Hasan Karataş

Hasan Karataş

Yazar
7.9/10
223 Kişi
·
192
Okunma
·
49
Beğeni
·
2767
Gösterim
Adı:
Hasan Karataş
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Sütçüler, Isparta, 1981
1981 Yılında Isparta'nın Sütçüler ilçesinde doğdu. Orta Okul yıllarında ailesinden uzak kalmış olması nedeniyle şiirler yazarak yarım kalan çocukluğuna ve ailesine olan hasretini satırlara satırlara dökerek şiir yazmaya başladı.

Lise Eğitimi için biraz daha uzaklaştı sevdiği yerlerden. Uzaklık artıkça bastıran hasretle daha bir anlamlı gelmeye başladı duyguları mısralara ve satırlara dökmek. Ailesinin Antalya'ya taşınmasıyla tatilleri Antalya'da geçirmeye başladı. Bu gidiş gelişlerde büyük şehire, şehir hayatına ve denize ısınmaya başladı. İlerde büyük bir tutkuya dönüşecek olan denize olan sevdası bu yıllarda başladı.

Liseden sonra çalışmaya başladı. Hem çalışıp hem de okul hayatına devam etti. Okumak için yolu tekrar Isparta'nın en güzel ilçelerinden biri olan Eğirdir'e, “Yedi Renkli Göl”ün kıyısına düştü. Bununla birlikte su yaşamında vazgeçilmez olmaya başladı. Hayatının bir kıyısında göl, deniz ya da bir akarsu mutlaka oluyordu.

Önce Ankara Üniversitesi ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ne düştü yolları. Kısa mesafelerle başlayan yolculuklar daha zahmetli ve uzun süreli olmaya başladı. Hayatı yollarda geçen birini, yine en çok yollar yorardı.

Son olarak Selçuk Üniversitesi'nde yüksek lisansını tamamladı. Yazmayı hiç bir zaman bırakmadı. İnternetin yaygınlaşmaya başlamasıyla farklı sitelerde şiirler ve denemeler yayınladı.

Çeşitli dergi ve haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaya başladı ve en büyük hayali olan ilk kitabı “Yıllar Sonra”yı yazdı. Basılmış olan “Yıllar Sonra”nın ardından ikinci kitabı Mor Melenkoli'yi yazdı. Üçüncü kitabı üzerine çalışmalarını sürdürmekle birlikte, mesleki çalışmalarına da devam etmektedir.

