"İyilik, yola düşen, yoldan toplanan bir şey değildir.Tesadüfen ele geçen bir şey değildir. İnsan iyiliği ancak başka bir insandan öğrenir."
Eseri okurken bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim. Eser o kadar içten ve duru bir şekilde ele alınmış ki içerdiği tüm duyguları siz farkında olmadan sessizce işliyor. Eseri okudukça sarıp sarmalamak istiyorsunuz.
Hem destek olabilirmişsiniz hem de acısını bir miktar da olsa azaltabilirmişsiniz gibi.
Eserde İkinci Dünya Savaşı sırasındaki bir köy topluluğuyla karşılaşıyorsunuz. Köydeki erkeklerin cephelere dağıtılmasıyla onların ardında bekleyenlerin yaşam ve sevgi için az da olsa umut dolu haberler için çırpınışlarına şahit oluyorsunuz.
Ki okuyarak bu yaşanılanlara şahit olmak da fazlasıyla yetti benim için.
Bu eserde yolu gözlenilen gidenlerden çok postacılar olarak karşınıza çıkıyor. Aslında gidenlerin zaten gelme ümidi çoktan yitirilmiş bu eserde. Ama bir iyiyim sözü duymaya hasretler, bir kağıt parçasına hasret. Bu hasret duydukları şeyler ne çok anlam ifade ediyor onlar için. Bunu fark ettikçe içiniz burkuluyor.
Kim bilir daha nice yiğitlerden beklenen haberler acı çığlıklarla, buruk sevgilerle kucaklaşmıştır.
Tolgonay ve Aliman unutamayacağım sizleri. İnancınıza, gücünüze, aşkınıza, sabrınıza, birliğinize hem hayran oldum hem de çokça sevgi duydum.
Kesinliklee okunmalıı
Toprak Ana ikinci dünya savaşı sırasında savaşanlar ve kalanların üzerinde olan çaresizliğini anlatıyor. Açlık bir yandan, hasret bir yandan. Daha kitabın ilk sayfalarında toprak kokusu geliyor sanki burnunuza o kadar naif betimlemeler vardı ki. Konusuna gelecek olursak köyde yaşayan Tolgonay Ana ve ailesi kendi ekinlerinin derdinde kendi yağlarında kavrulan bir aile ama bir gün savaş gelip çatıyor ve başlıyor sıkıntılar. O dönemde yaşayan çoğu insanın duygularını dile getiriyor Kırgız edebiyatının usta isimlerinden Cengiz Aytmatov. Ve ben daha önce okumadığım için çok pişmanım. Kitapta sevinçler, üzüntüler, heyecanlar ve korkular o kadar güzel aktarılmış ki mutlaka okumalısınız.
Kitabı ağlaya ağlaya okudum. İçim buruk. Neden bu kadar acı, neden evlat acısı?
Konusu İkinci Dünya Savaşı'ndan bir köyün en yakınından bir ailenin nasıl etkilendiği ve devamında yaşanan olaylar anlatılıyor. Olaylar kadın karakterinin gözünden yansıtılıyor.
Tolganay ananın yaşadıklarını gidip toprağa anlatması, dertleşmesi çok hoşuma gitti. Toprağa geçimini sağladığı kaynak olarak değil karşısındaki insan gibi duygularını da katarak anlatması, toprağa verdiği değerden etkilendim.
Toprağı, toprak gibi vakur olmayı, kadınlık ve en en değerlisi analığı çok güzel anlatmış. Güçlü karakterin güçlü sınavıydı anlatılan.
Okumayı düşünenler için duygusal bir döneminizdeyseniz erteleyin. Ama mutlaka okun derim. :)
Belki de kitabın beni bu kadar etkilemesinin sebebi romanın başlangıcının beni çocukluğuma tekrar götürmesi oldu. Çünkü bende köyde büyüdüm yetiştim. Toprağı, mahsülü çok iyi bilirim.
Savaş’ın arka planı bu kitapta mükemmel kurgulanmış. Kitapta Tolgonay’ın toprağa içini döktüğüne tanık oluyoruz. Savaşta ölen eşi ve çocuklarının ardından gelini Aliman’la hayata tutunmaya çalışması çok etkileyici ve beni çok duygulandırdı. Ayrıca kadının gücüne, azmine hayran kaldım. Savaş bu kısa kitapta bu kadar etkileyici nasıl anlatıldı, anlamak güç.
Herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
Ve Cengiz Aytmatov'dan unutulmaz bir şaheser. 25 yıl sonra tekrar okudum. Tekrar okuyunca kitaptaki muhteşem anlatımı daha iyi fark ediyorsun. Savaşa tüm erkekler katılır ve köyde de aslında bir savaş başlamıştır. Savaşı cephedekiler kadar geride kalanlar da yapar. Vatan cephe gerisinde de savunulur. Kadının bitmek bilmez emeği ve çilesi... Ya erkekler geri dönmezse...Dram, umut, toprak ve ekmek kokusu... kesin önerimdir....
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Elips Kitapları · 201278bin okunma
Sade güzel bir anlatım. Olayların kurgusu ve okura vermiş olduğu heyecan çok güzel. Üç oğlunu ve kocasını kaybetmiş bir annenin geride kalan gelinini evladı gibi benimsemesi ve sonra da onu da toprağa verişindeki duygusal anlar. Toprak ana ile dertleşen ananın bir toprak gibi sevgiyle kucakladığı evlatları. Çok güzel bir kitap okudum.
