İlhan Eti

İlhan Eti

Çevirmen
8.5/10
120 Kişi
·
444
Okunma
·
0
Beğeni
·
154
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
468 syf.
Kitabı henüz bitirmedim ama bir şeyler yazma gereği hissettim.

Şimdiye dek üzerine çok fazla düşünmediğim annelik mevzusu. Başladığımdan beri bu kitap içimde bir soru yeşertti. Henüz kitap bitmedi ama bu soru öyle büyüdü ki içimde baş edemez oldum.
"Nasıl bir anne olurdum?"
Evet, ben nasıl bir anne olurdum?

Ve kitabı okumaya devam ederken anladım. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi şartlar içinde olursa olsun, tüm annelerin tek bir ortak özellikleri olduğunu: Fedakarlık.

Şüphesiz ben ve benim gibi diğer tüm anne adayları, fedakar bir anne olacaklardır.
504 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Kitaptaki üçüncü tesadüfen sonra okumayı bırakacaktım ama daha ne kadar kötü olup olmadığını merak ettiğim için sonuna kadar okudum. Bugüne kadar okuduğum en kötü kitaptı.
504 syf.
·2 günde·7/10 puan
Kitabın yarısına kadar okuduktan sonra ben bunu bılıyorum bılıyorum diye devam ettm. Daha önce okumadıgıma emindim ama nerden biliyordum? Yeşilcamda Fatma Girik in Ekmekcı Kadın oldugu fılmı varmıs. Onu ızlemişim. Kitap filmden daha guzel olmakla birlikte bıraz acıklı ve duygulu. 500 sayfa olmasına ragmen sıkıcı degıl akıp gidiyor. Keske sımdı de Rus edebiyatı Fransız edebiyatı kitaplarının filmlerı cekılse diye düşündüm. Eskiden her sey ne kadar da kalıtelıymiş filmler bile...
535 syf.
·8 günde·10/10 puan
Jack adındaki bu yapıt her gün gördüğümüz 'Başarısızları' anlatan nadir güzel kitaplardandır.

Zavallı Jack.. Ufacık, sarışın, melek gibi bir çocuk. Geldiği nokta ise fabrikada asit soluya soluya üçüncü dereceden verem olmuş zavallı bir adam. 10 yaşındaki masum çocuk bu hale nasıl mı geldi? Ah, tabiki de bu başarısızlar yüzünden. Bu tarz insanlar herşeyi bildiğini iddia edip, en yüce fikrin kendisine ait olduğu sanıp, bu fikirlerini insanlara kabul ettirme çabası içinde olurlar. Hayatta gerçekleştirebildikleri hiçbir somutsal mücadeleleri yoktur. Yine de herşeyi yönetmekten geri kalmazlar. D'Argenton da bunlardan birisi. Annesinin yeni dostu. Öyle şahsiyetsiz bir adam ki satırlarda gördüğünüz an yumruklayasınız geliyor. D'Argenton bir şair ve ruhani bir savaş verdiği iddia ediyor. Jack'e sürekli hayat bir roman değildir gibi aptal saptal cümleler kuruyor. Jack'in 10 yaşından itibaren sefaletin, çilenin, ruhani çöküntünün içine iten adam. Ufacık çocuk demir mi dövmüyor, ateşcilik mi yapmıyor, ne ararsanız var ve bu olay zinciri onun veremine kadar yol açıyor.

Ah, işportacı Belisaire. Şapkalar, şapkalar, şapkalar diye mahallelerde şapka satan adam. Koca yürekli, masum ve büyük adam. Günlük 3 frank da kazansa kocaman yüreģi vardı. Jack son kez dönüp baktığında onun yanında duran sapasağlam Belisaire'yi görüyordu. Alphonse Daudet zenginlik içerisindeki insanları ne kadar gaddar, bencil yansıttıysa ve onlara başarısız damgası vurduysa da işportacımız bunun tam zıttı bir karakterdi. Daudet adına güzel bir yapıttı.
1700 syf.
·Puan vermedi
Ustamiz, bir cok farkli karakterin hayatlarını tek tek anlatmis..

Toplumdaki onyargi hosgorusuzluk ve bunlara karsi hosgoru ve yargisizligi da hikâyelerinde barindirmistir..

