İlker Tekiner

İlker Tekiner

Çevirmen
8.4/10
81 Kişi
·
Okunma
·
1
Beğeni
·
72
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
336 syf.
·Puan vermedi
Stefan Zweig'in okuduğum ilk uzun romanı. Bu uzunlukta başka bir kitabı var mı bilmiyorum. Bu kitabı okuduktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim şu ana kadar okuduğum yabancı bir yazarın en çekici kitabıydı. Çok da güzeldi. Ufkunuzu açıyor. Özetle konusu geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle yürüme yetisini kaybeden Edith'in Hoffmiller olan tutkulu aşkını, Hoffmiller'ın sırf ona acımasından ileri gelen masum sevgisini Edith'in doktoru Kondor'un acıması sebebiyle görme engelli bir kadınla evlendiğinden, hayatını karısına ve hastalarına adamıştır. Böyle bir sevgi var mıdır bilemiyorum. Kitabı okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar..
336 syf.
·56 günde·10/10
Bu kitabı incelemeyi o kadar isterdim ki ama asla bir daha o acımaklı satırları dile getirmek istemiyorum.Zweig'in bu kitabını herkesin okumasini siddetle tavsiye ediyorum.Biraz psikolojiniz sarsilacak ama yine de deger.
336 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Ben o zamana kadar hep en büyük acının sevip de sevilmemek olduğuna inanmıştım . Şimdi ise bundan daha korkuncunun da var olduğunu anlıyordum . Bu da insanın başkası tarafından kendisi istemeden sevilmesi ve sizi rahatsız edip hırpalayan bu ihtirasa karşı koymanızın imkansız oluşu idi . Yanıbaşınızda bir insanın arzu ile yanıp tutuştuğunu görmek ve çektiği acılara elinizden bir şey gelmeksizin seyirci kalmak ; onu yiyip bitiren alevlerden kurtarma iktidar , imkan ve kudretine sahip olamamak..
İşte acı budur...
Yazar eserinde genç ve yoksul bir teğmenle, zengin ve güçlü bir ailenin sakat kızı arasında geçen bir aşkı anlatıyor. Merhamet, acı, kızgınlık, öfke, toplum baskısı bizlere çok güzel bir şekilde anlatılıyor.Zaman zaman ben genç teğmenin yerinde olsam nasıl davranırdım, nasıl hareket ederdim diyeceğiniz bir hikaye.

Keyifli okumalar...
336 syf.
·Puan vermedi
"Ama o andan beri biliyorum ki,insanın vicdanı hatırlattığı müddetçe hiç bir hata unutulmuş değildir."...

Tam da bu sözleri doğruluğunu vurgulayacak tarzda bir roman.
Stefan'ın bi çok kitabını okudum, bi çoğu da aynı şekilde; ruh hallerini,iç dünyayı açıkça anlatan tarzda. Ama bu romanı insan merhametini inceden inceye içimize işleyecek şekilde ele almış.

Genç bir teğmene aşık olan,zengin ve sakat bir genç kızı ve genç kıza aşık olamayan, kendi arzuları ve merhameti arasında sıkışan teğmenin hayatını ele alıyor.

Teğmenin tüm merhametine, git gellerine rağmen yine de mutsuz sonu yaşaması beni üzdü.
Bir ara ne olacak işte Edit,i kabullen ve hayatına al diyecek oldum ama düşününce, ne kadar merhametli olsada insan, hayatını vicdan uğruna sevmediği birine kim adayacak kadar büyük bir iradeye sahip olabilir ki.? Kimse
Neyse işin özü gerçekten okunacak,katkıda bulunacak bir roman.
Tavsiye ederim arkadaşlar.
336 syf.
·9 günde·8/10
Oldukça basit bir dille yazılmış,akıcı bir kitap.Sanırım yazarın her kitabı bu yönüyle dikkat çekmekte. Kitabın konusu, anlatımı çok akıcı olmasının yanında karakterlerin ruh halleri, tepkileri ve psikolojileri de çok iyi yansıtılmış. O kadar gerçekçi ve detaylarıyla bahsediliyor ki gözünüzde net olarak canlandırdığınız gibi siz de o atmosferi yaşıyorsunuz. Bazen sinir oluyor, bazen kızıyorsunuz. Bazen şaşkın hareketlere gülümsüyorsunuz.

Zweig, insan tahlili (psikanaliz yeteneği), karakter seçimi, karakterleri ile hisleri birbirine bağlama gücü anlamında benzerine az rastlanan bir yazar. Kitap insanın en gerçek, en derin ve en gizli hislerinden bir tanesi üzerinde dönüyor. İsminden de anlaşıldığı gibi acımak (merhamet)... Bu hissin farklı karakterler üzerinde nasıl dışa vurulduğunu okumak, insanın kendine dönüp, etrafında olanları tekrar inceleyebilmesi için bir yol gösterici görevini görüyor.


Zweig kitabında okuru merhametin asıl doğasını sorgulamaya yöneltir. ; merhamet aslında iki tarafı da keskin bir kılıçtır ona göre ve hem göstereni, hem de gösterileni büyük bir açmaza sokar. Bu duygu her iki taraf için de tehlikelidir; merhamet, bu duyguyu gösteren için kölelik anlamına gelirken, gösterileni acımasız yapar; çünkü merhamet gösterilen kişi giderek daha fazlasını istemeye, kendi isteklerini acımasızca dayatmaya başlar. Ve bunun sonucunda merhamet eden ve edilen bir tür kısır döngü içine saplanıp kalırlar. Nitekim Zweig'ın kitabının ana ekseni de budur. Kitapta acıma duygusunun tarafları nasıl bir yıkıma sürüklediğine şahit oluruz.

Acımak...Sevgi ve merhamet...Bütün bu davranışlar yaşantımızda kilometre taşları oluştururken de, aynı zamanda talih ve kaderimizi de belirliyor.

İyi okumalar...
%8 (25/336)
·Beğendi·8/10
Bu kitabi eskiden okumustum, cok etkilenmistim inanilmaz psikolojik ve dram bir kitap normalde bu tarz kitaplari okumam, daha cok aksiyon gerilim veya edebi kitaplar okurum ama Acimak'in bendeki yeri her zaman ayridir. Simdi tekrar okuyorum.
336 syf.
·18 günde·10/10
İnsanın hissettirdiği kişilik her zaman bir değildir. Sana hissettirdiği kişi o zaman ki ruh hali , kendi hayatındaki sorunlar karşısında değişkenlik gösterir. Kitapta yer yer okurları bu düşünceye itiyor. Her sandığımız kişi aslında sandığımız olmayabilir
460 syf.
·9 günde·8/10
Zweig' ın sade anlatımı bu kitaptada kendini belli ediyor ve okuyucuya kitaptan kopmadan uzun zaman okuma şansı veriyor.Kitapta bir duygu olan acımak konusu eğer önlenemeyecek kadar abartılmış ise kişinin başına neler getireceğini , kişinin hayatına nasıl yön verebileceğini işliyor.Benim fikrim ilk defa Stefan Zweig kitabı okuyacaklar yazrın diğer kitapları ile başlayabilirler.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.