1000Kitap Logosu
Galip Çağ

Galip Çağ

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.8
42 Kişi
78
Okunma
30
Beğeni
648
Gösterim
Unvan
Yrd. Doç. Dr.
Doğum
Adapazarı, Türkiye, 1979
Yaşamı
1979 yılında Adapazarı’nda doğdu. Hakkı Demir İlkokulu, Mithatpaşa Ortaokulu, Arifiye Anadolu Öğretmen Lisesi’ni bitirdi. Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde lisans, Sakarya Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora yaptı. Sakarya, Çankırı Karatekin ve Gazi Üniversitelerinde Tarih dersleri verdi. Farklı üniversitelerde Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Siyasi Tarih Anabilimdalı Başkanlığı yanında, Tarih Bölümü’nde görev aldı. Başta Balkanlar olmak üzere tarihin farklı alanlarına dair dersler verdi. Birçok makale ve 4 adet akademik kitap kaleme aldı. Halen Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yeniçağ Anabilimdalı’nda akademik çalışmalarına devam etmektedir. Dr. Galip Çağ’ın akademik çalışmaları yanında öyküleri ve inceleme yazıları Dergah, Hece Öykü, Yedi İklim, Dil ve Edebiyat, İtibar, Edebiyatist, Mahur Beste, Telmih, Ketebe Piyan, Butimar, Hayal Bilgisi, Serçe Edebiyat, Mahfel, Kurgan Edebiyat, Tahrir, Ayarsız, Arka Kapak, Bağlaç, Sandıkiçi, Balkan Türküsü, Karınca Kardeş, Arasta, Ahval, dergilerinde yayımlandı. “Komşu Kapısı (2014)” ve “Kale Arkası (2015)” isimleriyle iki de öykü kitabı bulunmaktadır (Meserret Yayınları).
136 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Tamız ayının 14.betiği (2021 yılında okuduğum 78.betik)
Bir serin yaz gecesinde sahilde yalnız başına yürüyen bir genç, gecenin sessizliğine inat ben varım dercesinde meydan okuyordu. Arkasına döndüğünde onun peşinde geldiğimi gördü. Bana dönerken ben de kendim bir şekilde bir deyince onun arkasında tabut şeklinde kırmızı levha beliriverdi. İki deyince onun elleri ve ayakları üzerinde onu levhaya bağlayan kelepçeler belirdi ve üç deyince onun bedeninden açık betik şeklinde düşler aynası ortaya çıktı. O bu durumu anlamaya çalışırken usulca onun yanına geldi. İki elimle onun düşler aynasını tuttum ve son kez onun gözüne baktıktan sonra onun düş aynasına fiziksel olarak bakmaya başladım. Bu süreçte onun acı çektiğini his etmedim... Betiğe adını veren öyküyü okurken önce hafiften bir rüzgar estiğini his ederken kulağıma uzaktan gelen Süper Baba ıslıklı müziği gelince kendimi bir mahallede buldum. Eski zamanlar kokuyordu. Komşu ilişkileri yüksek ve çocukların saat ona kadar dışarıda kalıp oynarken anneleri de kaldırıma oturup sohbet ederdi. O dönem televizyon olmasına rağmen herkes dışarıda vakit geçirirdi. Televizyonlarda reyting olmadığı için izleme çeşitliği vardı. Kan, şiddet ve korku yoktu kara kutuda. Yaz mevsimi hep dışarıda geçerdi. Yıldızların Altında mavi nurdan bir ırmağın kıyısındaki salıncakta sallanırdık korkusuzca. Sızma: Bu öyküyü okurken toprak gözlü peri kızına aşık olduğum günü hatırladım. İlkokul dördüncü sınıfta ilk kez yanıma oturunca kalbimde kelebekler uçuştuğunu his ettim. Onun o koyu ve derin toprak gözlerinde kayboldum. Platonik olsa onu sevmek çok güzeldir. Cesaret edip ona aşkımı ilan ettim ama o beş yıl boyunca yanık Sevda Serin'in etkisinde olduğu için onunla pek geçiremedim. O gittikten sonra benim için zaman geçmişti. Artık arkadaşı gibi görüyordu. Kısa: Beni anılara götürdü. İlkokul yıllarında bit taraması yapılırdı bir kaç hafta aralıkla. Bitlenmeye karşı saçlarımızı kısacık kesmesini zorunlu hale getirdiler. Gülizar, bana sınıf arkadaşım Derya'yı anımsattırdı. Onun da upuzun saçları vardı ve sürekli örerdi. Örgüsü, yılan gibi sırtında aşağıya doğru süzülürdü. Bazen içimde onun örgüsüyle oynamak isteği geliyordu. Daha ilk okul yıllarından beri yanık olan Sevda Serin'in aklına uyarak o güzelim saçlarını kesti. Yeni haliyle Ami Mizuno'yu anımsada o benim Usagi'mdi. Ömer yetim olduğu için hiçbir zaman babama baba demeden babamla konuşurdu çünkü Ömer'in üzülmesini istemedim. Ne güzel günlerdi. Deli: Toplumun içinde yalnızlığa itirilen hazin sonunu bu kadar güzel betimlenir. Aslında yalnızlıkla mücadele etmeyi bırakıp kendinin onun koynuna bırakmak acizdir. Altı yıldır işten eve temposu içinde yaşıyorum. Yalnızlığın ne denli ağır olduğunu biliyorum. Betikler sadece bu yalnızlıkla mücadele etmede yardımcımdır. Bir gün bu kabus biteceğine inanıyorum. Olmak istediğim yerde olmaya çalışacağım. Buluşma: Buram buram anı kokan öyküde bir yalnızlık ve kimsesizliği bu kadar mı güzel betimlenir. Acaba o sarışın çocuk sarılmama izin verir? Hem yalnızlığıma ateşböceği gibi ışık versin hem de ben onun kalbindeki yarayı merhem ederek iyileştiririm. Tanrım sen kimseyi yalnızlık, kimsesizlik, yetimlik ve öksüzlükle imtihan etme çünkü onlar bunları kaldıramaz. Kaldıramadıkları gibi ışığına sığınıp kendi kendine iyileşmeyi bilemezler. Hayat onları yaprak misali oradan oraya savururken kol ve kanadını kırar. Öyküleştirdiği düşlerine bakarken kendimden bir şeyler buldum bazen de yolculuk ettiğimi fark ettim. Öykülerin yeni "Çağ"ında geçmiş ve gelecekte aynı ırmakta aktığı için kendinizden bir şeyler bulup yüzlerinde gülümsemeler beliriverecek. Ölü Ay Sirki üyeleri gibi onun düşler aynasında bakmadım. Hayalimi kurgulayarak sizlere değişik bir inceleme yazmak istedim. Aramızda on yaş farkı olsa da benzer anılar yaşadığımızı gördüm. Hayal dünyamız birbirine yakın olduğunu da. Severek okuduğum bu betiği okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum...
