Hazel Gaynor

Hazel Gaynor

8.2/10
35 Kişi
·
64
Okunma
·
2
Beğeni
·
325
Gösterim
Adı:
Hazel Gaynor
Unvan:
Yazar
"İnsanlar sana geçeceğini söyler.
Bir gün uyanıp artık kalbinin ağrımadığını, artık ağlamadığın ama kaybettiğin insanı büyük bir sevgiyle hatırlarken gülümseyeceğin bir günün geleceğini söyler."
Hazel Gaynor
Sayfa 417 - Arkadya Yayınları
Küçük Kardeş'i kaybetmektense iki bacağımı birden kaybetmeyi ve bir yıl boyunca yemek yememeyi tercih ederim.
Hazel Gaynor
Sayfa 87 - Arkadya Yayınları
Bir kız kardeşe sahip olmak dünyanın tüm iyiliklerine sahip olmak demektir ve onu korumak en önemli vazifedir.
Dünyaya elinizden gelenin en iyisini verin,karşılığında size en iyisi gelecektir.
Hazel Gaynor
Sayfa 136 - Arkadya Yayınları
Herkes hayatında birazcık mutluluğu hak eder, Rosie. Senin de kendi mutluluğunu bulmuş olmanı ümit ediyorum.
Hazel Gaynor
Sayfa 242 - Arkadya Yayınları
Bazen,özellikle ayaklarımız sıcak,karnımız tok ve giysilerimiz temizken geçmişimizi unutmak kolay olsa da geleceğimizi bulmak her zaman o kadar kolay değildir.
Hazel Gaynor
Sayfa 367 - Arkadya Yayınları
"Seni ben doğurmamış olabilirim tatlım,"diye fısıldadı,"fakat bir annenin çocuğunu seni sevdiğimden daha çok sevmesinin mümkün olacağını sanmıyorum."
Hazel Gaynor
Sayfa 398 - Arkadya Yayınları
Ne kadar biliyoruz?

-Gerçekler-

John Groom Londra'da büyümüş, henüz 21 yaşındayken bir yardım kuruluşun da yönetici olarak en büyük hayaline doğru adım atmıştır.
**Kimsesiz ve bedensel engelli kızlara yardımcı olabilmek.
Küçük bir kuruluştan yetimlerin barındığı bir köye, yapay çiçek üreten bir atölyeden fabrika kurulmasına uzanan, genç kızların hem yaşama tutunup hem de kurumların çoğalmasına neden olan bir başarı öyküsüdür John' ın hayatı.
**1866 Fabrika
**1890 Yetimlere yönelik köyün kurulumu

1912 'de Kraliçe Alexandra Gül Günü için kızların yapay çiçek üretimlerinden talep edilmesiyle genişleyen kuruluş "Su Teresi ve Çiçek Satan Kızlar Hristiyan Birliği" ile günümüzde birçok yardım kuruluşlarıyla birleşip faaliyetlerini devam ettirmektedir.
1919 yılında ki ölümünün ardından John Groom ismi unutulmamış saygıyla anılmaya devam etmiştir.

-Kitabımız-

Londra'nın fakir sokakların da kimsesiz kalan Flora ve kardeşi Rosie' nin yürek burkan öyküsü, John Gromm isminin Albert Shaw olarak vücut bulmasına bağlanan etkileyici bir anlatım.

Bir kardeş, edinebilen herkes için dünyalar verilse değişiminin yapılamayacağı kadar değerli, güldüren, ağlatan can yarısı.
Bir kardeş, ne kadar uzak ve farklı karakterler olsa da kendini asla yalnız hissedememenin en mutlu artısı. Kelimelere dökülemese bile sevgi bağlarının kopmayacak olması..
Tanımları ifadeleri bitmez diğer yarılarımızın peki sorumluluğumuz da olan kardeşimizi kaybetsek birgün.. Başına ne geldiğini bilmeden yaşamak zorunda bırakılsak.

8 yaşında ki Flora'nın mahkum olduğu buydu. Görme engelli henüz 4 yaşında ki kardeşi kaçırıldığından beri zorlu yaşam şartlarına en ağır darbe indi.
Yoksulluk, açlıktan kıvranan mideler, soğukta gezen çıplak ayakları değildi artık düşündüğü. Tek düşündüğü kız kardeşiydi.

