Jennifer Mathieu

Jennifer Mathieu

Yazar
6.7/10
140 Kişi
·
310
Okunma
·
1
Beğeni
·
626
Gösterim
Adı:
Jennifer Mathieu
Unvan:
Yazar, Öğretmen
Yazar kendisini "genç-yetişkinler için romanlar yazan bir İngilizce öğretmeni, yazar, eş ve anne" olarak tanımlamaktadır.
"Ben yol kenarındaki beş kuruşluk gösterilerden değilim."
Değildi de. Benim için değildi. O hayatımın merkeziydi.
Ama bunu ona anlatmamın hiçbir yolu yoktu.
"Sen ne halt istiyorsun?"diye patladı.Bu defa bana kurt demedi.

Ağzımı açıp kapatarak, "Ben..." dedim. Ona bildiğim şeyi söylemeyi öylesine çaresizce istiyordum ki .
Jennifer Mathieu
Sayfa 48 - Yabancı yayınevi
İnsanlar bir günde adi ve zalim olmuyorlar. Bu, insan doğasında yok.
Ancak yeterince zaman verirseniz sonunda dünyanın en kalp kırıcı şeylerini yaparlar.
İnsanlar bir günde adi ve zalim olmuyorlar.Bu,insan doğasında yok. Ancak onlara yeterince zaman verirseniz sonunda dünyanın en kalp kırıcı şeylerini yaparlar.
“Dişli kızlar karşı koyar!”

Merhaba sevgili kitap dostlarım️ @yabanciyayinlari nin son zamanlarda çok güzel kitaplar çıkarttığının hepimiz farkındayız sanırım. Dişli Kızlar da onlardan biri, yorumumdan önce konusundan bahsedeyim size biraz: Vivian Carter yaşadığı küçük Teksas kasabasının lisesinde herkesin futbol takımının her yaptığını alkışlamasından bıkmıştı. Cinsiyetçi kıyafet kurallarından ve bitmek bilmeyen tacizlerden bıkmıştı. Ama en çok da daima kurallara uyan iyi kız olmaktan bıkmıştı. Viv annesinin geçmişini keşfettiğinde, ondan ilham alarak feminist bir dergi hazırlamaya ve okulda gizlice dağıtmaya karar verdi. Tam pes edecekken derginin diğer kızlara güç verdiğini, onları ses çıkarmaya teşvik edeceğini fark etmesiyle işler hayal bile edemeyeceği bir noktaya ulaştı. Kendisinden beklenmeyeni yapan bu kız, yoksa feminist devrimin fitilini mi ateşlemişti? Tabi ki o okulda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
O kadar eğlenceli ve bir o kadar da güzel bir hikayeydi ki okurken bitmese keşke dedim. Bence her yaştan insana hitap eden bir kitap ama en çok da evde sıkılan çocuklarımız için birebir. Ben bile bu kadar eğlendiysem onları düşünemiyorum. İçimdeki feministlik fitilini ateşleyen ve ‘haydi daha fazlasını yapabilirsiniz direnin’ diyerek okuduğum bu kitabı hepinize tavsiye ediyorum, mutlaka inceleyin. Mutlu ve sağlıklı akşamlar
264 syf.
·Puan vermedi
Her şeyin göründüğü ya da duyulduğu gibi olmadığını anlatan bir başka kitap.
Alice Hakkındaki Gerçek, bence acımasızca yazılmış ve içinde bolca acımasız karakter bulunduran bir kitap.

Elaine Odea'nın partisinde yaşananlar, Alice Franklin'in adının çıkmasına neden olur. Alice hakkındaki söylentiler bir hayli hızlı yayılır. Herkes; doğru olup olmadığını bilmeden, sorgulamadan başkasından duyduğu bir bilgiyi mutlak doğru olarak kabul edip etrafa yayar, acımasızca şeyler yapar...
Gerçekten çevreye ve insanlara olan bakış açınızı olumlu anlamda değiştirebilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bu kitap, birini yargılamadan önce iki kez düşünmenize sebep olacak olaylar içeriyor.

Beni etkileyen, güzel bir kitaptı ama bence yazar sonunu yapamamış. Keşke olaylar kesin bir sonuca ulaşsaydı.
Yine de gözünüzü dört açmanızı ve her şeyin göründüğü ya da duyulduğu gibi olmadığını haykıran, etkileyici ve güzel bir kitap oldu benim için.
259 syf.
·3 günde·6/10
Okurken beni bir hayli rahatsız etti Alice Hakkındaki Gerçek. Kitabı sevdim de diyemiyorum sevmedim de. Tam olarak nasıl yorum yapacağımı da bilmiyorum.

