Hasret Parlak

Hasret Parlak

DerleyenÇevirmenEditör
7.7/10
474 Kişi
·
1.224
Okunma
·
2
Beğeni
·
129
Gösterim
Adı:
Hasret Parlak
Tam adı:
Hasret Parlak Torun
Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümü mezunudur. Marmara Üniversitesi Yönetim ve Çalışma Psikolojisi üzerine yüksek lisans yapmıştır. İyi derecede ingilizce ve ispanyolca bilmektedir. İş Bnakası Kültür Yayınları, Nemesis, Epislon gibi kitabevlerinde çevirmen ve editör olarak çalılmaktadır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
256 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10 puan
Çok güzel bir kitabı daha bitirmiş bulunmaktayım.

Bazı şeyleri sorgulamak gerektiğine dair çok güzel bir kitaptı. Düşündüren sözleri tekrar tekrar alıntılayabilirim. Bir şeyleri kaybetmenin ya da yaşamanın sonuçlarını görüyoruz. Geçmişe tamamen takılı kalmamayı, geçmişle ilgili çok kaygılanmamayı gösteriyor. Arada kurmamız gereken bir dengenin varlığından bahsedip, insanların bu dengeyi sağlayamadığını gözler önüne seriyor.

Bir nevi acizliğimizi de gösteriyor aslında. Her ne kadar söz de geçmişe çok takılmamayı dile getirsek hatta Bunu bazı yerlerde uygulasak da hepimizin zayıf yönleri var. Hepimizi bir yerden vurabilir hayat. O zaman belki de kurduğumuzu sandığımız denge tamamen bir tarafa devrilebilir. Kitapta bunu halat çekme oyununa benzetmiş. Ya bir tarafa çekileceğiz ya da sabit kalacağız ve o oyunda da olduğu gibi bazen denge şaşabiliyor.

Kitap, hiç konuşmayan bir çocuğun yaşadıkları üzerine ve tabiki bu yaşamın odak noktası olan Zelda karakteri; başrolümüzün yaşadıklarını yaşama sebebi. İki karakteri de çok fazla sevdim.

Ve final bölümü.. İncelemem spoi içermesin diye hiçbir şey söylemek istemiyorum. Tek kelimeyle muhteşemdi.

Kesinlikle tavsiye edilir.
216 syf.
·3 günde·4/10 puan
Umut olmadan bir işi istekle yapamazsın...

Kitaptaki olaylar bağlantılı değildi...Detay oranı azdı,oyuncu değişikliği aniydi...
Yani diyeceğim o ki pek beğenemedim,sıkıla sıkıla sayfaları çevirdim...

Hope adında kendini umuda bağlayan kızın karşılaştığı olaylar öne sürülmüş bir kitap...
Seyahat edecekseniz elinizde bulunabilir bi kitap...
Fakat pek tavsiye etmem...
324 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
İran'la Irak arasındaki savaşın bitmesine yakın, 1988 yılının temmuz ve ağustos döneminde, yaklaşık 4000-5000 arası kadın ve erkek idam edilmiştir. Bir yandan savaş,bir yandan kendi ülkendeki insanların yaptığı zulüm ve karışıklık...
İran'daki şahlık döneminden güya özgürlük dönemine geçecekler,bir devrim yapılıyor ama bu devrimden sonrası her şey ters gidiyor. Humeyni ve yandaşçılarının karşı görüşte olanlara yaptıkları ve onlarının çocuklarının bile ödediği bir bedel.
Kitap komşumuz olan İran'ın yakın tarihine ışık tutuyor. Bu kitaptan bizler de çok ders almalıyız.
Sevgi ,barış ve özgürlükle kalın...
216 syf.
·3 günde·6/10 puan
"Bazı umutların ömrü gerçekten kısa olabiliyor."