Gidiyoruz Çocuk
8.5/10
· 29 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
8
112 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Sarıca ayının 6.betiği (2021 yılında okuduğum 84.betik)
Öyküler bazen anı olup bizi kendi evrenine çekiyorsa o öykülerde gerçekçi payı çok yüksek seviyede. Bazen Hayatın İçinden bazen bir kişinin karakterini analiz ettirir bize. O öykülerin "Çağ"ı başladı. Ruhsuz öykülerin peşinden zaman harcamak yerine anılar kokan öykülerin peşinden gidip zaman yolculuğuna çıkalım ve yeniden unuttuğum değerleri canlandırmaya çalışalım. Balkan coğrafyasından Anadolu'ya uzanan "Zaman Yolu" izleyelim mi? Kriva Vodenica: Tarafsız bir şekilde tarih kurgulanacağını bizlere öğretti Çağ. Gelecekte tarih kurgu romanların "Çağ"ında tek "Galip" bellidir. Okay Tiryakioğlu ve Yavuz Bahadıroğlu gibi tarihi kurgularını abartmadan yazan tek kişi bellidir. Güçlü rakipleri karşısında başarılı olacağına inanıyorum. Müslümanız diye Arapseviciliği gütmeyiz çünkü Veda Hutbesi'nde Araplar'ın üstünlüğü ile ilgili bir açıklama yoktur. Eşitlik vardır Asr-ı Saaddet'te. Tarihçi olan Çağ'dan Orhan Gazi romanı gelsin artık. Güze hazırladığımız günleri yaşarken kendimi gizemli "Komşu Kapısı"nın önünde buldum. Kapıyı aralayıp bahçeye girince okuduğum öykü betiğinin yazarı bir ağacın altında oturmuş ve yeni öyküler yazıyordu. Ona doğru usul usul yürüdüm. Onun yanına geldikten sonra yavaşça elimi onun omzuna koyunca gözlerimin önünde komşu ilişkilerin yoğun olduğu 90'lı yıllar film şeridi geçtiğini gördüm. Farklı coğrafyalarda aynı olmak ve on yaş farkı nasıl siliniyor. Anadolu mu bizi birine mi benzetti. Bunları düşünürken onun davudi sesiyle irkildim. Bana bakan gülümseyen yüzü gördüm. Değiş Tokuş: 5.5 yıl önce "iyiliğim" (!) doğrultusunda Batman'dan memleketime getirildim. Burada yaşadığım sıkıntıları anlatınca hatasını kabul etmekten ısrar edip yaşadığım sıkıntılarda benim suçum (!) olduğunu söyler babam. Ben de o günlerden sonra ondan uzaklaşmam. Tek suçum, keşke aklımla hareket etseydim. Hak yoluna bok yoluna mı çıkacağımı zaman gösterirdi. İnşallah pandemi biter de babama Hac yolu görünür ve benden helallık isterse ağız dolusuyla göğüsüme gere gere Hakkımı helal etmiyorum. Helallığı Allah'tan dile. Hakkımı onun arşına gönderdim diyeceğim. Bıçak: Katıla katıla gülerek okuduğum öyküde sarı şişko tabirine resmen koptum. Küçüklüğümden beri şişmanlara bir zaafım var çünkü onlar sevimli ve güç anıtıdır. Hele de sarkan gıdığını tutmak harika bir duygudur. Resmen insanın içi gıdıklanır. Ablam terlikle vurma ve terlik fırlatma bir numaradır. Fırlattığı terlikler, bir yerlerimize isabet eder. Bu öykü seçkisinde beğenmediğim öykü hiç yoktur. Öykü teknik hastası olmasına rağmen öyküleri bizim unuttuğum anıların üzerinde tutan kabukları kaşındırıyor. Bu kaşınma can yakmaz aksine unuttuğumuz değerlerle huzur bulur. Betikteki bütün öyküleri yorumlayıp kalemle paylaştım yorumları. Galip Çağ okunarak asıl değerini bulur. Geleceğin Cüneyd Suavi'sine şans verelim mi? #BetikEli #KomşuKapısı #GalipÇağ #MeserretYayınları #Kitapyorumu #Öykü #OlayÖyküsü #DurumÖyküsü #Anılar #KitapOkumakÇokGüzelŞeydir #KitapTutkusu #OkudumBitti #Bookstagram #Bookstagramer
Komşu Kapısı
9.2/10
· 16 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
5