Gülçin Erkman

Gülçin Erkman

Çevirmen
7.7/10
23 Kişi
·
55
Okunma
·
0
Beğeni
·
15
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
232 syf.
·26 günde·Puan vermedi
Kitabı okumaya başlamadan önce bilmiyordum, hayatları kayıplarla dolu bir grup çocuğun toplumda kabul edilme çabalarını okurken, benim de en büyük kayıplarımdan birisiyle yüzleşmem gerektiğini.

Kitabın ortalarındayken, babamı toprağa emanet edip hayata devam etmem gerektiğini bilmiyordum, biliyordum kendi kanımızdan olan kardeşlerimizden başka, kan kardeş diyebileceğimiz hiç kimsenin olmadığını; fakat kendi kanımızdan olan karındaşlarımızın vefa ve cefasını bu süreçten sonra anlayabileceğimizi bilmiyordum.

Kitap tanıtımında 1932 yılında yayınlandığı ve naziler tarafından yasaklandığı, bu yüzden yazarın bu tek romanının uzun yıllar kayıp olduğu bilgisi yer alıyor. Alman sosyal hizmet görevlisi yazar Ernst Haffner kitap tanıtımında gerçekçi olarak tanıtılsa da kitapta ıslahevinde yaşananlara dair neredeyse hiç bir ibare yer almıyor. Sanırım yazar kendi meslek grubunu ya da kendini bir şekilde korumaya almış, zaten ıslahevinin ismi de H..... olarak belirtiliyor. Ayrıca tanıtımda yine olayların iki büyük dünya savaşı arasında geçtiği söylenmesine rağmen kitap içeriğinde bu süreçle de ilgili ifadeler yok.

Berlinde islahevinden kaçan bir grup çoçuk ilkin sefalet içerisinde ısınabilmek için o bardan bu bara dolaşırken para kazanmak için cep hırsızlığını tek çıkar yol olarak bulur ve hayatları bir dönem kolaylaşır. Fakat aralarından iki tanesi en başından bu süreci reddeder ve dürüstçe çalışıp ve para kazanabilecekleri bir iş kurarlar. Çetenin ismi kan kardeşler olmasına rağmen; kan kardeşlerin bağlılığını sadece bu iki çoçukta görürüz. Willi ve Ludwig..

Son sayfadan bir alıntı: İki kişi oldu mu her şey farklı oluyor. O zaman, bir gece o kadar uzun değil, o kadar soğuk değil, midenin guruldaması o kadar kötü değil. Biri öbürünü kaburgalarından iter.
232 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kan kardeşler iki savaş arası Alman toplumunun çocuk ve genç yaştaki bireylerinin; yetimhane, sokak ve hayatın acımasızlıkları arasında ezilenlerin konusunu, tüm çıplaklığıyla anlatmış bulunmaktadır.
Yetimhanede geçen yılların ezilmişliği, horlanışları, oğlan çocuklarının cinsel istismara uğrayıp kaçışları ve hayallerini süsleyen Berlin sokaklarında bir sandeviç, bir bardak bira için kendi bedenlerini satmaları. Aç kalmamak uğruna çalmalarını konu edinmekte.
Bir grubun içine dahil olmayanları en zor şartların beklediği Berlin sokakları. Bir tarafta ise çetenin müdavimi olanların aldatıcı günleri; zaman zaman güzel giyseleri, başlarına koyacakları bir damı fakat çıkmazları uzun sürmeyen yazgıları. Sonuç cezaevleri ve daha berbat günler.

Neyse ki bunca zorluğun, acımasızlığın, ezilmişliğin, haksızlığın arasında umuda dair de güzel şeyler olabiliyor.
Ludwig ve Will kendi yollarını aydınlık yarınlara taşıbiliyor. Sıkılmadan okuyabilirsiniz. İyi okumalar...
232 syf.
·7/10
İlk 50 sayfa da bu kitabı bitiremeyeceğimi düşündüm. Ama sonra nasıl olduysa konular rayına oturdu ve kitap sürükleyici bir hâl aldı. Suçlu çocukların olduğu bir çeteyi anlatan bu eser aynı zamanda Hitler dönemi Berlin'in de bir portresini resmetmiş diyebiliriz. İyi okumalar.
284 syf.
·9 günde·8/10
Kimlerdir bu Ölümsüzler ki tarihleri olsun?

Başlarda tuhaf gelen okudukça açılan ve esere bağlayan bir anlatımı olan bu eser Türk akıncılarının vaktiyle cirit attığı Transilvanya'nın güzide liman kentlernden olan Köstence şehrinde geçmektedir. Hâkezâ bu şehir o dönemde bu yana bir çok tarihi eserini korumuş bundan dolayı eseri okurken de mekan kavramına 1-2 görsel gezintiyle vâkıf olabiliyoruz.

Andrej ve küçük yoldaşı kendilerini kinle doldurup hedeflerinin doğrultusunda gitmeye and içmişlerdir. Şehir bir yandan Türk tehlikesini düşünürken bir yandan da Vatikan'ın Engizisyon İnfazcılarının bu küçük şehre gelmesi olayları iyice genişletir. Ardı kesilmeyen dövüşler, şövalyeler ve ölümsüzler.
Eser hem içten hemde başarılı kurgusuyla kendisini okuyucuya bağlıyor. Ne yazık ki Wolfgang Hohlbein'in Türkçeye çevrilmiş tek eseri olması okuyucuları birazcık üzebiliyor. Ümit ederiz ki bu zâtın eserleri Türkçeye kavuşturulsun ve bizlerde hafızamızda olsa dâhi Transilvanyada cirit atalım.
256 syf.
·7/10
Başlıklarla Bölüm bölüm giden sizi ilişkiler konusunda bilgilendirebilecek bölüm sonunda sürükleyiciliğini artırmak için kısa hikayelerle akıcılık katmış yazar. Ben begendım genel olarak güzeldi.
232 syf.
·5 günde
Başta, yazarının ortadan kaldırılan hayatı olmak üzere; Dünya Savaşları esnasında ve sonrasında, açıkçası benim daha önce hiç merak etmediğim ama merak edilmesi-üzerine düşünülmesi gereken bir konuyla ilgili bu kitap: Devlet koruması altında kalmak istemeyip sokakta, belli çetelere üye olarak hayatını devam ettirmeye çalışan gençler.

Hem yetiştirme yurtlarının durumu hem de sokaklar detaylıca anlatılıyor. Kan Kardeşler çetesi ve tüm çeteler erkeklerden oluştuğu için biz genç kızları ya da kadınları ancak çeteler kendilerine birini 'seçince' ya da bir ev sahibesi olarak görebiliyoruz.
Hangi ülkenin sokakları tam anlamıyla güvenli ki? Her türlü sıkıntının, görece ahlaksızlığın ve suçluların bulunduğu ortamda hayatta kalma mücadelesi.

Bir şaheser denilemez elbette ama benim için okunması ve bir de bu açıdan bakılması gereken konulardan birini ele aldığı için yeterli bir kitap oldu.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 55 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 30 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.