Tarz olarak şiirsel bir dille güçlü, zihinde kalıcı tasvirlerden kurulu bir yazım tarzını benimsemiş olup, hüznün ve ayrılıkların ağırlığını bütün satırlarda yansıtmayı denemiştir.
Bitmeyen hayat yolculuğunun ne zaman hangi şehirlere uğrayacağını kestirmek oldukça güçtür. Şimdilik sevdiği şehirlerden çok uzak olmamakla birlikte, yolun hasrete düştüğü bir şehirde, çalışma hayatının gereğini yerine getirmektedir.
128 syf.
·10/10
Merhabalar yazarın ikinci benim okuduğum ilk kitabı olan Mor Melankolik kitabının incelemesine başlamadan önce altını çizdiğim bir kaç satırı paylaşmak isterim :
“Kaç kez ölür insan ?”
“Sahi, sesiyle sarılır mı insan?”
“Gönül vermeden gönül alınır mıydı ki ?”
“Gittiğin yer, yıktığın gönle değer mi ?”
Mor Melankolik öykü ve deneme tarzında yazılmış olup şiirsel bir dil kullanılmıştır.Muazzam bir üslupla ve çok güzel cümlelerle bir araya getirdiği bu eseri beğenerek okudum.Konu olarak aşk,hüzün,sitem ve ayrılık gibi konular işlenmiştir dersem yanlış söylemiş olurum çünkü bu kadar duygu yüklü olan bu kitap resmen kendini okura hissettirmiştir.Her okurken kendinden bir şeyler bulabileceği bir eserdir.Satırları okurken başta sıradan gelebilir ancak satırlarda öyle muazzam anlamlar taşımaktadır ki bu cümleler nasıl böyle satırlara dönüştüğünü anlayamayacaksınız.Kitabın en beğendiğim özelliği Hasan Karataş’ın kendine özgü bir üslup kullanarak yazması oldu.Kitap 4 bölümden ve 40 başlıktan bir araya gelmektedir.Aralarında en çok Yarım Kalmışlıklarım ve Renkleri Yitirmek beğendim.
Kesinlikle tavsiye ederim Hasan Karataş’a yazın hayatında başarılar dilerim
Keyifli Okumalar Dilerim
160 syf.
·10/10
Her şeye rağmen
Hiçbir şey yokmuş gibi
Öylece yok sayarak
Yaşayacak mısın
Sonsuza kadar ?
Kitaptan bir alıntıyla başlamak istedim.Merhabalar yazarın okuduğum ikinci yazarın ise ilk kitabı olan Yıllar Sonra kitabın ilk başta kapağı dikkatimi çekmişti sonra ismine bakınca çocukluğum aklıma geldi o güzel bahçelerde açan çiçekler ve oyunlar aklıma geldi.Kitabı okuyacak olanlara tavsiyem kitaba başlamadan önce önsözü okumalarını tavsiye ederim çünkü yazar bu bölümde kitabı nasıl bir araya getirdiğini ve asla umutsuzluğa kapılmamız gerektiğini kendi yaşamı üzerinden örnek vererek anlatmış.Kitap deneme ve şiirin bir arada yer aldığı bir kitaptır.Hasan Karataş’ın kitaplarını okumadan önce bu kadar şiirsel ve duyguları güzel anlatan bir eser okumamıştım.Küçük başlıklar halinde Ayrılık,hüzün,yalnızlık,aşk,sevgi,bıkkınlık ve hayatın getirdiği yorgunluk gibi konular muazzam bir dille kaleme alınmıştır.Üslup olarak akıcı ve şiirsel bir dil kullanılmıştır yazarın ilk eseri olmasına rağmen gayet başarılı bir eserdi.Yazara yazın hayatında başarılar dilerim.
Keyifli Okumalar Dilerim
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İlk incelemem, ilk deneyimim, sürç-i lisan ettiysem şimdiden affola...

Neler yazacağımı nerden başlayacağımı bilemiyorum.Okudukça yüreğime işleyen defalarca açıp okuyabileceğiniz ve her okuyuşunuzda gerçek yaşanmışlıklarla karşılaşacağınız bir Hikaye & Deneme olan Mor Melankoli.. Kitabı okuyan herkesin kendinden bir parça bulacağını düşünüyorum.
....
Gece olunca başlar duygular yoğunlaşmaya..Gece midir bizi hüzünlendiren yoksa gecenin yalnızlığı mıdır içimizde ki acıyı yüzümüze çarpan?
Her insanın bir acısı bir de o acıyı veren aşkı vardır.Aşk diyorum ama her gönüle giren aşk değildir galiba..
İnsanlar aslında en çok kendilerini kandırıyorlar “Seviyorum “diyerek.
Ama her seviyorum diyen başta kendine yalan söylemiş oluyor.Sonra ansızın bir sabah sessiz sedasız çekip gidiyor hayatından..Ne kadar sahte insanlar var dünyada dimi..
Hisler, duygular hep yalan.!

“Sahi nasıl gidiliyor anlatsana?”

Ah umutlar! Ah içimizdeki yangınlar!Sözlerin bittiği cümlelerin tükendiği zamanlarda geriye sadece umuttan çok uzak bir bekleyiş kalır.
Nasıl unutur insan, geçmişi?
Nasıl silip atar onca hatırayı?
En çok hatıralar yoruyor insanı.Unutmak istedikçe karşına çıkar hatıralar yüreğine umut eker tekrardan ama bilmez ki gidenlerin geri gelmediğini..

Zamanla özler geri gelir sanırsın çaresizce beklersin zamanın geçmesini ama zaman ne kadar geçsede giden gelmiyor geri..
Nasıl vazgeçtin seni böyle delice severken?

“Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez.”diyen Yunus Emre ne güzel ne doğru söylemiş dimi.Gerçekten gönülden seversen hiçbir aşk ölmez.Ölen,içinde ki hevestir.
Aşkıda bir heves uğruna kirleten vefasızlarla doldu dünyamız sanki..

