Fustel De Coulanges

Fustel De Coulanges

Yazar
10.0/10
2 Kişi
·
5
Okunma
·
1
Beğeni
·
86
Gösterim
Adı:
Fustel De Coulanges
Unvan:
Fransız tarihçi
Doğum:
18 Mart 1830
Numa Denis Fustel de Coulanges, Fransız tarihçisidir. 1327 yılında, Araks Matbaası aracılığıyla ‘La Cite Antique’ eseri Medîne-i Evvelîn’ adıyla yayınlanmıştır.
Defin törenleri bir bedenin mezara konulmasıyla, mezara yaşayan bir şeyin de konulduğuna inanıldığını gösterir. Dinsel törenleri büyük bir açıklık ve titizlikle betimleyen Vergilius, Polydorus’un cenaze töreni öyküsünü şu sözcüklerle bitirir:”Mezara ruhu da kapatacağız.”
"Demokrasi, iktidarı zenginlerin almasıyla şiddetli bir oligarşiye, yoksulların iktidarı almasıyla da tiranlığa dönüşmüştü."
Eski Yunan dili, aile için anlamlı bir sözcüğe sahipti:”barınak” deniyordu, ki bunun da birebir anlamı bir ocağın yanındaki demektir. Bir dinin aynı ocağa yakarmasına ve aynı atalara cenaze yemeği sunmasına izin verdiği kişiler grubudur aile.
Ev sevgisinin erdemler arasında sayılması tuhaf gelebilir; ama ev sevgisi eskiler arasındaki erdemlerden biriydi. Bu eskilerin ruhlarındaki derin ve güçlü bir duyguydu. Troya’yı alevler içinde gören Agkhises eski evini terk etmek istemez. Odysseus’a bakın, ona tüm hazineler ve ölümsüzlük teklif edilir, ama o sadece ocağının alevlerini görmeyi ister.
Kurucu kişi, aynı zamanda dinsel eylemi yapan kişiydi ve kurucu olmadan kent var olamazdı. Kurucu, kutsal ateşin sonsuzca yanacağı yere ocağı yerleştiren kişiydi; duaları ve töreleriyle tanrıları çağırıyor ve yeni kentte onların ebediyen kalmalarını sağlıyordu.
İlkel toplulukların çoğunda, mülkiyet hakkı din aracılığıyla yayılmıştır. İncil’de Tanrı İbrahim’e şöyle der:”Ben, bu ülkeyi sana vermek için seni Kalde-Ur’dan çıkartan Tanrı’yım.” Musa’ya da “İbrahim’e vermeye yemin ettiğim ülkeye sizi sokacağım ve size miras olarak vereceğim” der. Böylece yaratıcı hakkın ilk sahibi olan Tanrı, topraktaki mülkiyetinin bir kısmını insana bırakır.
"Tiranlar, kalabalığın aç gözlülüğünü doyurdukça ve ihtiraslarını besledikleri sürece iktidarda kalabilirlerdi."
"Demokrasi, maddî ihtiyaçlar ve çıkarların ortaya çıkmasıyla birlikte bozularak yolsuzluğa bulaştı. Demokrasi, iktidarı zenginlerin almasıyla şiddetli bir oligarşiye, yoksulların iktidarı almasıyla da tiranlığa dönüşmüştü."
Sonra, eski siyasetin tüm kurallarını alt üst eden felsefe ortaya çıktı. Kendilerini yönetenlerin temel ilkelerine dokunmaksızın insanların düşüncelerine dokunmak imkânsızdır.
Servet, ocak gibi ve mezar gibi hareketsizdir. Geçici olan insandır. Aile kuşaklar boyu ilerledikçe, tapınmaya devam etmek ve yaşadığı toprağa ihtimam göstermek için önceden belirlenen bir saatte sırayla gelen insandır.
371 syf.
Kitap döneminin bir eğilimine açıklık getirmek üzere yazılmış. Modern siyaset teorileri gündeme gelene kadar en doğru yönetim sisteminin Roma İmparatorluğu’nda olduğu ve bunun tekrarlanması gerektiği inancı var. Hatta Edmund Burke Fransız Devrimi’ni eleştirirken bu formülü kullanır. Çok yakın bir tarih olsa da ilginç bu eğilim. Kitap da bu eğilimle gelişen antik dünyanın kutsanmasına karşı çıkıyor. Antik dünyanın değerlendirilirken hep yaşanan dönemle koşutluk kurulup erdemlerinin konuşulmasını yanlış buluyor. Eğer bir siyasi sistem alınacaksa bunun estetik hazla pek bir ilgisinin olmadığını söylüyor. Haksız da değil. Hala antikite değerlendirilirken bir ütopyaymış gibi bakılıyor. Yalnızca felsefe yalnızca heykel vs.
Kitabın olumsuz yanı döneminde arkeolojik gelişmelerin yeni yeni başlaması nedeniyle bilgi eksiklerinin olması. Polisin ortaya çıkışı değerlendirilirken hala o metafizik kopuşla açıklanıyor. Göçler ve yakındoğu etkisi oryantalist bir değinme oluyor yalnızca. Son olarak da kitabın çevirisini eleştirmek istiyorum. Polis neden site diye çevrildi anlam veremedim. Polis tarihsel olarak da çok özel bir birim. Site tam olarak karşılamıyor. Roma’nın da polis yapısı yok. O da yanlış bir niteleme olmuş. Çok sonra ortaya çıkan İtalyan Şehir Cumhuriyetleri bile polisin tam anlamını karşılamıyor.
371 syf.
·10/10
Antik Yunan ve Roma uygarlıklarında Hukuk Mülkiyet Aile Din ve Evlilik gibi toplumsal kurumların kuruluşu ve bugüne taşıması üzerine kaleme alınmış başarılı bir eser. Yazılışının üzerinden yüz küsür sene gecmesine rağmen güncelliğini koruyabilmesi ayrı bir başarı. Kesinlikle sosyal bilimler ile ilgilenen herkese tavsiye ederim. Hukukun, tapınma rituellerinin ve toplumsal kuralların hatta bana kalırsa belli bir bakış acısına göre Tanri fikrinin bile kökenleri anlatılıyor kıyıda kalmış keşfedilmeyi bekleyen nadir bir eser olduğunu düşünüyorum...
371 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Böyle bir kitap nasıl olur da herkes tarafından bilinmez şaşırdım doğrusu. Bunu keşfettiğim için bir hazine keşfetmiş gibi hissediyorum. Kıyaslayacak olursak Sapiens ayarında diyebilirim. Onun biraz daha akademik dille yazılmış olanı gibi.
Kitabın konusu özelde Eski Yunan ve Roma uygarlığının temelleri. Hukuk ve toplumsal yapı nasıl evrildi. Dinin bu süreçlere etkisi nedir? Bugüne kadar bildiğiniz Yunan ve Roma medeniyetini bambaşka bir gözle görmenizi sağlayacak. Ama sadece onları değil tüm insanlık medeniyetini de. Ölmeden önce okunması gereken kitaplardan biri bence.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fustel De Coulanges
Unvan:
Fransız tarihçi
Doğum:
18 Mart 1830
Numa Denis Fustel de Coulanges, Fransız tarihçisidir. 1327 yılında, Araks Matbaası aracılığıyla ‘La Cite Antique’ eseri Medîne-i Evvelîn’ adıyla yayınlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 5 okur okudu.
  • 8 okur okuyacak.