Hasan Karabulut

Hasan Karabulut

Çevirmen
8.0/10
92 Kişi
·
229
Okunma
·
1
Beğeni
·
175
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
302 syf.
·3 günde·Beğendi
Yazarın Dirk Pitt diye bir serisi varmış. Bende şans eseri kitap seçerken bu serinin ilk kitabını seçmişim. Aslında anladığım kadarıyla birbirinden bağımsız bu seriler sadece aynı kahramanın öykülerinden devam ediyor.
Kitap kaybolan bir Amerikan denizaltısının kahramanca bulunmasını anlatıyor. Öncesinde bir takım olaylar gelişiyor fakat kurgu çok basit yazmak istemiyorum içimden gelmiyor.
Niye okudun o zaman diyecek olursanız elimdeki kitabı genelde yarım bırakmam. Fakat bundan ziyade olaylar Pasifik Okyanusunda geçiyor. Denizle ilgili terimler falan vardı. Denizle ilgili kitaplar her zaman bir adım önde benim için bitirmeme bu sebep oldu diyebilirim.
Bir de kurgu gerçekten basit. Bir sonraki sayfa ne olacak vs tahmin kolay. Fakat yazar kurgu sırasında eğindiği konular hakkında çok iyi bilgi vermiş. Açıkçası bunu çok beğendim ve okudum böyle bir kitaptan bu denli bilgi alabileceğim aklıma gelmezdi.
Diğer kitaplarıda elimde sanırım ara ara vakit ayırarak okuyacağım.
Keyifli okumalar dilerim.
415 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10 puan
Öncelikle hepinize güzel bir akşam diliyorum. Bugün sizlere çok sevdiğim bir yazarın, John Grisham’in 1988 yılında ilk kaleme aldığı ve yaşanmış gerçek bir olaya dayanan Adalete Susayanlar (orj. A Time To Kill) eserini ayrıca tanıtmak istiyorum.

Haklı ile haksızı ayırmak zorunda kalanlar çoğu zaman tereddütte düşerler. Çünkü sonuçta düşünülen adalet değil, uygulanan adalet önemlidir. Cinayet mi? .. İntikam mı? .. Adalet mi? .. Kızının Ku Klux Klan’a üye ırkçı iki kişi tarafından tecavüz edilmesinden sonra çılgına dönen bir baba, acımasız bir savcı, çılgın bir yargıç ve sanki içindeki nefret ve öfkeyi davanın sonucuna bağlamış bir toplum... John Grisham içimizde var olan iyi ile kötünün canlı birer resmini çiziyor...

Kitap özeti;
John Grisham'ın 1988 yılında kaleme aldığı ilk romanıydı, ancak Firma adlı eserinin yayınlanmasına kadar dikkatleri hiç üzerine çekmedi. Kitap, Grisham’in tanık olduğu fiili bir tecavüz olayına dayanarak şu soruyu gündeme getiriyor: Bir babanın, küçük kızına tecavüz edenleri öldürmesi meşru mudur? Bununla birlikte Ford İlçesi'ndeki Clanton kasabasında, tecavüzcülerin iki beyaz adam olduğu ve kurbanın on yaşındaki bir siyah kız olduğu düşünüldüğünde, olayların akışı başka bir soruya işaret ediyor. Bugüne kadar siyah bir adamın Beyaz bir adamı öldürmek için gerekçesinde ne kadar haklı olduğudur? Asıl hikâyemiz Carl Lee Hailey’nin küçük kızının tecavüzcülerini öldürmesinden ve onu savunmak için genç avukat Jake Brigance’ı tutmasından sonra başlıyor. Süreç içerisinde gelişen mahkeme salonu stresi, NAACP'nin desteklediği yerel siyahi vatandaşların Ku Klux Klan'la bu zorlu dava sürecinde yaşayacakları mücadeleye kadar varıyor. Hailey’nin bu yargılanma sürecinde jüri üyelerinin tamamen beyaz olduğu göz önüne alındığında, adil bir yargılamaya varılabilir mi? Bütün bu yaşananlar, bu davayı kabul etmesinin önündeki engeller, genç avukat Jake Brigance'ın geleceğini hatta kariyerini etkileyecek derecede önemlidir.