Güçlü bir kadının yaşadıkları, anlatım, tasvirler hepsi çok güzeldi. Savaşın etkileri, insanlar üzerinde bıraktığı yıkımlar hepsi o kadar gerçekti ki çok beğendiğim bir eserdi.
Savaşı o kadar iyi anlatmış ki, neden savaşa karşı olmamızı, savaşta kazanan taraf olmadığını, geride kalanların yaşadıklarını anlatıyor.
*Söyle bana Toprak Ana, gerçeği söyle: insanlar savaşmadan yaşayamazlar mı?.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Elips Kitapları · 201278bin okunma
Toprak Ana ,Cengiz Aytmatov'un okuduğum ilk kitabı oldu.Okuduğum en güzel romanlardan biriydi. Acının kelimeler döküldüğü bir kitaptır.Kitapta savaşın ne lanet bir şey olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.Savaşta geri dönemeyenlerden bir yana geride kalanların çaresizliği,acizliği o kadar yüreklere dokunarak işlenmiş ki...
Biir günde bitirdiğim nadir kitaplardan...
Belki de ilki, bilemiyorum. Uzun zamandır savaşla ilgili bir kitap okumamıştım.Savaşın soğuk olduğu halde yakıcı yüzünü hiç bu kadar yakından hissedememiştim.
Cengiz Aytmatov okumayı seviyorum, severim ama bundan sonra daha çok seveceğim.
Her kitabında insanı kalbinden yakalayacak bir şey muhakkak oluyor.
En azından benim okuduklarımda öyleydi.
Toprak Ana sevilen bir kitap, hep öyle çıktı karşıma. Okuduğumu görenler hüzün aromalı bir memnuniyet ile okuduklarını dile getirdiler. Ben de o gruba katıldım an itibariyle.
Enfesti.
Çeviri de çok hoşuma gitti, o kadar duygusaldı ki...
Savaş ile ilgili filmler, kitaplar sarsıcıdır çünkü olayın kendisi sarsıcıdır. Bu kitap, o sarsıntıyı bizzat yaşatanlardan. Aklımda birçok düşünce, kalbimde ve bedenimde kitaptaki karakterlerden biriymişim gibi bir yorgunluk var.
Özgün bir kalemden, güzel bir kitap okumanın taze etkileri sanırım.
Karakterlere, düşüncelerine, verdikleri mücadelelere ayrı ayrı hayran kaldım.
Tolgunay teyze gibi benim de gönlümde Masalbeg'in yeri bir başka oldu. Belki öğretmen olmak istemesinden mütevellittir, Masalbeg'i kendime yakın hissetmem. Mektubu çok güzeldi.
Beni bir de Bektaş çok etkiledi. Bektaş'ın kalbi, vefası, yüreği ve gözyaşları çok güzeldi.
Toprak Ana ile Tolgunay teyzenin konuşmaları bir başka lezzetti.
Tolgunay teyze diyorum kitaptaki söz öbeği bu şekilde olduğu için, alışkanlık.
Yoksa bildiğimiz Hükümet Kadın'dır, kendileri.
ALLAH 'ım sen bizleri savaşla imtihan etme, barışa hasret bırakma. Sevdiklerimiz hep başucumuzda kalsın. Her ferdimizin yüreğinde vatan aşkını daima diri tut!
Kalem güzel, duygular coşkun.
Okuyalım, okutalım efendim.
Cengiz Aytmatov, (Kırgızca: Чыңгыз Айтматов (Çıňğız Aytmatov), Rusça: Чингиз Торекулович Айтматов) (d. 12 Aralık 1928, Kırgızistan - ö. 10 Haziran 2008, Almanya).
Ünlü Kırgız Türkü edebiyatçı, gazeteci, çevirmen ve siyasetçi. 12 Aralık 1928 tarihinde Kuzeybatı Kırgızistan'daki Talas eyaletinin Şeker köyünde doğdu. Babası Torekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistanı'nda seçkin devlet adamı idi, ancak 1937'de tutuklandı ve 1938'de kurşuna dizildi. Tatar kızı olan annesi Nagima Hamziyevna Abdulvaliyeva tiyatro aktrisiydi. Adı, Cengiz Han'dan esinlenerek konulmuştur.
Gençliği sıkıntılı bir döneme denk gelmişti. O dönemde zaten yeni yerleşmeye başlayan siyasî sistemle, bir de savaşla mücadele etmek zorundaydı. Çok genç yaşta çalışmaya başladı; çünkü II. Dünya Savaşının SSCB üzerindeki etkileri gençleri de etkiliyordu, yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşüyordu. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girdi. Burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı. Köyünden, Kazakistan'a giderek Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'nda okudu. Daha sonra şimdiki Kırgızistan'ın başkenti olan Bişkek'e giderek burada Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenimine devam etti. Ardından Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'ne geçti ve 1956 ile 1958 yılları arasında Moskova'da okudu. Yazmaya bu yıllarda Pravda gazetesinde başladı. Yazdığı eserleriyle üne kavuştu ve 1957 yılında Sovyet Yazarlar Birliği'ne üye kabul edildi. 1963'te Lenin Ödülü'nü aldı. Eserleri yüz elliyi aşkın dile tercüme edildi. 1990-1994 yıllarında Sovyetler Birliği'ni ve Rusya Federasyonu'nu, sonra ise 2008 yılına kadar Kırgızistan Cumhuriyeti'ni büyükelçi olarak temsil etti.
Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs 2008'de rahatsızlandı ve böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirildi. Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören Cengiz Aytmatov, komaya girdi.10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg'de hayatını yitirdi.