Halit Aliosmanoğlu

Halit Aliosmanoğlu

Çevirmen
9.0/10
46 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
21
Gösterim
Adı:
Halit Aliosmanoğlu
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
110 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İlk kez bir Cengiz Aytmatov kitabı okuyorum. Ne kadar geç kalmışım. Ne kadar samimi anlatmış. Tolgunayla konustum sanki saatlerce. Gözlerim dola dola okudum.
147 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Lise yıllarında milliyetçi bir edebiyat öğretmenimin özellikle sık sık bahsettiği yazar Cengiz Aytmatov. Belki milliyetçi dürtülerle bahsetmiş olduğuna inandığım için bu kadar öteledim okumayı. Şimdi kendimi hem öğretmenime hem de yazara haksızlık etmiş sayıyorum. Yazarın muhteşem bir dili var. Kitap son derece akıcı ve keyifle okunuyor.

Baş kahraman Tolgonoy, Suvankul adındaki bir adamla evlenir. Evlilikleri aşk evliliğidir ve Kasım, Masalbeg ve Caynak adlarında üç çocuk sahibi olurlar. Savaş patlak verince Tolgonoy önce eşini sonra da oğullarını askere yollamak zorunda kalır. Bir bir ölüm haberlerini alır. Bu noktadan sonra Tolgonoy, oğlu Kasım’ın eşi Aliman ile yalnız kalır. Daha sonra Aliman bir çoban tarafından hamile kalmıştır. Bebeği doğururken kendisi ölür. Tolgonoy bu bebeği de torunu gibi sahiplenir ve yetiştirir.
175 syf.
Bu kitap o kadar çok dokundu ki yüreğime! Yeri geldi Tolgunay yeri geldi Aliman oldum. Kadınların çaresizliği gözümde canlandı. Vatan uğruna erlerini gönderdiler, kalplerinin yarısını gönderdiler askere. Hep umutla beklediler haberlerini. Zamanla beklenilen olmasa da yaşamak mecburiyetindelerdi. Ah Aliman gencecik kalmıştı, çare bulayım derken gözlerinin feri sönmüştü. Güvenmek, tutunmak istiyordu sadece. Yarım kalan mutluluğunu arıyordu. Herşey böyle gelip geçiyormuş hayatımızdan. Her olan biten birden yok oluveriyormuş. Sen varmıymışsın, yokmuymuşsun!.. Bitiveriyor hayatlar, kimse duymadan kimse görmeden.. Bir varmışsın, Bir yokmuş...
Cengiz Aytmatov
Toprak Ana
175 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yine Cengiz Aytmatov yine muhteşem bir kitap. En sevdiklerim diye bir liste oluştursam okuduklarımdan ilk üçün içerisine kesinlikle bu kitap girer. İçimi bu derece burkan ve yine yaşama sevincini bu kadar içime dolduran tek kitap Toprak Ana oldu. Kitap, iki ananın dertleşmesinden oluşuyor. Biri tüm insanlığın anası Toprak Ana diğeri ise Tolgunay Ana. Tolgunay Ana'yı o kadar çok sevdim ki onun acısı benim acım onun sevinci benim sevincim oldu. İki ana da savaştan şikayetçiydi. Anlayacağınız bu kitap bir savaş kitabıydı. Ama cepheyi değil cephenin gerisinde kalan evlatlarını savaşmaya yollayan anaları, sevgilileri ve eşleri anlatıyordu. Her satırı sevgi, her satırı yaşama sevinci her satırı umut ve her satırı hüzün ve acı dolu bir kitap. Cengiz Aytmatov'un en sevdiğim yönü duygu sömrüsü yapmadan acıları dile getirmesi. Bunu çoğu yazar başaramaz, aslında bir çoğu duygu sömürüsü yapmak ister (hiç sevmem). Üç oğlunu ve kocasını savaşta kaybeden tek yoldaşı olan gelininin de ölümüne tanık olan Tolgunay Ana'nın tüm acılara inat hayatını yeniden kurmasını anlatıyor. Kitabı okurken, yaşadığınız hiçbir acının öneminin olmadığını anlıyorsunuz. Savaşın yarattığı öylesine korkunç bir acı ki bundan daha kötüsü yok. Az ama öz satırlarla tüm anaların sesi oluyor Tolgunay Ana. "Her ana yavrusunu yaşaması için doğurur." sözlerini asla ama asla unutmayacağım. Hiç kitap okumayı sevmeseniz bile en azından bu kitabı okuyun derim.