İsmail Güleç

İsmail Güleç

YazarÇevirmen
6.0/10
3 Kişi
·
24
Okunma
·
0
Beğeni
·
208
Gösterim
Adı:
İsmail Güleç
Unvan:
Yazar,Akademisyen
Doğum:
1970
Yazarın Kendi Dilinden
20 Ekim 1970’te esnaf bir baba ile ev hanımı bir annenin son çocuğu olarak Kadıköy’de (İstanbul) doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimini Kadıköy’de tamamladım. 1989-1990 ders yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi-Belge Yönetimi bölümüne kaydoldum. Üç yıl boyunca Fars Dili ve Edebiyatı bölümünde Prof. Dr. Naci Tokmak ve Prof. Dr. Mehmet Kanar’ın derslerini takip ettim. Tarih bölümünden Prof. Dr. Mübahat Kütükoğlu, Prof. Dr. Mehmet İpşirli ile Prof. Dr. Abdülkerim Özaydın’ın derslerini aldım. 1992-1993 ders yılında aynı bölümden ‘iyi’ derece ile mezun oldum.

Tarih mi, edebiyat mı diye bir tereddüt geçirdikten sonra edebiyatta karar kıldım ve 1994–1995 ders yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalının Yüksek Lisans programına kaydoldum. Ankara’ya gidip askerliğimi tecil ettirmeye üşendiğim için kaydımı dondurup askere gittim. 239. Tertip ile askere gittim ve kısa dönem olarak askerliğimi Balıkesir ve Çankırı’da tamamladım. Yüksek Lisans derslerine ise 1995-1996 ders yılında devam ederek Prof. Dr. Atillâ Şentürk’ün danışmanlığında hazırladığım “Bahrü’l-Maarif’e Göre Edebî Kavramlar” adlı tezimi 1997 Haziranında savunup “M. A.” derecesini aldım.

1997–1998 ders yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalının Doktora programına kaydımı yaptırdım. Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç’ın danışmanlığında hazırladığım “İsmail Hakkı Bursevî’nin ‘Rûhü’l-Mesnevî’sinin İncelenmesi” isimli doktora tezimi tamamlayarak PhD unvanını aldım.

İstanbul Üniversitesi akademik personeli için düzenlenen formasyon kursunu 2003 Mayıs döneminde başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandım.

Ocak 2009'da doçent, Şubat 2014'te de profesör oldum.

Evli ve iki çocuk babasıyım.

6 Haziran 1996 – 5 Ekim 2005 tarihleri arasında İ.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde araştırma görevlisi olarak çalıştım. 2005-2015 arasında Sakarya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştım. 23 Haziran 2015'tarihinden beri İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak çalışıyorum.
88 syf.
Oldukça büyük beklenti ile alıp okuduğum kitaplardan biri olmasına rağmen hayal kırıklığına uğradım. Moğolların Gizli Tarihi'ndeki Efsanevi Unsurlar olarak ele alınan kitap Dede Korkut Hikayelerinde yer alan Tepegöz, Moğol destanlarında yer alan Bodoncar ve Avrupa'da olan Oedipus benzerlikleri genel anlamda yer alır. Ancak konular çok hızlı ve yüzeysel ele alınıyor. Derinlemesine girilmemesi en olumsuz yanı kitabın. Muhteşem bir konu olmasına rağmen vasatı aşamamış. Türükler (KökTürkler) den sıklıkla bahsediyor ancak hep onlardada var gibi sözlerle geçiştiriliyor. Hindistan, İrlanda, İran gibi farklı uygarlıkların destanları arasındaki benzerlikler kitabın son kısmında yer alıyor. Tam olarak açıklayamadığı şey benzerliklerin neden kaynaklandığıdır. Ana hat olarak benzerlik noktasında;
mucizevi doğum
bebeklerin terkedilmesi
vahşi çocuk
canavar devler
gibi öğeler esas alınıyor.
Son kısımda şöyle bir ifade var; Yunan ve Roma efsanelerinin bazıları sadece çeşitli bölümleri ile değil tamamı itibariyle Orta Asya hikayelerine benzemektedir. Bir başka deyişle onlar aynı mitem takım yıldızlarını içermektedir.
Bu benzerliği sağlayan yazara göre! Toharlar? Neye göre tek bir cümle ile açıklanıyor. Dil. Batıya göç ettikleri ne yazıkki ne oldukları noktasına değinmeden Keltlere etki etmeleri onlarda Avrupa getirdikleri gibi bir anlam çıkyor.
Kitabın farklı yerlerinde tarihçi gibi hüküm veriyor. Bu kaynaklardan dolayı olabilir. Kırgızların Moğol olduğu, Alan-Asların İranlı olduklarıdır. Bu kadar kesin cümleler kullanmak yersiz bilgiler. (Kırgızların Türklüğü noktasında şüphesi olanlar varsa onlarca kaynakça ve makale sunabilirim. Aynı şekilde Alan ve Asların durumda öyle.)
Genel bir ifade ile vasat bir kitap. Ne kattı bana pek bir şey değil. Özellikle Kore destanını araştırmamı sağladı. Onun haricinde koca bir boşluk....
Mitler, Destanlar gibi konulara meraklı olanlar farklı kaynakları okuyabilirler.
300 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Bir akademik tezin kitaplastirilmis hali. Şövalyelik kurmunun nasil, ne zaman, ne için ortaya çıktığını anlatıyor.
Tarihteki önemli şövalyelerin hayatları, geçtikleri eğitim, bu şövalyelerin başka ülkelerdeki karşılıkları, şövalyelik ve kilisenin düşmanlıktan dostluğa geçişi...
88 syf.
·Beğendi·5/10
Mevcut eğitim sistemi içinde böyle bir çalışma yapabilecek araştırmacıları yetişmesi pek mümkün görünmüyor. Bunun için zeka ,beceri, gayretin yanı sıra akademik unvan ve makam peşinde koşmayı düşünmemek ve ilme adanmış olmak gerekiyor. ( ön sözden alıntı )

