Bir yazar bir insanı yazınca, onu önemini arttırmıyor ama onun hatırasını yaşatıyor, kayıt
ediyor. Böylece o insan başka insanlara da öyküsünü anlatabiliyor. Sevdiğini, sevildiğini, nefret
ettiğini, üzüldüğünü. Bir yazar, birçok insanı yazıyor, kayıt ediyor, sadece gözlerinin altındaki
çizgiyi, saçlarının rengini yada nasıl düştüklerini değil, kokularını, hasretlerini, yorgunluklarını,
ümitlerini yazıyor.
Bir yazar ölünce, bir çok insan ölüyor.
Babamı yıllar sonra birilerinin sorması için pek de sebep yok zaten. Diyorum ya, ne bir eser bıraktı, ne de bir devlet adamıydı. Esnaftı. Biraz deli fişekti... Hep uzaktan severdik birbirimizi... Babamdı... Kardeşini kaybettiğinde çok üzülmüştü, durup durup ağlardı. Zengin değildi, kendisine de miras kalmamıştı.
Babamdı, beni bana bıraktı...