Ustadin kitabina ne desem az gelir, okumaniz daha iyi olur

Tavsiyemdir
1700 syf.
·40 günde·Beğendi·9/10 puan
Dört cilt. Bir dünya klasiği Sefiller, bitirmek için zaman ayırmak gerekiyor.
Konusu etkileyici. Çoğu zaman kitabı elinden bırakamıyorsun. Bazen ayrıntılı bilgiler(kilise, 1800’ler Fransa dönemi ve savaş) işlenmesi biraz tempoyu düşürüyor.
İnsan vicdanı, kanunlar ve toplumsal yaşantı. Suç işleyene ikinci bir şans verilmeli mi? Suça göre cezalar orantılı mı? Toplumsal yaşantı suç işlemeye meydan veriyor mu? Aklından bu soruları geçirmiyor değilsin.
Aşıklar Marius ve Cosette’nin tekrar karşılaşmaları ve evlenmeleri mutluluk verici olurken finali Jean Valjean’in ölümüyle yapması üzücü oluyor.
Okunması gereken kitaplardan birisi. İyi okumalar.
1700 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10 puan
"Yasalar ve töreler uygarlık adına bir cehennem yaratarak tanrısal yazgıya uğursuz damgasını vurduğu; insanlık erkeğin emeğinin sömürülmesini, kadının fuhuşla, çocuğun gece ve açlıkla aşağılanması engelleyemediği; bilgisizlik ve yoksulluğun giderilmesi gerçekleşmediği sürece, bu tür kitapların yararlı ve zorunlu olduğu inancını belirtmek istiyorum." Kitabın başında, tarih 1862'yi gösterirken bunları söylemiş sevgili Hugo ve o nahif kalbiyle bizlere gözlerimizi açmamızı, ufkumuzun genişlemesini sağlayacak bir sürü güzellikler de aktarmış.
Bu kitap insan olmanın gerekliliklerini yerine getirebilecek vicdanlı bir toplum oluşturabilmek için sağlam öğretiler içeriyor. Yazılı kanunların insanları değerlendirmekte ne kadar aciz kalabileceğini anlatıyor. Aç kaldığı için ekmek çalmak zorunda kalan bir adamın (Jan Valjean) hapishanedekilerin kötü muameleleriyle ve toplumun aşağılayıcı yaklaşımlarıyla nasıl bir caniye dönüşebileceğini anlatıyor. Sonra ona bütün kalbiyle yaklaşan bir psikopos (Myriel) sayesinde bir kürek mahkumunun nasıl bir kasabayı kalkındıran Vali Mösyö Madilene'ye dönüşebileceğini de anlatıyor. İnsanları kötülüğe sevk eden en büyük etkinin sefalet olduğunu anlatıyor. Insanların açlıktan kurtulması için uzatılan yardım ellerinin birçok suçların önlenmesinde de etkili olacağının isaretlerini veriyor. Ama bizi tamamen pembe bulutlarla karşılamıyor. Bazılarına ne kadar iyilik yaparsan yap kötülükten vazgeçmediğini de anlatıyor (Thenardier). Jan Valjean'ın büyük bir sevecenlikle büyüttüğü aslında sefaletin getirdiği kötü bir yazgı sonucu fahişe olan Fantine'nin kızı Cosette, Cosette'nin aşkı avukat Marius ile olaylar örgüsü zenginleşiyor. Ceza hukukuna göre mahkum edilen her suçlu gerçekten suçlu olmayabilir, insanları yargılarken sadece kağıt üstünde yazanlara değil vicdanların sesine de kulak vermek gerekir. Pişmanlıkların bazen geri dönüşü olmayabilir. Dürüst ve işinde son derece başarılı komiser Javert'in kanunlarla vicdanı arasında kalıp kendi kendini sorguladığı anlar kitabın en önemli insanlık derslerinden birini veriyor. Bir de Gauvroche var, köpek gibi büyütülen hiç sevgi görmemiş bir çocuğun kalbinin güzelliğini de çok sevdim.
"Uyuyor, acı yazgı ona neler yaptı, Yaşamıştı, meleği terk edince öldü.
Günün geceye dönüşümü gibi,
Bu iş kendiliğinden oluverdi."
Hümanizmin en önem temsilcilerinden olan Fransız yazar Victor Hugo, nasıl bir iyilik meleği olduğunu kurduğu cümlelerle belli ediyor. Bu iyilik meleğine hapis ve sürgün hayatı yaşatan adalet ise yürekleri burkuyor.
352 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Celeste 500 yıllık malikanelerinde dadısı Nana ile yaşıyordu.5 yıl önce annesi bir markiyle kaçtığından beri çevresi tarafından afaroz edilmiş,babası vefat etmişti.Tek yakın akrabası işe yaramaz,kumarbaz kardeşi Giles'tı.Bir gün artık eski ihtişamını kaybetmiş bahçelerinde olmuş meyveleri toplarken bir yabancının gelip kumarda evi kazandığını söyleyene kadar hayatı pek de kötü sayılmazdı.Ama bu yabancı hayatının akışını alt üst etti ve olaylar fazlasıyla çetrefil hale geldi...
304 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Dikkat spoiler içerir.
Meghan Collins, babasının öldüğü haberini aldıktan sonra Drumhoe adındaki hanı işleten annesi Catherine ile yaşayan bir muhabirdir. Kendisine saplantılı bir şekilde hayran olan Bernie, kızın çalıştığı kanalda güvenlik görevlisi iken kovulur. Meghan, zamanında aşık olduğu Mac ve oğlu Kyle ile de görüşmektedir. Ortağı Frank Carter ile çalışırken köprüde kazaya karışan baba Edwin Collins'in cesedi bulunamadığı için sigorta da para vermez. Dondurulan embriyolar ile ilgili bir haber yaparken Petrovic adındaki kadın öldürülür. Ayrıca Meghan'a çok benzeyen Annie adında bir kız da öldürülür. Edwin'in Petrovic ile bir bağı vardır ve Annie'nin de babasıdır. Meghan babasının bu bilinmeyen yönlerini bulmaya çalışırken Bernie de onu takip etmektedir. En sonunda işin para ile ilgili olduğu ortaya çıkar. Katil hiç beklenmedik bir isimdir ve Meghan tehlikededir. Acaba Meghan bu işten sağ salim kurtulabilecek midir? Mac ile olan ilişkisi nasıl gelişecektir? Babasını ölü veya diri bulabilecek midir? Maddi sıkıntılardan kurtulabilecek midir? Keyifle bir solukta okunan bir roman.
340 syf.
·9/10 puan
Çok tatlı bir kitaptı. Yazıldığı zamana göre gayet hoş ve romantik. Öğrenciyken de okumayı çok severdim. Babam benim için bir yerlerden bulup getirmişti. Okumadan önce kapağına ve adına bakınca kadar hoş olacağını düşünmemiştim

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 444 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 370 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.