1980'lerin başında kuzey Mississippi'de güzel bir Mayıs günü, iki beyaz şahıs kaçırdıkları 10 yaşında genç siyah kız çocuğuna tecavüz ediyor. Feci bir şekilde dövülmüş ve kanlar içinde olan küçük kız, yaşadığı bu utanç verici durumdan babasının onu kurtarmaya geleceğini düşünmektedir. Onunla işleri biten adamlar, onu sığ ve ıssız bir vadiye atarlar. Tonya hastaneye kaldırıldıktan sonra, siyahi şerif tarafından yapılan kısa bir tahkikat neticesinde aranan iki değersiz cani beyaz zanlı adam gözaltına alınırlar; küçük Tonya Hailey ise ameliyat sonrasında almış olduğu ağır iç ve dış zedelenmelere rağmen hala hayatta kalma mücadelesini sürdürmektedir.

Karısı ve bir kızı olan genç "sokak avukatı" Jake Brigance, tarihi Wilbanks binasında yalnız çalışmaktadır. Kariyerine bir ucube olan Lucien Wilbanks'in ortak bir üyesi olarak başlamıştır. Serbest bırakıldıktan sonra Wilbanks tüm yasal uygulamalarını yoksul mavi yakalı işçileri temsil eden liberal Jake'e devreder.

Tonya'nın babası Carl Lee Hailey, Jake'e kızına tecavüz eden iki adamı öldürmeye kararlı olduğunu açıkça ifade eder. Carl Lee'nin kardeşi Lester Chicago'dan geldiğinde, iki adam intikam arayışı içerisine girerler. Lester, Jake Brigance tarafından savunulduğu davada, birkaç yıl önce cinayetten beraat ettiği adliye sarayının içini iyi biliyordu. Bu durumu değerlendiren Carl Lee kapanışta adliye sarayında saklanır ve intikam için saldırısını planlar.

Eski bir Vietnam Savaşı yoldaşı, zengin bir yer üstü ustası ve dostu olan "Cat" Bruster, Carl Lee için bir M-16 makineli tüfek temin eder. Pazartesi sabahının ilk saatlerinde Cobb ve Willard mahkeme salonuna arka merdivenlerden aşağı doğru getirilirken, Carl Lee Hailey saklandığı dolaptan çıkarak onlara M-16 ile yaylım ateşi açar ve bu esnada kazara bir memurun yaralanmasına da sebep olur. Sonra sakince silahını yere indirir, aracına doğru yürür ve eve döner. Caddenin karşısındaki ofisinde, Jake gürültüyü duyar ve araştırmak üzere üzerine adliyeye koşar. Birkaç dakika sonra Carl Lee, evinde hiçbir zorluk çıkarmadan teslim olur ve gözaltına alınır. Carl Lee Hailey, şerif ve memurlarla birlikte anlayışıyla içerisinde, saygılı ve sakin bir biçimde kaderine boyun eğer.

Jake Brigance, çabaları karşılığında 1.000 dolardan daha az para kazanacağını, fakat kariyeri açısından büyük bir tanıtım için umut bağladığı Carl Lee Hailey davasını ele almayı kabul eder. Basın, Clanton'da yaşanan olaya ilgisini arttırdığında kasaba adeta bir medya sirkine döner ve artık ölüm tehditleri de gelmeye başlar. Davayla ilgili olan herkes korkutulumaya çalışılır ve tanıklar ya da iyi niyetli kişiler üzerindeki baskı arttırılmaya başlar. Üç ayrı ceza ile suçlanan Carl Lee için ölüm cezasına çarptırılma ihtimali artık kaçınılmazdır. Mahkemede olay zamanında deli olduğunu kanıtlamak artık onun tek savunması gibi görünüyor. Büyük jüri mahkeme tarafında kabul edildikten sonra, Ku Klux Klan kendini Ford County'de yeniden kuruyor ve varlığını daha da fazla hissettiriyor. Çoğunluğunu beyazların oluşturduğu bu kasabada, Jake'in tek umudunu olan adaleti elinden alan çoğunluğu beyaz jüriye sadece bir tane siyah jüri üyesi kabul edilecektir. Duruşma 22 Temmuz tarihine ayarlanır.

Jake Brigance önümüzdeki iki ay boyunca soğukkanlılıkla iki cinayet planlayan ve görgü tanıklarının önünde bu eylemi gerçekleştiren bir adamı beraat ettirmek için uğraşacaktır. Büyük çaplı tüm dava masrafları geçici olarak Jake'e kalıyor ve Jake de davayı geri kazanmak için elinden gelen tüm gayreti gösteriyordu. Yerel siyahi papazlar, Hailey’nin ailesinin ihtiyaçları ve savunma harcamaları için para topluyorlar; her biri bu alımın biraz gerisinde kalıyorlardı. Ku Klux Klan ise Jake'in evinin ön bahçesinde bir haç yakarak (haç yakmak bir nevi ölüm tehdididir.) cevap verir tüm bu gelişmelere farklı bir şekilde cevap vermeyi daha uygun görmekteydi.