**Matilda( Tilly ) Harper, Albert Shaw' ın Çiçek Evlerin de annelik yapmak için ailesini bırakıp, geçmişinden kaçarken yüreği Flora' nın hikayesine takılır. Kaybolan kardeşlerin acısı asla ulaşmayı başaramadığı kardeşi Esther'a ve kaçtığı annesine olan duygularını etkileyecektir. Kendini kardeşlerin kavuşmasına adarken kalbinin kırıklığının da tamir olduğunu hissedip geçmişine kucak açabilecek midir?

İçeriğinde bir çok kişi ve hikaye barındıran eser 1876 yılında bir dergide teşekkür mektubu yayınlayan Albert Shaw ( John Groom )' ın sözleriyle yola çıkarak oluşturulmuş gerçekle harmanlanmış etkileyici bir kurgu.
Yazarın anlatımı sıkmadan, merakta bırakan olay örgüsüyle oluşturulmuş.
Araştırma ve emekle bir araya gelen kitaplara saygım sonsuz.
Özellikle **Çiçeklerin Dili** üzerinde ki araştırmalarını kitabında bana katmış olması çok sevdiğim yönü oldu.

Kendimi, Floriography' nin ( Viktoryen geleneklerin de çiçeklerin diline verilen isim ) muhteşem dünyasın da hissetmek o dönemin narin ruhlu insanlarını bir nebze olsun kıskanmamı sağladı.
Toplumun çok tutucu olduğu dönemler de insanların duygularını( aşk, keder, fedakarlık, kıskançlık ) çiçeklerin diliyle ifade etmesi nasıl bir incelik, düşünün.

Yazar da kitabını oluştururken bu araştırma ve duygulardan esinlenerek başarılı bir kitaba imza atmış. Ben sevdim.
İlgisini çeken herkese rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir kitap.
İyi okumalar..
"Bir kız kardeşe sahip olmak dünyanın tüm iyiliklerine sahip olmak demektir ve onu korumak en önemli vazifedir." Kitabımızın arka kapağında bu söz yazmakta.Bu söz kitapla o kadar bütünleşmiş ki.Menekşeler Fısıldarken,Hazel Gaynor'ın Türkiye'de yayınlanan ilk kitabı.Ve ilk kitabı olmasına rağmen tecrübeli bazı yazarların kitaplarından bile daha başarılı buldum.Özellikle bir ablaya sahip olduğumdan dolayı kız kardeşimi kaybetmenin nasıl bir duygu olduğunun örneğini bu kitapta görmek istediğim için almıştım.Naif ve çekici kapağı da kitabı alışveriş listemin başlarına çekmişti.Beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir roman oldu benim için,şahaneydi.Arkadya Yayınları'nın kitaplarını okuyanların bileceği üzere Arkadya'nın kitapları genellikle aşk temalı işlenir,bu kitapta yoğun olmasa da aşk teması işlenmiş ve bu da kitaba karşı sevgimi artırdı.Florrie'nin kardeşi Rosie'yi bulma mücadelesini okuduğum kitap beni kızdırdı,heyecanlandırdı,hayatı sorgulattı,duygulandırdı ve göremediğim pek çok şeyi gözlerimin önüne serdi.Yine Arkadya kitaplarından alıştığımız bir işleniş var kitapta: İki paralel zaman.

İlk olarak karşımıza 1876 yılının Londra'sında Flora Flynn çıkıyor.Bacağı aksak olduğu için koltuk değneğiyle yürüyen 8 yaşındaki Flora,ölüm döşeğindeki annesinin 4 yaşındaki kardeşi Rosie'yi kendisine emanet ettiği günden beri hayatını küçük kardeşine adamıştır.O zamanlar yoksul ve yetim,öksüz kızların ya sokaklarda çiçek satarak birkaç peni kazanması ya da dilencilik yaparak geçimini sağlaması gerekti.Annesi öldükten sonra gözleri az gören kız kardeşi Rosie ile Londra sokaklarında birbirinden renkli çiçekleri satıyordur Flora.Kendilerini sürekli döven ve onlara bir gram sevgi göstermeyen babası da dünyadan göçünce Florrie ve Rosie tek başlarına kalır.Flora birlikte çiçek satarlarken kardeşine tembih ediyordur."Sakın elimi bırakma Rosie,sakın bırakma." Ama Rosie,Flora'dan koparılır ve o eller birbirinden ayrılır,Küçük Kardeş gitmiştir...

