Varoluşunu gerçekleştirememiş bir erkek için kabuk, varoluşunu gerçekleştirdiği tek alan olan kadından ibaret hale geldiğinde, şiddetin yolu da açılmış olur. Kadının herhangi bir konudaki itirazlarını varoluşsal bir tehdit olarak algılar. Hakeza, terk ya da boşanma gibi durumlarda kadının gidişini varoluşunun yerle bir olması olarak görür. Öncesinde kabuktaki varoluşu da sağlıklı olmadığından, onu tutacak bir şey kalmaz. İçindeki şiddeti ne yasalar ne cezalar ne ahlâk anlayışı ne şiddetin yasak olması ne günah gibi kavramlar ve ne de yakın çevre üzerinden kurulan mutabakat engelleyebilir. Kadın gitmiş ve varlığı yokluğa dönüşmüştür.