Hiç duymadığınız bir olay ya da mükemmel bir dil söz konusu değil aslında. Çok bilinen bir meselenin, olabilecek en basit dillerden biriyle, bir o kadar da yüzeysel bir şekilde işlenişi üzerine kitap. Alice, "adı çıkmış" bir lise üç öğrencisi. Yaşadığı kasabada neredeyse herkesin onun hakkında bir fikri, ona hitap edecek bir etiketi var. Öğretmenlerden tutun da yaşlı başlı kilise cemaatine kadar. Kimse esas olayın ne olduğunu bilmiyor, işin komiği sormuyor yahut merak etmiyor. Tek yaptıkları konuşmak. Ne kadar da masum bir iş değil mi?

Kitabı bir parça sevdiysem bunun tek sebebi gerçekçi olduğunu düşünmemdir. İnsanlar gerçekten de bunu yapıyor, hep de yapacak gibiler. Başkaları hakkında zanda bulunur, bunu dile getirir, mübalağa yapar ve çok masum gördükleri şekilde yalnızca konuşurlar. Korkunç bir hale getirdiğimiz, korkunç bir dünyada yaşayan, -bazen- korkunç insanlar olduğumuzu hatırlattı bana.

Teknik olarak baktığımızda ise çok yetersiz olduğunu söyleyebilirim. Olayın yetişkinler tarafından nasıl bu kadar sığ bir şekilde algılandığını, nasıl kızın annesi ve öğretmenleri de dahil kimsenin bu duruma ses etmediğini, nasıl koca kasabada bir kişi hariç kimsenin insanlığını koruyamadığını hala anlayabilmiş değilim. Bu kısmın temellendirilmesi gerekirdi ve detaya ihtiyacı vardı.

Sonuç kısmı da ne yazık ki olmamıştı. Sanki yazar sadece insanların nasıl bencilce iftira edebildiğini yazıp bırakmak istemiş. Final falan yoktu benim gözümde. Vasat bile diyemiyorum. Her şey öylece havada kaldı, hiçbir şey düzelmenin kıyısına bile gelmedi. Dan diye de bitti.

Toparlamam gerekirse kitabın bana hatırlattığı birkaç noktayı sevdim diyebilirim ama bu kadar eksikken tavsiye etmiyorum. Kitaplığımda yer ayırmadığım bir kitabı okuyun demek bana saçma geliyor. :)
264 syf.
“İnsanlar bir günde adi ve zalim olmuyorlar. Bu, insan doğasında yok.
Ancak yeterince zaman verirseniz sonunda dünyanın en kalp kırıcı şeylerini yaparlar.”