Aşkı Öldürmek...
Aşk ölür müydü sahi?
Aşk ölmez ki.Nasıl öldürülür?Âşık istese bile aşk öldürülmez.
Korkuyorum, deyip aşktan vazgeçilmez..

Aşktan korkmak..

Günler gelir geçer sen sadece beklersin küçük bir umut kırıntısına tutunarak.
Böylece sürüp gider bekleyişlerin,zaman geçer,gün olur ay olur hatta yıl olur sen sadece beklersin...
Zamanla umudunda terk edip gider seni yerini umutsuzluğa bırakır.Alışırsın zamanla.Onsuz da yaşanacağını öğrenirsin, yaşadıkça.
Sonra anlarsın gelmeyecek ve olmayacak şeylere takılıp kaldıkça zamanını boşa harcadığını kendine kötülük yaptığını..
Bunca yaşanmışlığın sonunda yeni bir sayfa açmak mümkün müdür sizce?
Belki mümkün değildir ama açılan yaraları sarıp iyileştirmeye çalışmak mümkündür sanırım.

Gözden ırak gönülden de ırak olur derler..
Ara sıra hatırlarsın içinde ince bir sızı hissedersin sonra ağır ağır kaybolur gider.
Sevmekten,sevdalanmaktan tekrar aşkla yanmaktan kaçarsın sana göre değildir artık sevdalanmak, hayatını sevdaya adamak.Sevmek,âşık olmak,mutluluk hayalleri kurmak çok uzak bir ihtimal olur senin için.
Belki de mutluluk, çocuklukta kalmıştı...Kim bilir?
Zaten hep böyle değil miydi ? Birisi gelir sana aşkı, sevmeyi öğretir sonra yüreğini de söküp götürür.Bazen değmediğini anlarsın değer verdiğine üzülür kalırsın.
Yarım kalırsın tıpkı iki mısra yazarsın dörtlük olmaz ya, işte öyle kalırsın.

Acıların dili yoktur.Yaşanıp gider ve yaşadıkça öğrenir insan hayatı...
Her şey gelip geçer.Yeni hikayeler çıkartır hayat karşımıza.
...
Hoşça kal uzak hatıralarım,
Hoşça kal yarım bıraktığım,
Seni sevmek güzeldi,
Hoşça kal kalp yaralarım.
...
Beni derinden etkileyen bu kitaba düşüncelerimi de ekleyerek incelememi noktalıyorum.
İncelememi okuduğunuz için teşekkür ediyorum :)
Kesinlikle ama kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum sizinde kendi hayatınızdan parçalar bulacağınızı düşünüyorum.
Okuma aşkınız hiç bitmesin...
128 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sahi, sesiyle sarılabilir mi insan ?
diyor yazar .
Sarılabilir ...Hem de çok uzağındakyen sımsıcak,sevgi dolu....

Ben de,
Hayatta ki ilk tercihiniz,
Heyecandan avuçlarınızın terleyerek tuttuğunuz ‘İlk’ El mi?
Yoksa;
Güven duyarak sımsıkı tutunup mezara girdiğiniz ‘ondan ötesi’ olmayan ‘Son’ El mi
Olmalı ? diyorum.

Sahi,
Sevgi Neydi ?

Belki de en içten sevgi melonkolik olandı...
Hiç unutamadığın, her anını içinde ölümsüzce yaşadığın....
Gelecek diye her an umut ettiğin. Bir hayale sığınır gibi ,aşkın bin bir türlü halini yüreğinde yaşadığın...
Kimi gün acıdan öldüğün ,ama kimsenin canını yakmadığın...
Sevginin hüznünde boğulduğun...
Gidenle kaybolduğun...
Sevmek güzel, ama sevilince başka bir güzel ....

Bu hikayede hepimiz tek taraflı aşkın tanıklarıyız.

Sevilen gidince, tek başına sevmek ağır bir yük.Her yerde onu görmek, her güzel şeyde onu bulmak, hatıralara sığınmak yorucu....

İnsan özler, hem de çok özler.
Bir seste,bir gün batımında,açan her çiçekte onu arar. Hüzün en çok sevene yakışır..Her şeye rağmen sevmeye devam edene .