1912 yılında Matilda "Tilly" Harper,Albert Shaw'ın kurduğu Çiçek Köyü'nün Menekşe Evi'nde ev annesi olmak üzere trenle bir yolculuğa çıkar.Florrie'nin Rosie'ye olan büyük sevgisinin tam aksine Tilly,kardeşi Esther'a annesi tarafından daha fazla sevgi gösterildiği için kız kardeşinden nefret ederek ve onu kıskanarak büyümüştür.Menekşe Evi'nde işe başlayan Tilly,geçmişinden hiç kopamasa bile Menekşe Evi'nde yapay çiçek yaparak eğitim alan kötürüm,kimsesiz ve engelli kızlara kolayca alışır ve onlarla sıkı bir sevgi bağı kurar.Kaldığı odada Flora'nın eşyaları olan bir kutuyu bulan Tilly,Flora'nın kardeşi için yazdığı günlüğü bulur ve okur.Günlükte yazan olaylardan çok etkilenir ve Rosie'yi bulacağına dair kendine söz verir.Kendisini çözülmeyi bekleyen bir sırla,bir ablanın kardeşine sergilediği büyük özlemle ve yeni başlangıçlarla başbaşa bulur.Ve de aşkla..

Yazar kurgusunu gerçek hayattan seçmeyi tercih etmiş,bu da yazarlar için büyük bir risktir.Emek isteyen ve ter döktüren araştırmalar,o dönemle ilgili detaylar,hele bunları hiç sıkmadan anlatmak büyük özen ister.Yazarımız Hazel Gaynor tam da bunu yapmış,kitabın atmosferini resmen bizlere yaşatmış.Dönem ve mekan tasvirleri çok gerçekçi.Yalın ve akıp giden üslubu hiç sıktırmadan okuttu kendini.Tarihi bir kurgu olan kitapta ve ne ararsanız var: aşk,kardeşlik ve annelik duygusu,gizem,hüzün,bilgi.Yazar daha önce adını bile duymadığım çiçek satan kızların öyküsünü bizlere sunarak hem mutlu etti hem de hüzünlendirdi beni.Mutlu etti çünkü engelli insanların sahiplenilmesi ve onlara aileden biriymişçesine şefkat gösteren insanların olması,kötü insanların yanı sıra iyi insanların da var olması gerçeği kalbimi büyük bir huzurla doldurdu.Hüzünlendirdi çünkü Flora'nın uzun yıllar kardeşinin yaşayıp yaşamadığını bile öğrenemediği arayış mücadelesi,yetim ve yoksul insanların pis kokulu hayvanlarmış gibi değer görmemesi ve sokaklarda birkaç kuruş para toplamak için yırtınan küçücük çocukların acı dolu hayatları yüreğimi burktu.Ayrıca kitabın kapağı,baskısı,ayracı ve edisyonu her zamanki gibi Arkadya mükemmelliğine sahipti.Çeviride pürüzler görsem bile bu kadar güzel bir kitabı dilimize kazandırdığı için Filiz Çakır'a çok teşekkürler.Teşekkürüm yazar,binlerce kızın hayatını kurtaran John Groom ve çaresiz insanlara yardım eli uzatan diğer tüm insanlar için de geçerli.