Yargılama tarihi yaklaştıkça sinirler yıpranır ve kasabada ırk gerginlikleri daha da artar. Artık suçunu itiraf eden katil, şu an kasabada siyah nüfusa için bir kahraman ve büyük bir bütünlüğe sahip aktör olarak ortaya çıkmaktadır. Davayı hem zengin Memphis avukatlarından, hem de NAACP'den uzak tuttuğu için, Jake Brigance artık Klan'ın ciddi bir hedefi haline gelmiştir. Jake’in evinin yatak odasının penceresinin hemen dışında bir saldırgan bombalama eyleminde yakalandıktan sonra Jake karısını ve kızını güvenli olmaları için bölge dışına göndermek durumunda kalır.

Jake'in karısının kendisine istikrar kazandıran etkisi olmadan, çabucak, olgunlaşmamış, sorumsuz davranışlar sergilemeye başlar; kendisini ortak ilgi alanını paylaşan renkli, zeki ve işinde uzman bir ekibin içinde bulur: İçki içme. Bunlardan biri, yirmi beş yaşındaki üçüncü sınıf hukuk öğrencisi Ellen Roark'tır; çekici, seksi ve zarif bir bayandır. Jake'e bazı konular ile ilgili yardımın dışında, uzman kâtiplik hizmeti de sunmaktadır. Bu arada Klan, Jake'in sekreterinin kocasına saldırmış ve kendisini ağır yaralamıştır. O gece savunma ekibi margarita’nın vermiş olduğu haz ile sarhoş olduğunda, yüzlerce siyah vatandaş sokağın karşısında mum ışığında bir nöbet tutuyordu. Ertesi gün Klan, siyahların mitingine karşı müdahalede bulunmak için adliye çimlerine girdi ve öfkeli bir kavga patlak verdi.

Artık Ulusal Muhafız Birliği de olaya dâhil olmuştu, adliye çiminde bu tür taşınlıkların önüne geçebilmek adına kamp kurmuştu. On kadın ve iki erkekten oluşan ağırlıklı beyaz jüri, şehir dışına çıkarıldılar. Devletin memurlarını olay günü kazara vurduğunda Carl Lee’nin deli olduğu tezini öne süren Jake olağan üstü bir savunma yapıyordu. Kısa yargılama süresinin bitimine doğru, Jake adliye binasına girerken, bir keskin nişancı Jake'in hayatına ciddi biçimde kast eder ve onu yaralar. Bir gece Ellen Roark Klan tarafından kaçırılır ve ağır yaralanır ve hastaneye kaldırılır. Savunma kanadındaki yarı emekli bir psikiyatrist bilirkişinin delilik tezi hemen hemen umutsuz kalacak şekilde gözden düşürülmüş ve boşa çıkmıştır. Umutsuzluk içinde kalan Lucien Wilbanks, bir tane dejenere jüriyi "satın alma" girişiminde bulunur. Tanıklık davasının son gününde ödünç aldığı giysiler ile kapanış argümanlarını veren Jake, hayatının en güzel zamanlarından birini yaşıyordur.

Jüri kasıtlı olarak, gerilimin arttırılması ve stres altında bırakılmak için Lucien'in gayretleri sayesinde, otobüs yolunda siyahların olduğu güzergâhtan mahkemeye getirilir. Jüri yüksek sesle protesto edilir ve tümüyle beyaz jüriyi bir korkudur alır. Çok sıkıntılı günler sonrasında jüri kapanarak karar aşamasına gelir ve mucizevi bir şekilde suçsuzluk kararı verir. Dava sonrasında, Jake ailesiyle tekrar bir araya gelmek için Kuzey Carolina'ya uçar.

Şimdiden keyifli okumalar dostlar. :)