*SPOİ

İncelemelerine baktığım zaman kitabın; bazıları unutup tekrar okumak istemiş, bazıları nefret etmiş, bazıları sıradan bulmuş. Sevende var sevmeyende. Ama bence ben şu okuduğum 60 sayfayı düşününce bence seveceğim. Çünkü karakterler çok tatlı Lou dışında. Lou havuç kafalı bir garsonumuz. Ben bu şekilde düşünmüyorum yanlış anlamayın karakter diyor. Lou çok kaba. Birde Flo ve Yuri var diğer iki garsonumuz. Yuri'yi yani Rus'u daha çok sevdim. Saf bir karakter. Birde patronumuz G.T var kendisi kanser ama bir kanser hastasının vazgeçmiş halinde değil tam tersi ölmek dışında yaşamak ile ilgileniyor. Buna bir örnek veriyim mesela kendisi bu yıl seçimlere katılıcak. Birde Braverman diye gizemli bir karakterimiz var. Kendisi çok çok çok soğuk. Ve bence bu karakterin güzel bir hikayesi olucak gibi. Neyse şimdi yan karakterlerden bahsettiğimize göre başrollerden bahsedelim

Addie
Ve
Hope

Hope bir garson ve çok tatlı bir kız. Sıcakkanlı ve olumlu. Güzel bir düşünce tarzı var. Ve işinde de çok başarılı. Hope'nin annesi de başarılı bir garson. Bence kitabı garson olmanın nasıl bir his olduğunu hissetmek isteyenler okuyabilir. Benimde yemek sektörü ile bir zamanlar aram olduğundan dolayı okurken biraz o zamanları özlüyorum. Hope'yi sevmemin bir diğer özelliği annesinin onunla beraber yaşamayı tercih etmediği halde annesine kin beslememesi ve hala annesini sevmesi. Hope aşçı olan Addie ile birlikte yaşıyor. Addie girdiği çoğu işte başarılı bir aşçııdır. Ama girdiği çoğu yer batar. Ve kitapta çalıştıkları Restorandan ayrılıp küçük bir kasabada ise başlamaları ile başlıyor. Ben Addie'i de sevdim. Hope'nin teyzesi oluyor kendisi. Hope'yi çok seviyor yani ona anne gibi. Ve zaten beraber çalışıyorlar sürekli. Hope'nin yerinde olmak isterdim bence baya eğlenceli hayat. Düşünün sürekli taşınıyorsunuz ve farklı yerlerde çalışıyorsunuz. Muazzam bence. Kitap çok fazla yer ve mekan ismi veriyor ve hepsi karman çorman sadece bu biraz okuma hızını düşürdu harici iyi baya. Kitabi beğenmeyen insanlara gelicek olursam bence çok edebi bişey beklediler ve tatmin olmadılar. Birisi de hızlı karakter geçiminden bahsetmiş ben bu tarz bir sorun yaşamadım belki ileriki sayfalarda yaşarım gözüme batarsa değinicem ama şuan gayet tatlı bir çerezlik.

S:130

Bitmesine 80 sayfa civarı kaldı ve biz sürekli seçim kampanyasını okuyoruz. Bu kısımlar biraz baydı artık. Seçim gelsin diye dua ediyorum. Baş karakterimiz babasını felan aramıyor belki son sayfalarda başlayacak ama çok geç kalıcak bence. Şuan biraz durgun ilerliyor. Genel olarak G.T'nin başkan olması için uğraşlarını okuyoruz. Addie'de biraz pasif kaldı. Loe den nefret etmiştim ama şuan onun dertlerini öğrenince biraz üzüldüm ona. Hala çok sert. Kitap şuan baya durgun ilerliyor.
°°°

Evet kitabımız bitti. Öncelikle şunu dicem: asla nefret edilicek bir kitap değil neden bu kadar olumsuz yorumu var? Tamam çok etkileyici bir hikâye değil ama kötülemeye de gerek yok bence. Çoğu kişinin en az bir seveceği karakter bulunabilicek bir kadrosu vardı kitabın. Başlarda Lou'den nefret etmiştim ama sonlara doğru onu bile sevdim. Peki o zaman neden 6 verdim? Çünkü dediğim gibi çerezlik bir roman. Beni aşırı etkilemedi. Ama okuduğum en güçlü ve en doğru başrollerden birisiydi benim için Hope. Öfkesini kontrol etmesine hayran kaldım. Kitabın sonu yazar güzel bitirdi zaten babasını arayışını bu şekilde kapatması güzel olabilir ama ama ama ama ben aşırı doğru bulamadım.. kolaya kaçtığını hissediyorum. Çok spoiler vermeden şunu söyleyebilirim içinde aşk atıp bitirmesini klişe buldum. Neyse kitabımız fena değildi. Bence yoğun bir iş temposunnda, seyahatte veya tatilde okunabilir. Aşırı edebi bir kitap beklemeyin ve yorumlara da aldırmayın.

