Giriş Yap

Horace Walpole

Yazar
6.9
399 Kişi
Unvan
İngiliz Yazar, Sanat Yapıtları Koleksiyoncusu, Politikacı, Orford Kontu
Doğum
Birleşik Krallık, 24 Eylül 1717
Ölüm
2 Mart 1797
Yaşamı
Horace Walpole, İngiliz yazar ve sanat yapıtları koleksiyoncusudur. 1717 yılında İngiltere Başbakanı Sir Robert Walpole’un oğlu olarak dünyaya geldi. Orford kontu unvanını taşıyan Walpole, gotik edebiyat türünün ilk örneği olarak kabul edilen Otranto Şatosu adlı yapıtıyla ün yaptı. Otranto Şatosu’nun (1765) yanı sıra sanat tarihine önemli bir katkı olan dört ciltlik Some Anecdotes of Painting in England (1762; İngiliz Resim Sanatıyla İlgili Notlar), The Mysterious Mother (1768; Esrarengiz Anne), Historic Doubts on the Life and Reign of King Richard III (1768; Kral III. Richard’ın Yaşamı ve Saltanatıyla İlgili Tarihsel Kuşkular), A Description of the Villa of Mr. Horace Walpole (1784; Mr. Horace Walpole’un Villasının Tasviri), Hieroglyphic Tales (1785; Hiyeroglif Gibi Masallar) adlı kitaplar yazdı. Ölümünden sonra 42 cilt olarak yayımlanan üç binden fazla mektubu, döneminin olaylarına, törelerine ve beğenisine ışık tutmaları bakımından önemlidir. 1797’de öldü.

İncelemeler

Tümünü Gör
117 syf.
Otranto Şatosu
Sir
Horace Walpole
eski dönem gotik mimarisine hayrandır ve şatosunu dört mimara teslim ederek, gotik bir eser haline dönüştürülmesini ister. (castle of twickenham)(g.co/kgs/AiJuU9) Bu karanlık ve kasvetli yapıda gördüğü ilk kâbustan yola çıkarak da kitabını yazdığı, tarihi bir kişilik olan Sicilya Kralı Manfred’den geniş planda esinlendiği, Otranto şatosunun da, yazarın kendi şatosunun biraz abartılmış şekli olduğu söylenir. Peki bu yapıt neden önemli? Öncelikle yazıldığı tarihe (1764) göre oldukça yenilikçi olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bundan da önce kitaba “gotik edebiyatı başlatan eser” denmesinin bir nedeninin olduğunu hatırlatmak istiyorum. Her ne kadar konunun merkezinde olmasa da, kapalı bir mahzende nerden geldiği belli olmayan bir rüzgarla sönen mumlar, bir yıldırım gibi aniden inleyen burçlar, diğer odalardan gelen uluma-iç çekme-nefes alma sesleri ve içinden bir hayalet çıkıyormuş izlenimi uyandıran portreler ya da bizzat hayaletler; bundan sonra gelecek ve bize oldukça aşina olacak bir sürü esere malzeme sağlamış. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde aslında kitap, şu an tanıdığımız gotik edebiyata oldukça uzak. Konu bir Brezilya dizisinin entrikalarını taşıyor. Anlatımı erken dönem Alman romantizmini andırıyor. Olaylar daha çok diyaloglar vasıtasıyla aktarılıyor ve karakterler asıl meseleye gelmeden önce düşüncelerini sunmak için saatlerce izin istiyor. Siz de benim gibi, kitabın zaten bu özellikleriyle mutlu oluyorsanız oldukça lezzetli bir kısa roman bu. Tiyatral olarak yazılsa demekten kendimi alamıyor. William Shakespeare tadı vermesi nedeniyle ayrıca keyif almaktayım. Gotik tarzda o kadar fazla kitap var ki piyasada, atalarından başlamalı okumak isteyenler. Otranto Şatosu türe giriş açısından fazla sıkıcı gibi görünse de, bu alandaki ilk eser olması özelliği okunmasını gerektirir. Okumak isteyenlere önerim Türkiye İş Bankası Kültür yayınları(iş kültür) olur. Keyifli okumalar dilerim.
Reklam
56 syf.
·
2 günde
·
5/10 puan
Kitabın türü masal ve gerçek hikayelerden oluşuyor olması beni okumaya teşvik etmişti. Büyücüler, krallıklar, prensesler, prensler derken kisa kısa öykü kitabı olmuş bu eser. Beni tatmin etmedi ama belki bazılarının dikkatini çeker. İyi okumalar dilerim herkese ️
140 syf.
·
5/10 puan
Elimde okurken beni sinir krizine sokmaya ramak kala biten ne idüğü belirsiz, ne amaca hizmet ettiği belirsiz, hangi maksatla yazıldığı belirsiz saçma bir kitap var. Adı Otranto Şatosu! Otranto Prensi Manfred’in oğlunun ölümü ile başlayan kitap, saçma sapan bir sayfalar yığını sanırım. Gotik edebiyat türünün ilk örneği sayılan bu eser Horace Walpole tarafından kaleme alınmış. Kendisinin söylemiyle “düşümden uyandığımda o şatonun içinde dolanıyordum ve kalktığımda bu hikayeyi yazmaya başladım” dediği kitabı keşke hiç yazmasaymış. Ya da ne bileyim ben dostumun sözünü dinleyip bu kitabı keşke almasaymışım  Olan oldu deyip hikayeyi bitirdim lakin İngiliz asilzadelerinin gereksiz boş konuşmalarını okumak beni az kalsın bayıltacaktı. Yani adam alt tarafı “o köylü ile bir ilişkin var mı?” diye soracak bu neden dört sayfa sürüyor arkadaşlar? Yok “asil ruhunuz beni etkiledi”, yok “saf kanınızın verdiği bilgelikle bunu anlamanız beni şaşırtmadı”, yok “ruhunuzun temizliği efendinize olan bağlılığınıza ihanet etmenize izin vermiyor” sürekli bir girizgah, sürekli bir pohpohlama, sürekli bir boş boş konuşup olayı uzatma telaşı! Tamam! Hadi 18. yy kafasıyla kaleme alınmış, tamam türünün ilk örneği, tamam betimleme yok konuşma ağırlıklı falan filan da resmen esas konusu; iki tane orta yaş krizi geçiren sözüm ona asilzadenin kendi kızlarını birbirine peşkeş çekmesi olan hikayenin içinde konuşan bir tablo var diye gotik diye bize kakalamışlar ya la! Neyse ki sonunda herkes geberdi de ben de derin bir oh çektim demek isterdim ancak kiliseye çekilip tacı tahtı bıraktılar anca. Hani ben ne okudum, ne oldu, ne bitti? diye soracak olsam bir cevap veremem. Harcadığım vakte yazık oldu diyelim. A hocam Horace ağlıyor! Asil ruhu zedelendi galiba! Neyse biz onu bir sakinleştirmek için tuvalete götürelim. Gel benim güzel yüzlü, boş konuşan, siyaset ehli bilge lordum. Yüzüne bir su çarpalım.
2 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42