Hiç bir aşk sonsuz değildir.
Bazen yorulur insan sevmekten. Vazgeçer...Gömer içindeki sevgiyi kalbinin en ücra köşesine.
Unutulur mu hayır !...
Arada bir sızısı duyulur yürekte ...
Canın acır .En çok da Özlersin ....

Ben özledim galiba seni
Bu yüzden bu kadar sitemlerim
Sen üzülme acıdan bu sözlerim
Karşımda görsem dolar gözlerim....

https://youtu.be/TOq4RCoLWpk

Gönül istiyor ki her aşk ,karşılıklı olsun. Her aşk ölümsüz olsun .

Yunus Emre : “Ölen hayvan imiş ,âşıklar ölmez...”
derken,
“Ölen nefistir, heva ve hevestir...” diyordu.

Şemsi -i Tebrîzî ise,
“Kır kalemin ucunu bundan sonra yolculuğumuz aşk yolculuğudur...”diyordu.
Demek ki aşk, kalem ile yazılmaz, dil ile söylenmez, göz ile görülmezmiş.

Öyleyse kıralım mı kalemin ucunu ?
Belki vakti gelmiştir....!

Beni hep güzel hatırla .
Hoşçakal canımın canı ...
Yüreğimde nasıl sevdiysem, öyle kal...

Aşk’a ,sevenlere selam olsun...
160 syf.
"Sen yüreğimde hiç batmadın ki " sözleriyle başlayıp " Siz yağmur olun ben rüzgâr, gezelim diyar diyar" sözüyle biten şiir dolu yaşam gözlemlerini okurken Mor Melankoli 'den daha farklı bir kitap yazmış yazar.
İçinde aşk olan her kitap güzeldir aslında. Farkı yok diyemem bu kitabın özellikle telafuzunu çok beğendim.
Eğer ki kitap imzalı bir şekilde hediye edilmiş olmasaydı sahibine kesinlikle vermezdim. Ama yazar gönderirken o kadar güzel cümlelerle yazıp hediye etmiş ki, kıskandım. Keşke zamanım olsa da sürekli okusam bunun gibi güzel kitapları. Tavsiye edilen "Yıllar Sonra" kitabını okuyup sahibine vericem fakat alıp sürekli göz gezdirmek istiyorum. Kendimden çok şey buldum. "İçim karmakarışık,yüreğim yine aşık...." beni anlatmış sanki....
128 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Işığında iyi bir şeyler yakaladığınız ateşe bütün kömürü boşaltın diye bir söz söylemişti arkadaşım galiba yazarımızda çok ışık gördüm.
Kalemi susmasın inşallah.

Öncelikle incelemeye başlamadan belirtmek isterim aşka inanmayanlar okumasın.

Erkekler sevmez, erkekler ağlamaz diyenlerin yanıldığını ortaya çıkaran kısa bir hikaye
Aslında içimizdeki ve söyleyemediklerimizin kağıda dökülmüş
hali gibi..

Kısa ve dolu dolu bir aşk hikayesini göz yaşlarıyla okurken acaba ben cok mu duygusalım demiştim fakat okuyanların incelemelerinide gördükten sonra anladım ki sadece ben değil okuyan herkesi göz yaşına boğmuş yazarımız.
Hasan Karataş’a bu duygu yüklü kitabından dolayı teşekkür eder kitaplarının devamını dilerim.

Çünkü samimiyetle yazılan sözleri okumak iyi gelir okuyucuya.

Eminim herkesin hasta bir ruh tarafı vardır.
Fakat kitaptaki mektuplar o kadar şirin yazılmış ve kalbe dokunmuşki. İçindeki her kelimede aşkı hissettirmiş çaresiz kör kütük bir aşığın neler yaşadığını ve sevgiliye hitap şekillerini umarım bütün erkekler örnek alır..

Herkesin bir melakolik aşkı vardır farklı renklerde de olsa kimisi kırmızı seçerken kimisi maviyi hisseder ama biz okuyucular olarak mor melankoliyi cok sevdik..

Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar ve son olarak kitaptan bir kaç sözlerle bitirmek istiyorum.

•Sahi, sesiyle sarılır mı insan?

•Susuz kalana sormak lazım bir de suyun kıymetini.
Günlerce susuz kalmış birinden dinlemeli bir de suyun tarifini.