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
415 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Dikkat spoiler içerir.
Carl Lee Miller adında bir adamın Tonya adındaki kızı iki tane serseri tarafından kaçırıldıktan sonra tecavüz edilip nehre atılır. Şans eseri kurtulan Tonya ifadesini verir ve bu ikili mahkemeye çıkar. Duruşma bittiğinde Carl tarafından öldürülür. Zamanında kardeşi Lesley'i mahkemede kurtaran avukat Jake Carl'ın da savunmasını üstlenir. Bu arada Ford kasabasında zenci ve beyaz ayrımı yapılmakta, çoğu insan Carl'ı haklı bulsa da asılmasını istemektedir. Hapiste bocalayam Carl yakın arkadaşının avukatını tutmak ister ancak Jake allem edip kallem edip müvekkilini elinde tutmayı başarır. Bu arada Ku Klux Klan üyeleri de kasabaya gelip Jake ve ailesini tehdit etmeye başlar. Jake davayı kazanmak için zenci jüri seçimi yapılabilecek bir kasabaya davayı almaya çalışır ancak savcı, hakime baskı uygulayıp bu kararı aldırmaz. Seçilen jüri karşısında Jake'in şansı zordur. Bürosunun sahibi olan eski avukat Lucien, Harry Rex ve sonradan gelen garip kız Ellen ona yardım etmeye çabalar. Tanık olarak getirdiği ve akli dengesinin yerinde olmadığını ispatlayacak psikiyatrın da daha önceden tecavüz suçu olduğu ortaya çıkar. Dava iyice zora düşmüştür. Tam da jüri kararını vereceği sırada Lucien şehre binlerce zencinin gelmesini sağlar. Acaba bu işe yarayacak mıdır? Jake kapanış konuşması ve karşı sorgulamaları ile bu davayı kazanabilecek midir? Yanan evi ne olacaktır? Bundan sonra neler yapacaktır? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
448 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Ülkemizde bir yapıtın bu kadar hayranı olunup, onun kitabını Türkçe yayımlamayan vs gibisinden kitabı ilk defa okumuş, adını yeni duymuş ama bunun triplerini başkasına çektirenlerden olmadığım için böyle bir çemkirme yapmayacağım. Ancak belirtmek istediğim bir durum var. Rambo kitabını yazan adamı bu kadar övüp, reklamını bile Rambo’nun yazarı diye yapıyorsunuz. Neden Rambo kitabını hiçbiriniz çevirmediniz diye sorarlar adama. Gelelim kitaba.
Kitapta 2. Dünya Savaşı öncesi diyor ama kitabın henüz başında Abelard Korunması için Paris – Eylül 1118 tarihi veriliyor. Sonra yine Paris’e ancak bu sefer Eylül 1938’e dönüyoruz. Heyecanlı bir toplantı başlangıcı oluyor. Sonra da günümüz olduğunu tahmin ettiğim, en azından daha sonraları, bir döneme geçiyoruz. Saul diye bir adamın Eliot diye birinden aldığı emirle hedeflenen 6 adamı öldürmesinin olayı (Araplar ve Amerikalılar arasındaki petrol anlaşmalarını düzenleyen Paradigm Vakfı olayı) neydi derken kitaba kapıldığımı henüz sayfa 50 olmadan fark ettim. Zaten işin güzelliği de 200 sayfalık kitabın 180. sayfasında boş giden olayların 20 sayfada hareket kazanması yerine 500 sayfalık kitabın 50. sayfasında kitaba tutulmak. Aradığım lezzet bu!
Asıl Spoiler’in babası burada. Onu da verip sonra kitap hakkında daha fazla yorumda bulunmamaya çalışacağım. Ancak benim verdiklerim kitabın okunmasına engel değil; daha çok kitabın konusunu kavratma amaçlı. Eliot, ABD başkanına en yakın adamlardan birisi ve emir verdiği adamını başkana satacak. Ve mükemmel bir takip başlayacak. Çok sevdiğim bir dil ailesinin çok sevdiğim bir sözüyle: “La vida es como una modena. Puedes gastarla de la forma que querias, pero solo la gastas una vez.” (Yaşam para gibidir. Dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz ama yalnızca bir kez.)
Harika, muhteşem, mükemmel. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Olur da merak eden olursa yıl 2050 olduğunda dahi ben ölmemiş olursam bana mesaj atsın hemen gönderirim kitabı. İyi geceler..
