Göktuğ Börtlü

Göktuğ Börtlü

Çevirmen
7.6/10
25 Kişi
·
62
Okunma
·
0
Beğeni
·
75
Gösterim
Adı:
Göktuğ Börtlü
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
260 syf.
·Puan vermedi
Yazılan kadar yazar da önemli elbette. O ruh hali yaşadığı ortam bu şartları oluşturan öğeler. Bunları anlatan ve bize aktaran yazarları seviyorum. Bu yönü var kitabın ama bu kısa öykülerden oluşan kitabın başka bir yönü daha var. Evrensel diyebileceğimiz pek çok küçük ayrıntıya farklı bir gözle bakmış yazar. Bunu en iyi ikinci öyküsünde yakalamış doğrusu. İkili bir aşk ilişkisini yansıtma şekline bayıldım. Gözbebeğine giren küçük bir “ben” ile benin sohbeti. Nasıl girdiği nasıl orada var olduğu nasıl var olabileceğine dair farklı bir bakıştı. Bu öykü derinden etkiledi beni. Oysa anlattığı sıradan bir ilişki. Bir yazar olmanın en önemli noktası bu olsa gerek okuyucuyu şaşırtmak. Ve bazen gülümsetmek. Öyküleri o kadar geniş bir açı ile yazmış ki; içinde gerçek üstü öğeler, uzay zaman ilişkisi, bilimsel veriler var. Başka bir tarafı da yazar olabilmek için okumak gerekli okuduğunu yansıtmak. Bu yazar dönemini iyi okumuş doğrusu. Bu bilgilere kendi fikrini de katmış. Beni vuran pek çok cümlesi vardı.

“Varlık tarafından baltalanıp sil baştan başlatılan bu inatçı ve uzun var olma çabaları, sözüm ona hayatların özüdür.”

Soru sormaya yönelten yazarlar her zaman daha çok ilgimi çekmiştir. Yazar Rusya nın o çalkantılı döneminde yaşamış bir insan olarak bu durumu yazısına da yansıtmış. İnanç ve bilim arasında o zaman yaratılan ayrımı ortaya koyuyor. Bir gün önce inanç sahibi güvenilir bir adam olan din görevlisi devrim sonunda tamamen farklı bir zorlama ile karşılaşmış. Bu da Foucault’un felsefeye ve bilme bakışına götürüyor bizi. “Tarihsellik”, içinde bulunduğumuz durumu belirleyen en önemli parametrelerden biri tarih. Bugünün doğrusu yarının yanlışı olabiliyor. Bu tüm kurallar için geçerli doğrusu ahlak kuralları da dahil olmak üzere. Bu açıdan bakıldığında yazıldığı dönemi yansıtan bu öyküler sizi o an ki şartlara götürüyor. Bu yüzden yazarın bir sözü ile bitiriyorum:

“Gerçekdışı bir dünya uğruna yapılan gerçek şeyler, o dünyaya biraz olsun gerçeklik katar.”
Finallerin yaklaşmasından dolayı çok dolu ve yoğun bir kitap olduğu için geçici bir süre için kitabı yarım bırakıyorum. Bu kitabı okumaya niyetlenen olursa - okuduğum üç öyküden edindiğim izinden dolayı kesinlikle tavsiye ederim - kafanızın yoğun olmadığı zaman ve sindire sindire okumanızı tavsiye ederim. Farklı bakış açıları katacağını yürekten inandığım bir kitap.
352 syf.
·4 günde·6/10
Kurtadamlar, vampirler, troller, canavarlar, cadılar... fantastik kitaplarda bulunan her türlü ırklar mevcut eserde. Kitap sade, açık, akıcı bir dille yazılmış fakat kugusu bıraz sıradan ve basit olmuş. Eser üç kişi üzerinden ve onların ağzından anlatımlarla ilerliyor ve her bölümde farklı karakterle de devam ettiğinden biraz karşılıklı diyaloglarda ve anlamda karışıklığa neden oluyor. Ayrıca şunu da anlamıyorum, tamam eser seri olarak düşünülmüş olabilir ancak en azından bu kitapta anladığın konu ile ilgili bir sonuca var. Kitap resmen yarım bırkılmış ve okuyucuyu devamını okumaya mecbur ediyor.
328 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Bir polisiye - bilimkurgu romanı olarak Asimov'u oldukça çok hatırlatan "Sendrom" bu sefer yapay zeka veya katil robotlarla uğraşmak yerine Haden sendromu denilen bir hastalığa maruz kalan ve zihinleri androidlere ya da entegreci denilen diğer insanlara aktarılabilen insanlara odaklanıyor. Kimin zihninin hangi bedende olduğunu bilmediğimiz bir cinayet zincirini çözmekte aynı sendromdan muzdarip bir android/insan ve bir entegreci FBI ajanlarına düşüyor ve işin içine politik komplolar da girince olay tam bir düğüm haline geliyor. Kitabın sonunda Sherlock Holmes tarzı bir çözümleme okusak da, zaten kitabın ilk kısımlarında okuyucu katili anlamakta zorlanmıyor, sadece nedenini anlamak icin kitabi bitiriyor. Sendromun zayıf tarafı bu olsa da sürükleyici ve okuması zevkli bir kitap.
260 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Beklediğimden çok daha' sını bulduğum, nükteli, düşündürücü, hayret uyandırıcı kitaplar listesinde kendine güzel bir yer bulan yapıt.

Bir öyküden diğerine sıçrarken, cümlelerin içinden, kendinize, yaşanmışlığa ve yaşanabilecek şeylere dair (z)engin bir seçki ile karşılaşıyorsunuz. Fantasik ile gerçeği, öykü ile felsefe ve matematiği buluşturabilen nadir kitaplardan birisi.
...