•Bütün kavuşmalar güzeldir ilk başta, sonra gitme kaygısı düşer ağır ağır yüreğine..

•Sahi nasıl gidiliyor anlatsana?

•Yaşattıklarını bir gün yaşarsın değil mi?
Gittiğin yer, yıktığın gönle değer mi?

Bir çok arkadaş bir çok dost edindim bu etkinlik ile başta yazarımızı fark etmesinden, etkinlik yapma fikrini veren yardımlarından dolayı Meftun arkadaşıma ve etkinliğe katılan ismini tek tek sayamadığım bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.. 1K ‘yı seviyorum sizleri ayrı seviyorum değerlisiniz..

Sen sen evet sen bu incelemeyi uzun olmasına rağmen okuyan ;)) gözlerin dert görmesin...
160 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yıllar Sonra hep ilgimi çeken, hep okumak istediğim fakat nedense hep edinmekte geç kaldığım bir kitap oldu.
Yazar Hasan Karataş’ı başka platformlarda da takip ediyordum.Ama kısmette burada da karşılaşmak varmış.Bu vesileyle kitapları imzalı olarak bir anda elimde bulmak ,benim için tarifsiz mutluluk....Öncelikle bunun için Hasan bey’e bir kez de sizlerin huzurunda teşekkür etmek istiyorum.

Yıllar Sonra’da hep dikkatimi çeken ,kapak resmi olmuştu.Bir gelincik sevdalısı olan ben için ,bu çok şey ifade ediyordu.Ve okuyunca anladım ki ,yanılmamışım...

Ön kapakta
Sever miydin yine gelsem ?
Söz değil ömür versem ...! diyor .

Bahara özlem ,belki de duyulan aşklara bir bahaneydi..

Bahar ,hepimiz için bir uyanıştır.Tabiat ana için,toprak için,çiçek için, böcek için..

Belki de en güzel mevsimdir ,yeni başlangıçlar için...

Özdemir Erdoğan’ın şarkısını bile dinlerken ,bir çoğumuzun ruhunda çiçekler açmaz mı sebepsiz yere ?

“Baharda kuşlar gibi
Geldim kondum dalına .
Susamıştım sevgiye
Çiçekler sundum sana
Seversin diye....”

https://youtu.be/CLGLI_WZs00

Bahar, aşkın mevsimi, dirilişin mevsimi, mutluluğun mevsimi...
Yazar ,doğayı öyle güzel tasvir etmiş ki, adeta benim gözümden bakmış gibi...
Bu yüzden ,
ben kendimden,çocukluğumdan,doğaya hayranlığımdan çok çok şeyler buldum ...

İlkbahar aşksa ,Sonbahar ayrılık demektir...Hüzün demektir...
Hüzün en çok sonbahara yakışıyor.
Sonbaharla birlikte ,unutulanlar, kaybedilenler,yalnızlıklar daha bir acıtıyor insanın canını...

Yıllar Sonra ‘da aşklar,özlemler, ayrılıklar,yalnızlıklar,hüzünler mevsimler ve mevsimlerin hepimiz üzerindeki etkisine değinilerek ,şiirlerle, deneme yazılarıyla anlatılmış.
Dili yalın, duyguları samimi, hemen hemen hepimizden bir şeyler var.
Aşk özlem ve hüzün kokuyor.

Gelincik çiçeğine gelirsek ; benim için en özel, en değerli, en güzel çiçek...
Başak tarlalarında ,çocukluğumun çiçekleri...
Bana ,eğer bir şiirle kendinizi anlatınız deseniz .Hiç tereddütsüz bu şiir benim derim...


Sessiz bir sevdadır “Gelincik”

Ben gelincik çiçeğine sevdalıyım.

En umulmadık yerinde toprağın,

filizlenerek birkaç günlüğüne de olsa,

gözümüzü kırmızıya boyayan,

ne ekilen, ne biçilen...

Hasadı olmayan,

tüm umursamazlığına karşın,

fark edilmekten hoşlandığı

her halinden belli.

Ama koparıldığında,

suni teneffüs için icat edilmiş vazolarda yaşamayı

ölümü göze alarak reddeden o narin gelini

dağ eteklerinin, hırçın kaya diplerinin

davetsiz konuğu.