Ee bu hepimizin bildiği gençlik dizileri değil mi diye bitirdiğim bir kitap oldu.
Zaten öyle de.
Kitap aynı olayın farklı karakterler tarafından farklı yorumlarla anlatılmasından oluşuyor.
Partide yaşananlar Alice’in “adının çıkmasına” neden oluyor.
Milletin işi gücü yok Alice’i çekiştiriyorlar.Okul içi bir olay nasıl oluyor da mahalledeki nenelerden kilisedeki papaza kadar yayılıyor?
Erkekler tuvaleti Alice’in adından geçilmiyor.
“Dedikodu kötü bir şey sonuçlarını tahmin bile edemezsiniz!”
Bu olayların ardından kızımız içine kapanıyor,dışlanıyor,zorbalığa uğruyor.
İnsanların nasıl bir günde zalim olabileceğini gösteriyor.
Olaylara farklı bir açıdan bakabilmenizi sağlayacak,arkadaşlığınızı sorgulatacak güzel bir kitap.
İyi okumalar.
264 syf.
·3 günde·4/10
Daha önce bir kitabı okurken bu kadar rahatsız olduğumu hatırlamıyorum. Ne sevdim diyebiliyorum ne de sevmedim. Nasıl yorum yapacağımı da bilmiyorum tam olarak. Hiç duymadığımız bir olağanüstü olay ya da hiç görmediğimiz bir dil yok kitapta. Hatta kelimenin tam anlamıyla bir klişeler kitabı da denebilir. Neler olacağını 3 sayfa öncesinden tahmin edebiliyoruz,ya da bu formda çekilmiş onlarca dizi gözlerimizin önüne gelebiliyor. Alice, “adı çıkmış” lise üç öğrencisi. Yaşadığı yerde herkes tarafından ona yapıştırılmış farklı etiketler,lakaplar ve pek de huzur bırakmayan ithamlar var. Kimse gerçek mi,yalan mı bilmiyor. İşin saçma sapan rahatsız eden tarafı da kimse sormuyor bile. Öğretmeninden tutun,yaşlı kilise cemaatine kadar.Kimse merak bile etmiyor. Tek yaptıkları konuşmak ve tek endişeleri konuşacak bir şey bulamamak. Kitabı seven bir tarafım aslında gerçekçi olduğunu gördüğümden.Dışlanmayı,hakkında en az Alice kadar ağır ithamlarda bulunulmasını hissedip,gördüğümden. İnsanlar bunu gerçekten yapıyor ve dünyanın kalan ömrü boyunca yapmaya devam edecek gibiler. Kitap bir yerde bize tiksinilecek hale getirdiğimiz dünyada yaşayan tiksinilecek insanlar olduğunu hatırlatıyor.
Teknik olaraksa,zayıf kalıyor. Olanların ‘yetişkinler’ tarafından nasıl bu kadar sığ ve kolay karşılandığını,hiç kimsenin en ufak ses çıkarmadan özellikle annenin ve öğretmenlerin yaşamlarına devam etmelerini,Kurt hariç kimsenin insanlığını koruyamadığını anlamlandırabilmiş değilim. Bu kısmın temele ve desteğe ihtiyacı vardı.
Final kısmı demek gerekiyorsa,hiç olmamıştı. Benim için final yoktu. Yazar sadece insanların nasıl bencillikler,ve nasıl iğrençlikler yapabileceğini anlatmak isteyip bırakmış gibi. Ben daha çok insanların gerçeği görüp kendilerinden utandıkları bir ‘final’ görmeyi isterdim. Her şey havada kaldı kelimenin tam anlamıyla. Beklediğim gibi bir şeylerin düzelmesi bir yana,uzağından bile geçmedi. Çat diye bitiverdi kitap. Özetle toplamam gerekiyorsa kitabın bana hatırlattığı birkaç şey dışında sevdiğim pek bir şey yok. Ve ortada şans vermek isteyen biri yoksa,tavsiye etmem gerektiğini düşündüğüm bir kitap da değil. Şans vermek isteyenlere,iyi okumalar!
264 syf.
·8/10
Hepinize merhabalar. Bugün çok severek okuduğum bir kitabın yorumu ile karşınızdayım. Alice hakkındaki gerçek. Kitap bana göre tam bitmemiş olsada çok severek okudum. Bence daha farklı bir sonla bitebilirdi.
Kitapla ilgili birkaç yorum okumuştum. Kitabı birçok kişi pek sevmemiş. Ben çok severek okudum. Kitap genellikle 9.90 indiriminde oluyor. Ben kitabın kapağı için almıştım. Gerçekten çok güzel bir kapak tasarımı var. Ve fiyatıda uygun olduğu için kitabı aldım.

Kitap dört kişinin ağzından anlatılıyor. Kitapta, Alice okulun popüler kızlarından biriydi. Bir parti olur ve Alice orada bir şey yapar ya da herkes yaptığını düşünüp uydurma dedikodular yapar. Ve bu parti gününden sonra Alice artık okulun popüler kızı değildir. Herkes onun dedikodusunu yapıp onun bir sürtük olduğunu söyler. En yakın arkadaşı onun yanında olmaz. Alice'in bu süreç boyunca yanında bir kişi olur. Bu kitapta size gerçek dostluğun ne olduğunu anlatıyor. .

Kitabın sonu dışında gerçekten çok sevdim. Çok güzel bir konu üzerinde duruluyor. Kitap akıcı ve anlaşılır bir dili var. Kitabın bu kadar çok sevmeyeni olmasını anlamadım ama ben çok beğendim.