302 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Dirk Pitt serisinin ilk romanı. Pitt, Hawaii'de denizde sarı bir cisim görür ve onu alır. İçerisinde bir süre önce Pasifik Girdabı denen yerde kaybolan nükleer denizaltı Starbuck'un kaptanı Dupree'nin yazdığı notlar vardır. Ama burada yazılanlar pek gerçeğe benzememektedir. Öncelikle koordinatlar uyumsuzdur. Bu bulduğu kağıtlar yüzünden NUMA başkanı James Sandecker tarafından deniz kuvvetleri emrine verilir. Görevi Starbuck'ı bulmak ve kurtarmaktır. Bu arada iki üç kere ölümden döner. Hayatını Summer adlı bir kız kurtarır. Ancak işin boyutları sanıldığından saha vahimdir. Su altında bir mağara, solungaçlı adamlar, Pasifik girdabındaki büyük sigorta yolsuzluğu ve sarı gözlü bir dev. Starbuck'ı kurtarmak için çok az zamanları vardır çünkü bir nükleer füze ile yok edilecektir. Ve acaba sarı gözlü devin gazabından yakın arkadaşı Al Giordino ile beraber kurtulabilecek midir? Soluksuz okunan bir roman.
302 syf.
·2 günde·5/10 puan
Bir anda okudum bitti.. Heyecanlı ve akıcı bir kitap, arayışlar tahminler kitapta akıcılığa sebep olmuş. Fakat bana hitap eden bir kitap değil kitaba dair bir şey hissedemedim:) okuduklarıma bir adet kitap eklenmiş oldu, üzgünüm böyle düşündüğüm için... Okur kalın:)
480 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Dikkat spoiler içerir.
Jack Ryan, Kızıl Ekim olayından sonra Moskova'ya tekrar gelir. Bu seferki konu, nükleer silahların ABD ve Sovyetler tarafından yarı yarıya azaltılmasıdır. İki devlet de lazer teknolojisi üzerinde çalışmaktadır. ABD tarafında Al George, diğer tarafta Morozov gayet başarılı işler yapmaktadır. Ancak ünlü mareşal ve savunma bakanının yardımcısı Misha Filitov, aslında Kardinal kod adı ile düşmana ajanlık yapmaktadır. KGB başkanı Gerasimov, albay Vatunin ile yapılan çalışma sonucunda bunu öğrenir ve eline büyük bir koz geçer. Genel sekreter Narmunov'un yerine geçme planları yapmaktadır. Ancak Jack Ryan onun planını bozar. Eğer Misha'yı vermezse Kızıl Ekim olayını duyuracağını söyler. Gerasimov, Al George'u bir KGB ekibine kaçırmaya kalkar. Ancak başarısız olur. Bu arada kızıl ordu albayı Bandarenko, Duşanbe'deki lazer tesiste işlem Afganlar saldırır. Gerasimov iltica etmekten başka bir çözüm bulamaz. Jack Ryan, onun için ve ailesi için 2 olan hazırlamıştır. Acaba başarılı olabilecek midir? Narmunov bu işe ne diyecektir? Vatunin ne yapacaktır? Lazer teknolojisi gelecekte nasıl bir yer edinecektir? Bandarenko saldırıdan sağ salim kurtulabilecek midir? Soluksuz okunan bir roman.
302 syf.
·Puan vermedi
1983 yılında çıkmasına rağmen ilk Dirk Pitt romanı olarak görülen bu romanda Cussler yine bizi maceradan maceraya sürüklüyor. Dilinin sadeliği ve olayların ilginçliği size güzel bir yolculuk sunuyor.
302 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
dirk pitt serisini ilk kitabı nükleer denizaltı Starbuck pasific girdabında mürettabatıyla birlikte kaybolur denizciler arasında efsane olsan pasific girdabında yaklasık 38 gemi kaybolmuş ve bir daha yanıt alınamamıştır dirk pitt ise Hawaide denizde sarı bir kutu görür kutuya sahip olan piit denizaltının kaptanı dupprenin yazmış oldugu notlara ulaşır ve kutuyu deniz kuvvetlerine bildirir ancak yanlış olan bir sey vardır dupprenin yazmış oldugu notlardaki kordinatlar ve yazıkları inandırıcı gelmez Numanın başkanı james sandecker starbucku bulmak için dirk pitti deniz kuvvetlerine görevlendirir ve bu sırada pittin peşine düşüp onu öldürmek ve denizaltının yerini ögrenmek isteyen amansız düşmanlarıyla karşı karsıya gelir soluk almadan okuyup bitmesin diye elinizden düşürmek istemeyeceginiz bir kitap .
302 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
dirk pitt serisi genel anlamda iyi, okunabilecek macera kitapları sunuyor bizlere. clive cussler da en iyi macera yazarlarından biri kabul ediliyor. ben de clive cussler'ın çoğu kitabını okudum. genelde beğendim. clive cussler'ın en beğenmediğim yanı sürekli bir en güçlü ülke amerika, dirk pitt ve arkadaşları olmasa dünyanın çok kötü bir yer olacağı mesajı vs. okuduğumuz kitaplar macera kitapları, bir akıcılık, ne bileyim sürekli bir hareket hali falan mutlaka olacak, amenna. ama her kitapta amerikancılığın bu kadar vurgulanması zaman zaman boğuyor gerçekten.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 229 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 156 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.