Kısacası bu kitaba bir farkındalık kitabı gözüyle bakılabilir.Toplumda hor görülen unutulmuş insanlara değinen,gerçek karakterlerin yer aldığı ve buram buram menekşe kokan bu öykünün sizlerin kalbinde de yer edeceğini umuyorum.1876'daki yetim Florrie ve 1912'deki yetim Tilly.İkisinin hikayesi de zihnimde ve yüreğimde büyük yer edindi.Kitabın kapağını kapattığında kendimi boşlukta ve bir arkadaşıma veda etmiş gibi hissettim.Su gibi akıcı olması ve yormaması duygusal yoğunluğu asla azaltmamış.Son 30 sayfadaki romandan ayrı bilgi bölümleri de çok hoşuma gitti.Gerçek Albert Shaw olan John Groom'dan,engelli kızlardan,bazı çiçeklerin anlamlarından bahsetmesi ve de kitaptaki Albert Shaw'ın bakış açısından kısa bir bölüm sunması gerçekten güzel bir dokunuş olmuş.Minik kusurlarından birisi sonunu çok belirsiz bulmamdı.Yazar sonunu daha düzenli ve detaylı yazsa,acele getirilmiş hissiyatından kurtulsam benim için çok daha iyi olurdu.Bir de şu durum beni çok huzursuz etti.Ana karakter olan Flora'dan bazı yerlerde Flora bazı yerlerde Florrie diye ayrıca Tilly'den bazı yerlerde Tilly bazı yerlerde Matilda diye bahsetmesi kafamı çok karıştırdı.Onun dışında hiçbir kusur bulamadım,sadece başlarında çok sıkıldım ama bu kitabı mükemmel yapmayı engellememiş.Mutlaka ama mutlaka okuyun,Flora ve Tilly'nin dünyalarına siz de adım atın.Eminim çok duygulanacak,çok farklı şeyler hissedecek ve çok kalbinize dokunacak.Son söyleyeceğim şey ise yazarın tarzı ve anlatımı Sarah Jio'yu andırıyor.Ancak Sarah Jio'dan daha dolu ve detaylı işlemiş kitabı Hazel Gaynor.Evet,bir Gündüzsefası değildi ama Böğürtlen Kışı ve Son Kamelya kitaplarından daha başarılı buldum Gaynor'ın kitabını.Sarah Jio hayranlarının çok severek okuyacağı bir kitap.Çok güzel cümleler de mevcut.Bu kitaptan sonra kız kardeşimin yanımda ve güvende olmasına bir kez daha şükrettim. Yazarın başka kitaplarının çevrilmesini dört gözle bekliyor ve size derin bir iç çektirecek duygu yüklü bu kitabı herkese tavsiye ediyorum.Menekşenin çiçek dilindeki anlamı ise sadakat. Herkese iyi okumalar ve bol huzurlu günler.
Hüzünlü bir Titanik hikayesi ki Titanik ile ilgili olan olaylar hep trajik oluyor malumunuz. Kitaptaki karakterler gerçek hayatta Titanik ile yolculuk yapan “addergoole 14” diye bilinen kişilerden esinlenilmiş. Geriye kalan hikayeler ise yazarım kurgusu ancak olay örüntülerini birbirine kusursuz bir şekilde bağladığı için eseri başarılı buldum. Kitapta beni en çok etkileyen karakter kamarot Harry oldu. Onun sevgi anlayışı ve yıllarca sahibine ulaştırılmak üzere taşıdığı emanet derinden etkiledi. Okuması kolay, etkileyici bir ara kitap okumak isterseniz “Sisli Hatıralar Rıhtımı” nı tavsiye edebilirim.
Irlanda 1912... Küçük bir köyün on dört sakini, Amerika'da daha iyi bir hayat kurma umuduyla rüyalar gemisi Titanic ile denize açılır. Ancak bu yolculuk, on yedi yaşındaki Maggie Murphy için acıdan ibarettir.

Gerçek hikayeleri barındırmasıyla birlikte Titanic felaketinin kurtulanları ve sonraki nesli nasıl etkilediğini muhteşem bir dille anlatmış yazar. Tarihi olaylarla yoğrulmuş, Titanic felaketini derinlemesine işlemiş bu kitabı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.

