30 yıl aradan sonra 2007 Genel Seçimleri öncesi Mahmud Efendi Hazretlerinin de daha evvel olduğu gibi istismar edildiğine şahit oldum. Seçim çalışmalarında Türkiye'de bulunduğum sırada çalışma yapmak üzere bir gün Keşan'a giderken yanıma arkadaş olarak Silivri'den Kuyumcu Cumhur isimli kardeşimizi de aldım. Yolda giderken kenidine "Oyunu kime vereceksin?" diye sorduğumda, "AKP'ye vereceğim abi." dedi. "Nasıl olur da AKP'ye oy verirsin?" deyip üzerine gidince, "Abi! Efendi hazretlerinin talimatı." dedi. Ben de; "Böyle bir talimat yalandır. Ben Mahmut Efendi'yi tanıyorum. O Erbakan Hoca'dan başka yere destek vermez." dedim. Telefona sarılarak Mahmud Efendi'nin halifelerinden birini aradı. Telefonun sesi açık, ben de dinliyordum. Halife olduğunu söylediği şahıs aynen şöyle diyordu; "Efendi Hazretleri çok hasta. Fakat beş tane büyük ilim adamını tesbit etti ve onlara dedi ki; 'Siz istişare ve istihare ederek kararınızı dervişlere bildirin. Sizin kararınız, benim kararımdır. Bu beş ilim adamının da istişare ve istihare neticesinde aldıkları karar AKP'nin desteklenmesi." ifadesini kullanınca, telefonu elinden ben aldım ve o zata; "Bana bak! Sen yalan söylüyorsun! Bu beş kişi kimse onları da alıp birlikte yarın Mahmut Efendi'ye gideceğiz. Ve ben sorup cevabını da teybe kaydedeceğim. Ve cevabını ilan edeceğiz." deyince, adam, telefonu bana veren kardeşe hakaret ederek telefonu kapattı. İşte Türkiye'mizde ve dünyada manevi şahsiyetler böyle istismar edilebiliyor. İstismar edenleri Allah ıslah eylesin.