Konu ilginç;

Avrasyanın en batısı ile en doğusu arasında kilometrelerce mesafe olmasına rağmen , anlatılan efsanelerdeki benzerliklerin karşılaştırılması.

Homeros’un Tepegözü, batının en eski hikayelerinden biri olan Kral Oidipus’un yaşadıkları vb. gibi birçok hikayenin doğu versiyonu ve benzerlikleri.
Ve bunların tesadüfi olamayacağı muhakkak birilerinin bu bilgileri taşıdığı fikri … Ve Thorlar

Büyük Avrasya kıtasının iki ucunda ve birbirinden binlerce kilometre uzaklıktaki iki kişiye ait efsanelerdeki benzerliğin muhakkak bir nedeni olması gerektiğini düşünen Finch bu nedeni bulur. Ona göre benzerlik ve ortak nokta olması çok zayıf bir ihtimaldir. Bağlantıyı sağlayan Toharlardır. En doğuda olmasına rağmen dilleri ,İtalyanca ve Keltçeye benzeyen bu kavim Batı Avrupa’dan doğuya göç edip Doğu Türkistan’a yerleşmiş ve Batı ve Kuzey Avrupa inanç ve efsanelerini taşımış olmalıdır.

Toharlar kırmızı saçları ve yeşil gözleriyle Hsin-chiang’daki duvar resimlerinde yer almışlardır.

Geride bıraktıkları el yazmalarından öğrendiğimiz kadarıyla dilleri birçok notlardan Hint-Avrupa’nın batı gurubuna kıyasla İtalyanca ve Keltçeye daha fazla benzemektedir . Çağımızın ilk bin yıllında başta Budizim propogandası olmak üzere Doğu Türkistan’ın kültürel hayatında ,çok önemli bir rol oynadılar . Ancak edebi kalıntılarının neredeyse tamamı Sanskritçeden tercüme edilmiş Budist metinlerdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmail Güleç
Unvan:
Yazar,Akademisyen
Doğum:
1970
Yazarın Kendi Dilinden
20 Ekim 1970’te esnaf bir baba ile ev hanımı bir annenin son çocuğu olarak Kadıköy’de (İstanbul) doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimini Kadıköy’de tamamladım. 1989-1990 ders yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi-Belge Yönetimi bölümüne kaydoldum. Üç yıl boyunca Fars Dili ve Edebiyatı bölümünde Prof. Dr. Naci Tokmak ve Prof. Dr. Mehmet Kanar’ın derslerini takip ettim. Tarih bölümünden Prof. Dr. Mübahat Kütükoğlu, Prof. Dr. Mehmet İpşirli ile Prof. Dr. Abdülkerim Özaydın’ın derslerini aldım. 1992-1993 ders yılında aynı bölümden ‘iyi’ derece ile mezun oldum.

Tarih mi, edebiyat mı diye bir tereddüt geçirdikten sonra edebiyatta karar kıldım ve 1994–1995 ders yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalının Yüksek Lisans programına kaydoldum. Ankara’ya gidip askerliğimi tecil ettirmeye üşendiğim için kaydımı dondurup askere gittim. 239. Tertip ile askere gittim ve kısa dönem olarak askerliğimi Balıkesir ve Çankırı’da tamamladım. Yüksek Lisans derslerine ise 1995-1996 ders yılında devam ederek Prof. Dr. Atillâ Şentürk’ün danışmanlığında hazırladığım “Bahrü’l-Maarif’e Göre Edebî Kavramlar” adlı tezimi 1997 Haziranında savunup “M. A.” derecesini aldım.

1997–1998 ders yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalının Doktora programına kaydımı yaptırdım. Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç’ın danışmanlığında hazırladığım “İsmail Hakkı Bursevî’nin ‘Rûhü’l-Mesnevî’sinin İncelenmesi” isimli doktora tezimi tamamlayarak PhD unvanını aldım.

İstanbul Üniversitesi akademik personeli için düzenlenen formasyon kursunu 2003 Mayıs döneminde başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandım.

Ocak 2009'da doçent, Şubat 2014'te de profesör oldum.

Evli ve iki çocuk babasıyım.

6 Haziran 1996 – 5 Ekim 2005 tarihleri arasında İ.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde araştırma görevlisi olarak çalıştım. 2005-2015 arasında Sakarya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştım. 23 Haziran 2015'tarihinden beri İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak çalışıyorum.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur okudu.
  • 21 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.