“İnancın hedefi öğretmenin gerçekliğidir, yani öğretici gerçekten vardır, inancın yanın da, bu nedenle, koşulsuz bir evet ya da hayırdır. Bir doktrinle, doktrinin doğru mu yanlış mı olduğunu sorgulayacak şekilde ilgili olmadığından, bir gerçeğe ilişkin bir sorunun cevabıdır: “Onun gerçekten var olmuş olduğuna inanıyor musun yoksa inanmıyor musun?” Ve yanıt, ki olduğunda, var olmuş olup olmadığı sorusuna bu denli büyük ve sınırsız bir önem vermek düşüncesizliktir. Eğer inancın nesnesi insanoğluysa, o zaman tüm öneri, entelektüel ve estetik olanın ruhuna dair hiçbir şey anlamamış aptal bir insanın kaprisidir. Dolayısıyla, inancın nesnesi de, varoluşu açısından Tanrı-insanın gerçekliğidir.
Soren Kierkegaard