon yapacaksınız, bu antika tablolar, bulunmaz yazmalar gibi herkesin uğraştığı şeyler değil, kimsenin ulaşamayacağı ve yalnızca sizde olan şeyler olmalı.

Üzerinde durulması gerekenler şeyler bence ziyaretleri. Gog, yaşadığı dönemdeki en ünlü birçok kişiyi ziyarette bulunmuş. Kimler mi? Ford, Gandi, Einstein, Freud, Knut Hamsun, Edison, H. G. Wells, Bernard Shaw, Lenin ilk kitapta uğrayıp, fikirlerini aldığı bazı kişiler. Benim hayret ettiğim şey en çok şu. Papini nasıl bu kadar çok kişinin karakterine bürünüp onlar adına ve sanki kendiymişçesine büyük laflar edebildi. Bu kişiler adına konuşmak ve cümleler uydurmak büyük cesaret ister bence. Ford için önemli olan üretkenlik ve verimin en üst düzeye çıkması mottosundan Einstein'in buluşlarının amacına, Gandi'nin öğretilerinin ucuna dokunup H.G. Wells'in nasıl bu kadar üretken ve hayalperest olduğuna, karşısındaymış gibi gerçek cümleleriyle hayat vermek çok güzel bir iş başardığının kanıtıydı benim için. Bir yazar, bir mucit, bir lider, bir hayalperest, bir kapitalist, bir sömürgeci olabiliriz ama bunların hepsi birden olmak nasıl bir duyguydu acaba? Hayal gücü bir şey olabilir evet ama yazarın üretkenliği beni en çok etkileyen şey oldu. Söylediklerine gün yüzüne çıkmamış gerçek belgeler niteliği katması, bence böyle içten şeyler yazabilmesinin gerçek sebebi.

Yazarın değindiği diğer konular, o zamanlar da olsa vazgeçilmez olan ve asla kökünü kazıyamayacağımız din sömürücüleri, para koparmaya çalışan keneler, uçarı düşünceleriyle kendisini etkilemeye çalışan gereksizler, dünya savaşının etkileri. Bunların yanında öyle farklı düşünceler ve keşifler var ki kitabın içinde, en derinine incelense yepyeni maden ocakları gibi işlenip, gün yüzüne çıkarılması gerekiyor bence. Bu kitap, bana, kitaplığımda durduğu yerde sürekli göz kırparak, beni sayfalarını karıştırmaya davet edecek. Hissediyorum. Ve zaman zaman açıp yazarın gözlemlediği canilerin, çıkarcıların, belki de kalbinde gerçekten fenalık olmayan insanların fikirlerine tekrar kulak vericem. Tekrar tekrar okunası şeyler var içinde.

Şüphesiz, bugün Gog'a benzeyen birçok kimse var. Fakat bence Gog çok öğretici ve aydınlatıcı bir örnektir. İki sebepten: Birincisi, benzerlerinin sadece rüyalarında düşünebilecekleri saçma ve canice delilikleri serveti sayesinde bir cezaya çarptırılmadan yapabilmesi; ikincisi, başkalarının kendilerine bile itirafa cesaret edemeyecekleri en isyan ettirici düşünceleri ilkel yaratık içtenliğiyle utanmadan açıklayabilmesidir. (Sunuş)

İkinci kitap Ernest O. Lawrance'yi ziyaretimizle başlıyor ve atom bombası hakkında biraz sohbet ediyoruz. Bir bilim adamının buluşunun ne kadar kötü kullanabileceğinin örnekleri çok güzel şekilde açıklanmış kitapta. İkinci dünya savaşının etkilerini görmeye başlıyoruz kitabımızla. İlk kitapta anlatılanların üzerini bir pasta kreması gibi süsler nitelikte ikinci kitabımız. Everett koleksiyonunun yayımlanmamış el yazılarını buluşları ve bunları yorumlaması da oldukça etkileyici. Bunların içinde Kafka, Stendhal, Goethe ve Tolstoy'un olduğu var sayılan el yazıları gün yüzüne çıkıyor. Bunlar en etkileyici, yarım kalmış hikayelerdi diyebilirim. Yazarlar hakkında hiçbir fikriniz yoksa bile bu yazmalar sayesinde bir fikre sahip olmanız mümkün. Papini beni derinden etkilemeyi başardı. Bu kitabı mutlaka okumalısınız.