Doğası gereği

bana hep "muhalif"miş gibi gelir gelincik.

Hani "beni böyle sev" dercesine mağrur,

boy verdiği toprağına bile

eyvallahı olmayan tavrını

kıskanmamak elde değil.

Bu yüzden alınıp satılmıyor çiçekçilerde,

ondandır yarendir yolcuya.

Yerinde güzeldir

ve "olması gerekeni" anlatır,

anlamak isteyene.

Suskun görünür, asla eğilmez.

Boynunu eğmesi beklentilerinden değil,

saygıdandır çağdaşlarına.

Kimsenin onu anlamasını beklemez.

Gelincik için en büyük düşman

karanlık olsa gerek.

Kelebeklerin bile incitmek istemeyeceği kadar

naif yaprakları,

güneşi ve gülümsemeleri sever.

Hiçbir yere dönmeden yüzünü,

kendince mağrur bir ölümü seçer.

Bir gün daha yaşamak için,

müsaade etmez toprağından koparılmaya,

kendi gibi göçüp gider...

Tayfun TALİPOĞLU

Keyifle okunacak ,herkesin kendisinde bir şeyler bulacağı ,hislerine tercuman olacağı bir kitap .Okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar....

Kitap hediye edeniniz çok olsun...️

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Karataş
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Sütçüler, Isparta, 1981
1981 Yılında Isparta'nın Sütçüler ilçesinde doğdu. Orta Okul yıllarında ailesinden uzak kalmış olması nedeniyle şiirler yazarak yarım kalan çocukluğuna ve ailesine olan hasretini satırlara satırlara dökerek şiir yazmaya başladı.

Lise Eğitimi için biraz daha uzaklaştı sevdiği yerlerden. Uzaklık artıkça bastıran hasretle daha bir anlamlı gelmeye başladı duyguları mısralara ve satırlara dökmek. Ailesinin Antalya'ya taşınmasıyla tatilleri Antalya'da geçirmeye başladı. Bu gidiş gelişlerde büyük şehire, şehir hayatına ve denize ısınmaya başladı. İlerde büyük bir tutkuya dönüşecek olan denize olan sevdası bu yıllarda başladı.

Liseden sonra çalışmaya başladı. Hem çalışıp hem de okul hayatına devam etti. Okumak için yolu tekrar Isparta'nın en güzel ilçelerinden biri olan Eğirdir'e, “Yedi Renkli Göl”ün kıyısına düştü. Bununla birlikte su yaşamında vazgeçilmez olmaya başladı. Hayatının bir kıyısında göl, deniz ya da bir akarsu mutlaka oluyordu.

Önce Ankara Üniversitesi ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ne düştü yolları. Kısa mesafelerle başlayan yolculuklar daha zahmetli ve uzun süreli olmaya başladı. Hayatı yollarda geçen birini, yine en çok yollar yorardı.

Son olarak Selçuk Üniversitesi'nde yüksek lisansını tamamladı. Yazmayı hiç bir zaman bırakmadı. İnternetin yaygınlaşmaya başlamasıyla farklı sitelerde şiirler ve denemeler yayınladı.

Çeşitli dergi ve haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaya başladı ve en büyük hayali olan ilk kitabı “Yıllar Sonra”yı yazdı. Basılmış olan “Yıllar Sonra”nın ardından ikinci kitabı Mor Melenkoli'yi yazdı. Üçüncü kitabı üzerine çalışmalarını sürdürmekle birlikte, mesleki çalışmalarına da devam etmektedir.

Tarz olarak şiirsel bir dille güçlü, zihinde kalıcı tasvirlerden kurulu bir yazım tarzını benimsemiş olup, hüznün ve ayrılıkların ağırlığını bütün satırlarda yansıtmayı denemiştir.
Bitmeyen hayat yolculuğunun ne zaman hangi şehirlere uğrayacağını kestirmek oldukça güçtür. Şimdilik sevdiği şehirlerden çok uzak olmamakla birlikte, yolun hasrete düştüğü bir şehirde, çalışma hayatının gereğini yerine getirmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 49 okur beğendi.
  • 192 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 83 okur okuyacak.