"..Benlikler, bütün öteki bedenleri anlam aracılığıyla bağlantılandıran yegâne bedenlerdir. Benlik olarak beden anlamla beslenir. Benlik, kendileri de bütün öteki bedenleri anlam aracılığıyla bağlantılandıran bedenler olan öteki Benlikler tarafından yaratılır ve bu aynı Benlik, aynı şekilde bu öteki Benlikleri, anlam aracılığıyla bağlantılandırmaya yazgılı olan öteki Benlikleri yaratır. Benlik ayrıca, hem bilinç hem de bilinçdışı olarak, uzun dönemli hafızayı oluşturur (hafızanın tümden kaybı Benliğin tümden kaybı demektir). Hafıza basitçe malumatın kodlanması anlamına gelmez. Hafıza, bütün bedende tüm önceki malumat parçacıklarıyla ardından gelen her bir tikel malumat parçacığının ilişkisini kodlar; başka bir deyişle hafıza anlamlı kılmayla ilgilidir. Hafıza, unutma ve dolayısıyla uzun dönem malumatın ilişkisinin kodlarının çözülmesiyle de ilgilidir; bu yüzden hafıza anlamsız kılmayla da ilgilidir. Bilinçli deneyimlere dil vasıtasıyla yön gösterilir. Buna bağlı olarak, bilinçli deneyim, eğer ilk defa paylaşılmış ise (dil paylaşılan anlamdır), ancak öznel ("benimki") olabilir. Eğer başkalarının da baş ağrısı çektiğini bilirsem ancak, kendi baş ağrımı bilebilirim. Başkalarıyla paylaştığım anlam ne kadar çoksa, paylaşılmamış deneyime verdiğim anlam o kadar zengin ve o kadar karmaşık olur.
Kendi içsel algılamalarımı, iki algı farklı türden olsa bile, başkalarını anlamakta (gözlemekte, tanımakta, kavramakta) kullandığım aynı kavramsal araçlarla anlarım (saptarım, tanımlarım, kavrarım). Örneğin, korku, utanç, iğrenme, üzüntü ve öfke gibi hisleri ele alalım. Bunların hepsi doğuştan gelen duygulardır ve (bilerek bastırılmadıkları takdirde) aynı şekilde doğuştan gelen yüz ifadeleri eşliğinde ortaya çıkarlar. Ne ki, ben kendi yüzümü