Thomas Magnus düzenlediği #39225475 etkinliği sayesinde biraz daha erken okudum ve iyi ki okumuşum.
471 syf.
·2 günde·10/10
Bir akıl hastanesi ziyaretinde tanıştığı gecmisinde zengin olan bir delinin hatıralarını işlemiş Italyan Yazar Papinni

Kitabin birinci cildi 1931 ikinci cildi 1951 de yayına girmiş olan kitabı tek kitap halinde okudum ve iyiki okumuşum dedim.

Neden iyi ki okudum gelin birlikte bakalım (Bu gece kitap icin uyumadım)
Gog, bu dünyada yaşayıp da hicbir sey öğrenden giden insana(Ben hicbir sey bilmiyorum dediği zaman insanlar gülüyor), ömrü boyunca can sıkıntısı ve buhranlar yoldaş olur düşüncesiyle yola çıkarken karşıt düşüncelerden ve çelişkili fikirlerden beslenen bir eser. Bu yönüyle düşünürken sorgulamayı da öğreterek modern zaman ve modern insan eleştirisine zemin hazırlamayı becerebilmiş bir eser.

Papini kitapta, yolunu kaybetmiş olan Gog’u okuyucunun önüne atar adeta. Okudukça onu takip ederiz ve zannederiz ki yol bir yerde düzelecek her şey. Tüm bunlar sona erecek. Oysa Gog hezeyanlarından bir türlü kurtulamaz, okuyucuyu da dinmeyen bir can sıkıntısı içine çeker. En son noktada okuyucu bir uçurumun kenarında tekbaşına atar. İşte tam bu noktada Gog’u hakkındaki goruslerimiz değişir ve hic mi akillanmaz bu insan. Biliriz ki hayat tecrube ile de öğrenilir.

Gog, 19. ve 20. yy’ın birçok devlet adamı, yazar ve bilim insanıyla konuşurken pek çoğunun sırrını da öğrenir. Bunlar gerçek hayatla birebir örtüşür mü örtüşmez mi tartışılsa da ortaya çıkan sırlar bizim içimizde taşıdığımız küçük ama ağır can sıkıntılarının bir nevi itirafı hükmündedir.

Gog pek çok düşünüre biraz hayranlık, biraz kızgınlık, çokça da nefretle yaklaşır. Çünkü onlar Gog’a umut verip bu umudu bir anda karabasana çeviren kimselerdir. Biz de Gog’la birlikte roman boyunca varlık ile yokluk, ümit ile ümitsizlik, can sıkıntısı ve huzur arasında git geller yaşarız. Ve biliriz ki onun bocalaması bizim kendi düşkünlüklerimizin cesur ifadesinden başka bir şey değildir.

Ic dunyasinda sıkılan kahramaniz Gog değil, benliğini pohpohlayan, kafasının içindeki sesten başkasını dinlemeyen, küçük mızmız bir çocukmuşçasına oyalanmayı, avutulmayı ve şımartılmayı bekleyen günümüz insanıdır. Gog bu yönüyle evrensel insana bir ayna tutacaktır. Ancak ayna da kırılır. Aynayı kırmaya cesaret edip kendisiyle yüzleşen, belki de can sıkıntısından kurtulup yeni bir hayata başlamaya hak kazanır, kim bilir?

Gog, cehaletine ragmen tarih bilginize katkı saglarken onunla birlikte girdiğiniz serüven boyunca kendi içinizde kaybolacaksınız ve sizi oradan alıp yalniz kalabileceğiniz iç derinlerinize götürucek.