Sevdiğim karakterler:

Polisimiz Brenda
Rus komimiz Yuri
Yazar ruhlu Harrison
434 syf.
·3 günde·Beğendi·5/10 puan
Merhabalar,

Ara ara kitap okuyamadığım durumlarda Tarihi Romans kitaplara yönelip, tekrar okuma hevesimi geri kazanıyorum. Bu kitap ta yaklaşık 2 sene önce okuduğum bu türde ki son kitaptı. (Rahat 35 tane okumuşumdur ama Bridgerton dışında diğerlerini henüz buraya girmedim.)

Kitabı okurken çok sıkılmadım ama öyle ciddi anlamda ayılıp bayıldığım bir aşk hikayesi de yoktu bu kitapta. Baş karakterlerin ilk karşılaşma anında itibaren sürekli bir erotizm havası içinde geçti aralarında ki diyaloglar.

Romanımız 1906 yılında başlıyor, Savaş henüz yeni bitmiş ancak ortalıkta devam eden kaos ve askerlerin yağmalamaları devam ediyor. Bu dönemde kadınların iç bir hakkı yok ve mal gibi alınıp satılıyor, savaş sonrası ele geçirilen yerlerde ise askerler kadınları ganimet olarak ele geçirip tecavüz ediyorlar.

Baş karakterimiz olan Caryn bir sakson olup, savaş sonrası köyü yağmalanmış durumda karşımıza çıkıyor. Kız kardeşi at üzerinden düşüp kafasına aldığı darbe sonrası konuşmayan kendi halinde biri haline gelmiş, babası ise onlarla hiç ilgilenmeyince aileyi bir arada tutma görevi Caryn’e kalmış durumda. O ortamdan uzaklaşıp manastıra dönmeye çalışırken askerler tarafından güzelliği dikkat çekiyor ve ona saldırıyorlar, bu sırada erkek karakterimiz olan Normandiyalı Şövalye Ral yani savaşlarda ki acımasızlığı ile meşhur olan Kara Şövalye ise onu kurtarıyor. Ancak istediği onunda başta o asi kıza sahip olmak ki sonra bir şekilde vazgeçiyor. Kız kardeşi ile kendisine yardım teklif ediyor ancak kızımız düşman birliğinden olduğu için reddedip kız kardeşi ile birlikte oradan ayrılıyor.

Tabi talihsizlik yakalarına bırakmıyor yolda başka bir grup tarafından saldırılıyor ve Caryn’in hasta kardeşine tecavüz ediyorlar, kendisi de yine Ral tarafından kurtarılıyor ve her ikisi de manastıra teslim ediliyor. İki karakter burada ayrılıyor ta ki 3 sene sonraya kadar… Her şey yolunda ilerlerken Malvern Bey’i tarafından 6 kızla birlikte Carlyn’de manastırdan kaçırılıyor. Şansa bakin ki tam burada yine Ral kızı görüyüyor ve
nişanlısını olduğunu söyleyip onu kurtarıyor. Bu ikili arasında daha sonra mecburi evlilik başlıyor ancak Ral her ne kadar ona dokunmayacağını sadece metresi olarak istediğini söylese de zamanla aralarında kopmayacak bir bağ oluşuyor…

Aslında yazarken bile bir çok yerde gözlerimi devirdim ama okumuştum ne yapim :) He hiçbir şey kalmaz ve okuyamıyorsunuzdur o zaman alın okuyun… Yazarın dili kolay ki romanda anlatılan olaylarda genelde belli hatlar üzerinde gidiyor.

Puanım : 5 :)
344 syf.
Violet'in yolu nişanlısı tarafından terk edilen, üstelik beş aylık da hamile olan genç April ve geçmişinin acılarıyla baş etmekte zorlanan Amithi ile kesiştiğinde üçü de hayatın onlara yepyeni sürprizler hazırladığından habersizdir. Bu üç kadın fedakarlığın, affetmenin ve aşkın büyüsüyle düşlerinin ötesine açılan kapıyı aralayacaktır...