Birçok insan ilişkileri yarı kararlıdır, buzun erimesiyle kaynama noktası arasında bir yerdedir; ilginç bir şekilde yarı kararlılık çok büyük bir direnç gösterir.
Gerçek aşk objesi daimi olarak değişir ve bugün birisi seni, ancak dünkü sana ihanet ederek sevebilir. S.56 -57

Herkes güneşin siyah noktalarla kaplı olduğunu biliyor. Ama kaç insan güneşin kendisinin, gezegenlere siyah ışınlar vuran siyah bir noktadan ibaret olduğunun farkında?
Gece, öğle vaktinde bile asla çekip gitmez: On binlerce gölgeye bölünüp burada, günün içinde saklanır; bir dulavratotu yaprağını kaldır, orada siyah bir tutam gece hemen köke gidiverir. Her yerde -kemerli geçitlerde, duvarlarda, yaprakların altında- ufak, siyah parçalara ayrılmış gece bekler.. S. 109

Ve daha nicesi..
328 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
FBI ajanı Chris Shane, deneyimli bir ajan olan Leslie Vann ile ortak olur. İkili, Watergate Hotel'de işlenen ve Haden sendromuyla bağlantılı gibi duran bir cinayete atanırlar ve tek şüpheli de bir "entegreci " yani bedenini sendromlu birine bir süreliğine ödünç veren birisidir.
260 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Kapağına ve ismine bakıp -benim gibi- karanlık gotik öyküler bekliyorsanız hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Felsefi öyküler ve bolca filozofun anıldığı bir kitap bu. Rusların ağdalı üslubuyla birleşince zor bir kitap oldu. Doğru zamanda okunan bir kitap değildi benim için.
260 syf.
·6/10
Enteresan hikayeleri içinde barındıran bir kitap. Yazarın edebiyat dışında pozitif bilimler ve felsefeyle yakından ilgili olduğunu hikayelerin içine serpiştirilmiş filozoflar, bilim adamlari ve bilumum yararlı bilgilerden anlayabilirsiniz. Hikayeler konuları bakımından yaratıcılıkta sinir tanımasa da işleniş ve akıcılık bakımından birkaç tık geride kalmış. Gozbebeginde geçen hikayedeki aşk uzerine yapılan konuşmalar beni uzun süre düşünmeye teşvik etmeyi başardı. Genel manada okunasi, üzerine dusunulesi, ilham alinasi ve bircok kısmı not edilesi bir kitap.
328 syf.
·4 günde·7/10
https://www.instagram.com/mimirtells/ (Kitap incelemeleri, önerileri, eleştirileri ve alıntılar için.)

Puanım 3.5/5.

Uzuuun zaman gördüğüm bir kitaptı Sendrom. Scalzi'nin birçok kitabını görmeme rağmen başlamaktan çekiniyordum fakat indirimden Sendrom'u aldım. İlginç bir şekilde kitabı okuyan hatta duyan kişi sayısı çok azdı. Bu yönden kitabın hatta yazarın değerinin bilinmediğini düşünüyorum. Kitap mükemmel miydi? Hayır. Fakat kendisine göre ilgi çekici ve ustaca yazılmış yerler vardı.

Öncelikle kitabın konusu oldukça ilgi çekici geldi. Gelecekte geçen ve birçok bilim-kurgu temasını barındıran bir kitap Sendrom. Fakat uzay gemileri, zaman yolculuğu, katil robotlar vb. gibi şeyler yerine yazar Haden Sendromu adında bir şey eklemiş. Bununla birlikte ortada çözülmesi gereken bir gizem var. Klasik dedektif hikayelerinden birkaç özellik taşıyan fakat bunu bilim-kurgu şemsiyesi altında vermiş Scalzi. Bu yönden kitap aslında bana merak uyandırdı.

Kitabın başında Haden Sendromu nedir ne değildir anlatılması güzel olmuş. Kısacası büyük ölümlere yol açabilen birçok aşaması olan değişik bir hastalık Haden. Margaret Haden'dan esinlenilip verilmiş bu isim. Bilmeniz gereken bir diğer şey de Entegreci denilen insanlar. Haden hastalığına sahip kişiler Entegreci denilen insanlara zihinlerini aktarabiliyor ki zaten katilin kim olduğunun uzun süre bulunamamasının sebebi de bu. Kitap yeni işe başlayan Ajan Shane ve onun partneri Ajan Vann üzerinden geçiyor. Bu ikili Sherlock ve Watson havasında gizemi çözmeye çalışıyorlar.

Kitapta sevmediğim bir şey biraz uzatılmış gelmesiydi. Ayrıca katilin kim olduğunu da erkenden anlıyorsunuz kitabın sonunda Sherlock tarzı bir çözümleme olmasına rağmen. Dilin sade ve resmi olması güzel fakat bazı yerlerde sıkıcı hale gelebiliyor. Bunların dışında kitap gayet hoşuma gitti ve kesinlikle Scalzi'nin diğer kitaplarını da alacağım.
328 syf.
·Beğendi·9/10
Scalzi kitaplarında genel olarak böyle bir durum var galiba. Daha önce bilinen bir konuyu kendi usulüyle yeniden yazıyor ve her seferinde beğenilecek bir kitap ortaya çıkarmayı başarıyor. Bruce Willis'in Suretler filminde benzer bir konu işlenmişti. Ama bu kitap çok daha iyi. Yine bir çırpıda okunuyor. Bundan sonra John Scalzi ne yazarsa okurum. Serinin diğer kitaplarını bekliyoruz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Göktuğ Börtlü

Yazar istatistikleri

  • 62 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 86 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.