Bazıları bir anda bambaşka bir dünyada gözlerini açar, bir diğeri okuduğu kitap ya da oynadığı oyunun içine girer, bazılarına truck-kun çarparak onu hiç bilinmeyen âlemlere teleport eder, e aralarından birkaçı da hakkın rahmetine kavuştuktan sonra başka biri olarak reenkarne olur. Hele ki Uzak Doğu’da yaşıyorsanız eğer bunlardan birini yaşama ihtimaliniz kuvvetle muhtemel ama şansınız kötüyse bu senaryoların absürt bir versiyonuna da denk gelebilirsiniz.
Mesela bu hikâyedeki ana karakterimiz ani ölümünün ardından canavarların, büyünün ve türlü tehlikelerin olduğu bir evrende en güçsüz varlıklardan biri sayılan bir slime olarak reenkarne oluyor. Bayağı bildiğiniz, elinizde mıncıkladığınız slime’ın bilinçli hâli; gözü yok, ağzı yok, herhangi bir tehditkârlığı da yok. Doğada hayatta kalmak için yaratılmamış resmen. Ha bu arada bu tatlış mavi arkadaşın adı da Rimuru.
Hikâye boyunca onun bu dünyadaki güçlenişini, çevresini nasıl genişlettiğini, pek çok farklı türden canavarı hangi yollarla yanına çektiğini ve varlığını tehdit eden İblis Lordları gibi büyük isimlerle nasıl mücadele ettiğini okuyoruz.
Şimdi doğruya doğru Rimuru biraz fazla ve hızlı şekilde power-up alıyor ama o ne zaman güçlense hem kendi tarafındakiler güçleniyor hem de ortaya daha güçlü karakterler çıkıyor; yani sürekli daha üst seviye mücadeleler görüyoruz. Bu da sıkılmayı zorlaştırıyor.
Bu manganın animesi de var, üstelik 3 sezon kadar; ben de neredeyse tamamını izledim. Henüz ilk çıkmaya başladığı zamanlar her hafta takip ediyordum. Yani hikâyesini merak ediyorsanız animesi de gayet güzeldir; eğer manga sıkıcı geliyorsa onu izlemenizi önerebilirim. Ben mangayı internetten okuduğum için belli bir yere kadar çevirisi azıcık kötüydü ama dediğim gibi zaten animesini izlemiş olduğum için herhangi bir