Kitabı her okuduğunda ayrı tat alan alınacak bir kitap eminim.
471 syf.
Bugün Gog kitabı bitti. Bazen bazı kitaplar hiç bitmesin isteriz, içindeki zenginlik ve okumanın verdiği lezzet apayrıdır. Benim için Gog öyleydi.

Dünya klasiklerinden bir kitap. Ve Gog ile bir tımarhanede tanışmasıyla başlıyor her şey. Ekonomik yönden gerçek bir zengin olan bir delinin peşi sıra uzunca bir gezintiye çıkarıyor bizi Papini. Kitap felsefeden, psikolojiden, ekonomiden, din ve siyasetten her türlü konuya değiniyor, bir nevi arayış içinde. Ünlüleri ziyaret ediyor, güzel şehirlere uğruyor  ve hiç tahmin etmediğimiz bakış açılarıyla kendimizi baş başa bulabiliyoruz.

Gog sürekli olarak insanlardan nefret ediyorum diyen biri, bu yönü kendime oldukça yakın hissettirdi.

Araştırınca görüyoruz ki Papini bu eserin ilk cildini 1931 yılında ikincisini ise 1951'de yayımlamıştır. Dünya savaşlarının getirdiği etkilerin bazı yansımaları edebiyata nasıl yansıyor bu kitapta görebiliyoruz. Gerçek bir eleştiri kitabı. Onunla en ilginç eleştirileri bile yapabilmek benim fikirlerime yeni pencereler açabilmemi sağladı.

Bence kitap severlerin mutlaka yoluna çıkması gereken bir kitap. Severek okudum ve tavsiye ederim. Bir delinin peşine takılmak kimi zaman en ihtiyaç duyduğumuz şey olabilir...
471 syf.
GOG

Doğrusu Gioavanni Papini’ye ait bu güzel eserin daha çok okunmuş olmasını beklerdim. Özellikle site içerisinde bulunan kitap kurdu arkadaşların kütüphanelerinde olmazsa olmaz kitaplar arasında yer alacak son derece farklı ve güzel bir eserdir GOG. Cahil ama zengin bir işadamının dünya tarihinde yer etmiş şahıslara yolculuğu ve onlarla yaptığı görüşmeleri anlatır. Bu saf ve cahil kahramanı farklı kılan yanı gerçeği arıyor olmasıdır. Son derece çılgın ve cahildir. Parası sayesinde istediğini yapıyor oluşu bu çılgınlıklarına yardımcı olur. İlginç bir vahşiliği vardır ve bu vahşiliğin paralelinde aradığı gerçekler. Gandhi’den Nietzsche’ye, Cervantes’den Freud’a kadar farklı kişilerle yaptığı görüşmlerin notlarıdır bu kitap. Onların fikirlerinden etkilenmeden kendi görüşlerinini de belirtir aralarda. Ziyaret ettiği kişilere gönderdiği hediyeler ise ilgi çekicidir. Mesela Freud’a götürdüğü Hellenistik döneme ait Narcisse’in güzel bir bir mermeridir. Bunun sebebi Narcisse’liğin kaşifine bundan güzel bir hediye gönderilemeyeceğini düşünmesidir. Kitaba başlarken Papini’nin sunuş yazısını okumanız özellikle önerilir, çünkü bu çılgın kahramanı daha iyi anlamanıza yardım edecektir. Bir tımarhanede tanıştığı GOG’un kendisine bıraktığı mektuplardan kurulduğunu söyler kitabın ve ekler: Görüleceği gibi, bu bir anı kitabı değildir. Ne de bir sanat eseri! Öyle sanıyorum ki, bu garip bir hastalıklı, belki korkunç ama yüzyılımız insanını incelemek için oldukça değerli bir belgedir. Onun için notları, başka bir niyetle değil yalnızca belge olarak yayımlıyorum ve umarım ki, bazı kimseler iyice düşündükten sonra bu “emniyeti suistimal “edişimin yararlı olduğunu kabul edeceklerdir. Bu ilkel ve çılgın kahramanı okurken belki bazen tutarsız, saçma ve abartılı hayaller bulacaksınız ama modern çağı anlamak adına size çok şey katacağını düşünüyorum. Papini’ye ait bir makaleyi görünce aklıma düştü bu güzel eser uzun zaman oldu okuyalı. Tekrar okuma zamanı geldi sanırım.
471 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Hayatımda yaptığım büyük yanlışlardan birisiydi galiba bu kitap...