Kitabın sonunda ters köşe olsam da, bu ters köşe beni gayet mutlu etti. Keyifli okumalar dilerim.
Bir insan sonunu bile bile nasıl merakla bir kitabı okur demeyin, gerçekten okutuyor kendini. Bazı yerlerinde tüylerim diken diken oldu diyebilirim. Çoğu şey en ince ayrıntısına kadar araştırılıp biraz da kurgu eklenerek yazılmış. İrlanda’dan yola çıkan ‘Addergoole On Dörtlüsü’ diye tarihe geçen 14 kişinin hayatı, sadece isimleri değiştirilmiş olarak anlatılıyor. Ve hala İrlanda’da onların anılarına, Titanic heykeli ile birlikte onların da heykelleri duruyormuş. İnanılmaz etkilendim. Bazı kısımlarda bulunan Titanic’ten gönderilen telsiz mesajları da gerçek. Bir kez daha kanım dondu. Çok acı çok. Bu arada bölümlerin üstlerinde basılı olan,Titanic’in gerçek bileti. Okurken film bile canlandı gözümde.
Yaşanmış olayları okumak her zaman beni etkilemiştir. Ama Titanic yıllar yıllar yıllar geçse de beni etkilediği gibi eminim herkesi etkileyecektir ve hiç bir zaman unutulmayacaktır. Romanı okuduğunuzda kendinizi o anlara tanık olmuş gibi hissedebiliyorsunuz. Yazarın anlatımı harika. Yaşanılan gerçek hayatları okumanız ayrı bir güzellikte.
Titanic faciasını bilmeyen yoktur. İnanılmaz üzücü bir olay. Üzerinden 100 yıldan fazla zaman geçmiş olsa da unutulmayan olaylar arasında yer alıyor. Yazar, Sisli Hatıralar Rıhtımı'ı gerçek olaylardan yola çıkarak yazmış. Hatta kitabın sonunda hangi gerçek kişilerden esinlendiğini de tek tek açıklamış. Her ne kadar bazı kısımlar kurgu olsa da gerçekten o olayın yaşandığını bilerek okumak zaman zaman beni zorladı.Kitabın bazı bölümlerinin başında gerçekten Titanic'ten gönderilen telgraf mesajları yer alıyordu. Hiç sıkılmadan okudum. Hele Grace'in makalesinin yayınlanmasıyla ortaya çıkanlar çok daha güzeldi. Sanırım en favori sahnem de Titanic'in batığının bulunduğu sahneydi. Tadını kaçırmamak adına detaya girmemeye çalıştım ama fazlaca etkilendiğim için çok kısa yazmak istemedim. Daha fazla uzatırsam da olayları açıklamaya başlayacağımı biliyorum :D O yüzden burada yorumumu sonlandırıyorum. Etkileyici ve gerçekleri barındıran romanlar seviyorsanız Sisli Hatıralar Rıhtımı'nı kesinlikle öneririm.
Birbirini çok seven iki kardeş Flora ve Rosie sokaklarda çiçek satarken,rosie'nin kaybolmasıyla hikaye başlar...
O yıllarda Londra sokaklarında kol gezen çocuk felci,kötü şartlar ve diğer sebeplerden dolayı kolunu,bacağını,gözlerini kaybeden kız çocukları,ya daha zengin ailelere hizmetçi olarak veriliyor ya da sokaklarda çiçek satıyorlardı.
Bu kızların kötü yola sapmamaları,birilerine hizmetçi olmak yerine kendi kendilerine yetebilmeleri ve ezilmemeleri için yardımsever bir adam çiçek köyünü kurdu ve onlara eğitim vermeye başladı.
'
'
Farklı zamanlarda ilerleyen kitapta bu çiçek köyünde
Tilly,Flora ve Rosie'nin kaderleri enteresan bir biçimde kesişecektir... Flora'nın kardeşini bulmak için verdiği mücadelede çok duygulanacaksınız.
Gerçekten yürek burkan bir hikaye bu
Kitapta yetim ya da engellilere ait olumsuz düşüncülerin aksine,onları sevgiyle sahiplenip,onlara hayat veren insanlardan bahsetmesi çok güzeldi
Aslında sadece yapmamız gereken insanları ötekileştirmeyip,içlerindeki güzelliği görmeye çalışarak onları kucaklamak değil mi ?
Çiçek köyünü kurarak binlerce kızın hayatını kurtaran koca yürekli John Groom'a (Kitapta Albert Shaw ) ve bu harika durumdan haberdar olmamızı sağlayan yazar'a @hazelgaynor sonsuz teşekkürler...
İrlanda'dan Titanic ile Amerika'ya giden 14 kişinin gerçek hikayesi çok güzel bir kurguyla kaleme alınmış. Çok fazla karakter olması sebebiyle kitaba alışmam biraz zaman aldı ancak özellikle buz dağına çarpma sonrası kitap çok güzelleşti. Akıcı ve okunası bir kitaptı...
İki kardeşin biri sakat biri az görüyor. Abla Flora kardeşinin elini hiç bırakmayacaktı. Ta ki o talihsiz güne kadar. Bundan sonra her şey değişti. Elimden bırakamadım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hazel Gaynor
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 64 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 49 okur okuyacak.