''İnsanlar bir günde adi ve zalim olmuyorlar. Bu, insanın doğasında yok. Ancak onlara yeterince zaman verirseniz sonunda dünyanın en kalp kırıcı şeylerini yaparlar. ''
264 syf.
Bu kitapta olay 4-5 farklı kişinin görüşlerinden anlatılıyor ve ben her zaman bu anlatım tarzını daha çok beğeniyorum. Sadece bir kişinin görüşlerine dayanarak olayı yargılamıyorsunuz. Bu kitapta yaşananların sebebi ise bir dedikodu. Ölmek İçin 13 Sebep kitabını okuyanlar bilir,neredeyse aynı konu üzerine durulmuş. Sonra bu küçük(!) dedikodu çığ gibi büyüyüp daha kötü şeylerin yaşanmasına sebep olmuş. Dedikodular,popülerlik,kendini beğendirme çabası,kıskançlık ve rekabet...Kısacası tam bir lise romanı. Aslında bu yaş kesimini güzel yansıttığını düşünüyorum ama yinede kitapta çok fazla argo vardı. Ama ders verici bir yanıda var tabi ki. Zaten bu yönünden dolayı ben beğenenler takımındayım. Ben her bir karakteri bir şeylerler özleştirdim. Mesela;Elaine kibir,Kurt merhamet,Brandon şımarıklık,Josh bencillik,Kelsie korkaklık gibi..Farklı bir açıdan bakmaya çalıştım ve bu şekilde daha çok keyif aldım. Her ne kadar hepsi aynı olayın perde arkasında bahsetsede yinede eksik bir şeyler var gibiydi.Kitabın sonunda esas kızımız olan Alice'in her şeyi açıklayacağını düşünmüştüm ama ondan önce herkes bir şekilde suçunu itiraf etti. Saçma sapan bir şımarıklığın sonucunda neler olabileceğini ,insanların kendini kurtarmak için nasıl diğerlerini yok saydığını,bir zamanlar dostunuz olan insanların kötü zamanınızda size nasıl sırt çevirdiğini ama en önemlisi o kötü gününüzde hiç ummadığınız bir insanın size yardımı dokunacağını güzel bir şekilde anlatmış. Kitabı uzatmadan güzel bir şekilde sonlandırmış yazar. Zaten daha uzun olsaydı bir şekilde konu amacından sapar ve sıkıcı olurdu.
264 syf.
·4/10
Yabancı Yayınları ile yıldızım bir türlü barışmıyor. Çıkardıkları kitapların onda dokuzunu sevmedim. Hepsi de hüsran oldu bende.
Amerikan dizilerinde, filmlerinde vardır ya hani, yaşıtını aşağılamayı, yaftalamayı ya da dedikodu yaymayı marifet sanan gençlik... Bu kitapta da bu duruma epey aşina olduğumuz için bu hikaye beni pek de şaşırtmadı. Bilindik Amerikan züppe gençliğini ve ergen zorbalığını okuyoruz. Alice, kendisine iftira atılan ve bu iftirayı da üstünde taşıma potansiyeli olduğunu düşündüren bir karakterdir. Ama dış görünüş yanıltıcı olabilir. Ancak zamanla işin bir ergen zorbalığı olduğunu anlarız. Kitabın hiçbir numarası yok bana göre. Bunun gibi birçok gençlik dizisi ya da filmi vardır. Sevdiğim tek alıntı da aracın üzerinde yazan. Sonunda da hiçbir şey olmadı. Saçma sapan bitti. Okumazsanız da bir şey kaybetmezsiniz bence.
264 syf.
·10/10
Bu kitap beklediğmden güzeldi. Başları fazla ilgimi çekmedi.Okudukça kitap akıcı ve merakımı uyandırmaya başladı ve en sonunda hiç beklemediğim bir son ile bitti. Tavsiye ederim .

Lise döneminde ölen bir çocuğun olayını anlatıyor.Arkadaşlıkları sorgulayan bir kitap
Bu kitabı özetleyecek olsam şöyle derim zaman kaybı pişmanlık evet normalde bu kadar acımasız davranmam hep o kitabın içinde bir emek olduğunu düşünmeye çalışırım ama gerçekten bu kitap çok sıkıcıydı bir konu hakkında 256 sayfa okuyoruz ve bu konu bu kadar uzatılabilecek bir konu olduğunu düşünmüyorum konuya gelicek olursak konusu alice isimli bir kız var alice ile ilgili bir kaç söylenti var ve tüm okula yayılınca neler olduğunu anlatan bir kitap dediğim gibi sıkıldım bitsin diye aşırı uğraştım hatta son 60 sayfasını felan okumadım bile

Yazarın biyografisi

Adı:
Jennifer Mathieu
Unvan:
Yazar, Öğretmen
Yazar kendisini "genç-yetişkinler için romanlar yazan bir İngilizce öğretmeni, yazar, eş ve anne" olarak tanımlamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 310 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 94 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.