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/...tBUIWALNrE&t=11s

Nedenini şu şekilde açıklayayım, 2 yıl önce ilk defa kitap alarak kitaplık oluşturmaya başladım. O zamanlarda da Modern Klasiklerden başlamıştım ve nedense Gog kitabını da almıştım. Sonra işte ben aldığım kitapları okuyup yeni kitaplar aldım. Sonra onları da okuyup tekrar aldım derken Gog kitabı arada kaynadı.

Niye bu kitabı okumadım bilmiyorum, belki yazarı hiç tanımadığım içindi belki de kapağı hoşuma gitmedi. Ama okumadım ve 2 yıl bekletmiş oldum bu kitabı.
İşte yaptığım büyük yanlışlardan birisi de bu kitabı bekletmek olmuş. Çünkü Papini gibi bir yazarı hayatıma 2 yıl geç buyur etmişim :(

Kitabın konusuna gelirsek Ana karakterimiz bir milyarder ve farklı farklı olaylar yaşayan birisi. Nasıl diye sorarsanız size şöyle açıklayayım:
Çok parası olan ve hayatı, insanları, dünyayı, sanatı, edebiyatı ve müziği anlamaya çalışan birisi ne yapar?
İşte Gog'un hikayeleri bunlardır. Günlük gibi yazılmış bu kitapta da Gog'un başından geçen ilginç olaylar aktarılır.

Kitabı çok ama çok sevip 2 yıl bekletmemden resmen kahroldum. Sonra da bildiğiniz gibi bütün kitaplarını okuma kararı aldım :) Burada sizlere kitabı nasıl anlatamadığımı şu örnek ile açıklayabilirim, yediğiniz zaman size binlerce farklı tad veren bir yiyeceği düşünün ve birisinin gelip size yiyeceğin nasıl olduğunu sorduğunu...

Ne cevap verirdiniz?

Kıssadan Hisse Giovanni Papini OKUYUN, OKUTTURUN.
Günde 2 defa tok karnına tüketin.

Okumak İsteyen Herkese İyi Okumalar Dilerim :)
İzmir kitap fuarından stand görevlisinin tavsiyesi üzerine aldığım bir kitap. Normalde hemencecik karar veremem kitap alma konusunda. Ama nasıl oldu bilmiyorum aldım. Bilen çok yokmuş gördüğüm kadarıyla. Okuyan da sevmiş. Madem öyle başlayalım bakalım.
471 syf.
·10/10
Papini, modern klasikler dizisi sayesinde tanıdığım bir yazar oldu. Yayınevi, 20 yıl arayla yayımlanan iki cildi tek cilt haline getirmiş ve okuyuculara sunmuş. Bahsettiğim seri içinde en sevdiğim kitaplardan oldu. Okunmasını şiddetle tavsiye ederim.
Kitabın ana kişisi olan Gog, yazar tarafından iğrenç ve cahil biri olarak tanımlanıyor. Yazar yarattığı karakterden nefret ediyor veya nefret ettiği kişileri ve düşünceleri bu karakterde topluyor diyebiliriz. Parasal açıdan hiçbir sıkıntısı olmayan ama hayata ve insanlara karşı büyük bir bıkkınlık ve bezginlik içinde olan Gog, zamanın ünlüleriyle görüşüyor, çevresinden insanlarla sohbet ediyor, çeşitli ülkelerdeki ilginç bulduğu yerleri ziyaret ediyor ve bazen de bir konu hakkında kendi düşüncelerini anlatıyor.
Papini'nin fikirleri, icatları inanılmaz derecede hoşuma gitti. Kitaba konu olan o kadar ilginç fikirler ve olaylar var ki aslında bir deneme türü gibi olan kitabı elinizden bırakmadan okumak istiyorsunuz. Yazarın mizahi yönü ve akıcı dili kitabı zevkle okumanızı sağlıyor.
Son söylemek istediğim ise, cahil olduğu sıkça vurgulanan Gog'un bazı olaylara verdiği tepkilerin çoğumuzun aklından geçen şeylerle yakın olması. Gog, bize çok da uzak bir karakter değil.
471 syf.
·42 günde·8/10
Gog aslında 2 kitaptan oluşan bir kitap. Gog, 1931'de ilk kitaptan sonra yazarın 1951'de yazdığı devam niteliğinde olan Kara Kitap ile birlikte tek kitap olarak okuyucuya sunulmuştur.