Düşlerin Ötesinde, en büyük fırtınaların sonunda doğan güneşe inananların hikayesi. Kalplerdeki her yaranın bir merhemi olduğunu size bir kez daha hatırlatacak olan bu sıcacık öykü adeta içinize işleyecek...
400 syf.
·3 günde·8/10 puan
Çok akıcı bir dil ile Cleo adındaki ana karakterimizin aşk hayatını anlatıyor. Kitabı okurken, oturup bir film izler gibi his veriyor. Ağır kitapların arkasına çerez niyetine okumalık bir kitap.
400 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Dünyada erkek mi yok, yoksa dünyaya sırf evli erkekleri ayartmak için mi gelmişler belli değil?
Bide şöyle bir şey var aldatan erkeğin mi suçu var yoksa aldatmasına yardımcı olan partnerinin mi suçu var ?
Evli çiftlerimizin 3. Şahıs yüzünden evliliği bozulur suç kimde bilemiyorum bana sorarsan hepsinde hata var.
Hikayemizde sözde evliliğine sahip çıkan herkesçe örnek olası bir çiftimiz bulunmaktadır.  Tabi herşey bir yere kadar Kızımızın adı Cleo oğlanın adı Gav' dır. Gelelim hikayemize...

Cleo evli bir kadın olmasına rağmen Justin ile birlikte olup Gav' ı aldatır. Sebep şu ki; Gav bazı sebeplerden hastalanır ve Cleo' a bulaşmasın diye mesafeli davranır e bide baskıcı olmaya başlar ve cleo' u arkadaş toplantısına göndermek istemez e Cleo dinler mi? Kadının yaratılışında karşı koymak her zaman vardır.
         Hayat bazen karşımıza zorluk çıkartır işte bu bizim dönüm noktamızdır vereceğimiz iyi yada kötü karar kaderimizi belirler işte tam da burda Cleo gitmek ister ve ayrılık çanları çiftimiz için çalmaya başlar. Kızımız kapıyı çarpar gider. Pişman olup geri gelir bir toplantı yüzünden evliliğini yıkmak istemez Tabiki de herşey BU EVLİLİK BİTTİ sözünü okuyana kadardı. Teselliyi barda tanıştığı Justin' de bulur. Hoşuna giden birşeyler olduysada Cleo pişman olur. Boşuna dememişler içki kötülüklerin anasıdır diye...
Cleo' a fazla takılmayın zaten bizim asıl oğlanımız en başından Cleo' u aldatmış. Şimdi kim haklı kim suçlu?


Neyse ki geçmişe takılmamak lazım
Anlaşılan şu ki geçmişte yaşadıklarını bazen unutamazsın kendine ve  hayatına giren kişiye şans verirsen sana yanlış insanları unutturur.
256 syf.
·2 günde
MUHTEŞEMDİ.
Kapak tasarımı ve rengini çok beğendiğim için merak etmiştim ki çok nadir kapağa göre seçim yaparım, nedense içimde bi his vardı çok beğeneceğime dair ama bu kadarını beklemiyordum. Bir günde okunabilir, gençlik filmi izler gibi bi etki bırakıyor.
5 yıldır konuşmayan bir Parker ve Parker' ın otelde tanıştığı gümüş saçlı Zelda'mız var. Ve bir de (burada yazara övgüler yağdırmak istiyorum) müthiş bir final.
Verilen mesajlar çok değerliydi. Herkesin kendi hayatından anlamlar çıkarabileceği türdendi bence.
Keyifli okumalarrr...
216 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap o kadar karmakarışıktı ki bi türlü bitiremedim sıkıla sıkıla okudum olayları bir türlü birbirine bağlayamadım zaten ilk sayfalarda hiç olay akışı yoktu çeviriler eksikti beğenemedim tavsiye etmem

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasret Parlak
Tam adı:
Hasret Parlak Torun
Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümü mezunudur. Marmara Üniversitesi Yönetim ve Çalışma Psikolojisi üzerine yüksek lisans yapmıştır. İyi derecede ingilizce ve ispanyolca bilmektedir. İş Bnakası Kültür Yayınları, Nemesis, Epislon gibi kitabevlerinde çevirmen ve editör olarak çalılmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 1.224 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 404 okur okuyacak.
  • 28 okur yarım bıraktı.