Kitapta Amerikalı bir milyarderin kendisinden marjinal diyebileceğimiz projeleri için para talebinde bulunan insanlardan, milyarderin ilginç koleksiyonlarına ve ünlü kişilerin yayınlanmamış olduğu iddia edilen yazılarına ve yine bazı ünlü insanlarla kahramanımızın tanışmasını, düşüncelerini kahramanın ağzından dinliyorsunuz.

Kitaptaki bu konular 2-3 sayfa şeklinde anlatıldığı için çabuk okunan, sıkmayan bir kitap.

Aslında bu kitabı, bir deniz kenarında şezlongunuzda uzanırken okuyabileceğiniz bir kitap diye niteliyebilirim.

Kitabı 1000k aracılığı ile tanışıp arkadaş olduğum bir okur dostumla beraber okumaya çalıştık. Böyle bir deneyim benim için ilkti, ancak eş zamanlı okuma konusunda başarılı olamadık. Bunda araya başka kitapların kaynak yapmasının yanı sıra dertleşme işini abartmamızın da etkisi var. Sanırım bir de benim telefondan okuduğum ilk kitap olması bu senkronize okumayı engelledi. Açıkçası telefondan okumayı pek sevemedim.

Tekrar kitaba dönecek olursak, okuması ve incelemesi dahil her şeyini geciktirdiğim bu kitap aslında 2-3 günde çok rahat bitirilebilecek, akıcı, ilginç ve eğlenceli bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.

Keyifli okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Fikret Adil
Tam adı:
Fikret Adil Kamertan
Unvan:
Türk Yazar, Gazeteci ve Çevirmen.
Doğum:
7 Ocak 1901
Ölüm:
İsviçre, 1973
7 Ocak 1901'de Çengelköy'de doğdu. Babası, askeri hekim, Operatör Mahmut Adil Bey'dir. Mahmut Adil Bey; edebiyatla ilgili bir kimseydi ve Tevfik Fikret hayranlarındandı. Bir oğlu olunca ona Fikret adını verdi. Fikret Adil Galatasaray Lisesi son sınıf öğrencisiyken gönüllü olarak okuldan ayrıldı ve milli mücadeleye katıldı. 1923'te İstanbul'a döndü, Şirket-i Hayriye'de çalıştı ve gazetecilik yaptı. Ayrıca muhtelif mübadele komisyonlarında ve Düyun-u Umumiye İdaresi'nde görev aldı. Anadolu Ajansı (1930-1936) ve İş Bankası'nda (1937-1966) çalıştı. Fikret Adil 1973 senesinde Parkinson hastalığının tedavisi için gittiği İsviçre'de öldü. Fikret Adil'in ilk yazısı Şebap dergisinde çıktı (1920). Ancak yazıları daha çok gazetelerde görüldü. Yayımladığı fıkra, sanat-edebiyat eleştirisi, hikaye ve röportajları ile tanındı.Artist ve S.E.S (Sanat, Edebiyat, Sosyoloji) dergilerini çıkardı. Sanat Dostları Derneği'yle PEN Türkiye merkezinin kuruculuğunu üstlendi.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 331 okur okudu.
  • 30 okur okuyor.
  • 660 okur okuyacak.
  • 30 okur yarım bıraktı.