Joma Nazpary

Joma Nazpary

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
3
Okunma
·
0
Beğeni
·
126
Gösterim
Adı:
Joma Nazpary
Unvan:
Akademisyen, Yazar.
Joma Nazpary University of London’da görev yapmaktadır.
Namus kurallarına uymayan kadınların toplumca damgalanması ise hem cinsel hem de
ekonomik anlamda onları sömüren erkeklere karşı kadınları savunmasız bırakıyor.
NATO'nun doğuya doğru genişlemesi ve Batılı danışmanların, spekülatörlerin, çokuluslu şirketlerin, petrol baronlarının, seks turizminin, seks endüstrisinin, bankacılık sisteminin, tefecilerin,
mafyanın, misyonerlerin, gizli ajanların, bankerlerin bölgeye akın etmiş olmaları, Sovyet sonrası değişimde Batı'nın etkin müdahalesini gösteren işaretlerden sadece birkaçı.
Hayatın her alanından insanla ilişkiye girdim,
ama mülksüzlerle daha fazla zaman geçirmeye, onların grüşlerini almaya ve her şeyi onların açısından görmeye dikkat ettim
kadınların büyük bölümünün zenginliğe ulaşmak
için cinselliklerini kullanmaktan başka bir seçenekleri yok.
Kadınların bu konuda başvurdukları yolların başlıcaları
şunlar: işverenin cinsel talepleri doğrultusunda davranmak;
zengin bir koca bulmak; mali destek verecek bir sevgili,
"sponsor" bulmak; ve seks işçiliği.
refah devletinin çökmesi ve bunun yarattığı yoksulluk, alkolizm, dağılan aileler ve fahişelik, bireysel çıkar peşinde koşulmaya başlanması ve örgütlü
suçların yaygınlaşmasıyla kendini gösteren vahşi kapitalizm, bu kargaşanın başlıca unsurları
bir sorun da erkeklerin bakire kızlarla evlenmek istemeleridir; seks yapmak için bakire
olmayan kızları isterler, ama evlenmeye karar verdiklerinde masum kızlara bakarlar.
Yoksulluk, işsizlik, fahişelik ve intiharlar,
mahallede yaşayanlara göre, Sovyet zamanında görülmedik şeylerdi, ama artık, en azından benim bulunduğum süre boyunca, mahallenin ilgi odağını bunlar oluşturuyordu.
312 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Mükemmel bir kitap okuduğumu söyleyebilirim. Marksizm sosyalizm, komünizm gibi kavramları önünüze koyduğunuz zaman karşınıza bir sürü karmaşık gelebilecek terminoloji ile karşılaşabilirsiniz. Bu kitapta o karışık terminolojiler pek yok 1991 SSCB'nin çözülüşü sonrasında Kazak halkının vahşi kapitalizm sonrası durumunu gözler önüne seriyor. ''Stalin Türkleri katletti'' ''Stalin katil'' gibi anti-komünist propagandalara Google'da her yazana ayet muamelesi yaptıysanız ve Ruhi Çenet fanı iseniz incelemeyi okumayı burada bırakın. Türkleri katlettiği ve sosyalizm gibi otoriter bir düzenden şikayetçi olduğu söylenen Türki devletler 1991'de ki referandumda SSCB'ye %91 oranında evet demiştir ve bu oran slav halkından daha fazladır
Antropolog olan yazarımız, Sovyetler Birliği çözülüşü sonrası dönemi ''mülksüzler'' olarak tanımlıyor ki bu bir kırılma noktasıdır.
Sosyalizm ekonomik sebeplerden dolayı çözülmedi hatırlatmasını yaparak peki sosyalizm çözüldükten sonra ne oldu? Sorusunu kitabı kaynak alarak cevaplamaya çalışacağız.
Kapitalizm doğası gereği yapması gereken ilk şeyi yaptı, fabrikalardan vb. yüksek oranda işçi çıkarılmaya başlandı. Geride kalan çalışan işçiler maaşlarını günü gününe alamıyor bu durumdan sürekli şikayet ediyorlardı. Elektrik su faturası ev kirası gibi giderleri olmayan SSCB halkı vahşi kapitalizm sonrası bu tür yeni ödemelerle karşı karşıya bırakıldı. Market ürünlerinde çeşitsizlikten ve tek tip yaşam tarzı eleştirisine maruz bırakılan Sovyetlerde alım gücü düştü. Vahşi kapitalizm sonrası bir işçi ile bu konuda konuştuğu zaman antropoloğumuz şu cevabı alıyor
''Şimdi her şeyimiz var çeşit çeşit market raflarında onlarca farklı çikolata bulmanız mümkün. Her şeyden onlarca çeşit bulabilirsiniz, ama biz artık alabilecek yeterli ekonomik koşullara sahip değiliz''
Eğitim konusunda da aynı sıkıntıları yaşayan Kazak halkı, birçok kurumda rüşvetin dönmesinden büyük şikayetçiler. Bu konuya ekleme yapıp Stalin ve Sovyetlerin halkı Slavlaştırdığı palavrası yine yapılan kara propagandalardan biridir. Fakat bu da yalandır Lenin dönemi ve sonrası Türki dilleri için ensitütüler kurulmuştur, Üniversiteler, dernekler açılmış, Türkçe okutulan bölümler dahi mevcuttur. Bir örnek daha vermek gerekirse Kürtler İlk roman (Ereb Şemo Kürt Çoban) radyo yayınları, tiyatro oyunları, dergileri kendi dillerinde SSCB zamanında ortaya çıkarmışlardır halklarını slavlaştırdığı söylencesi bu durumları göz önüne alınca gariptir.
İkinci olarak kadınların durumuna bakarsak belki İki düzen arasında ki farkı daha net anlayabiliriz. Sovyetler Birliği'nde
üretimde en üst kademelerde rol alan, eğitim gibi haklardan ücretsiz yararlanan kadınlar vahşi kapitalizm sonrası seks işçiliğine maruz bırakılıyor. Çalışamayan ve geçinebilmek için seks işçiliği yapmak, zengin bir eş sahibi olmak gibi yeni şeylere maruz bırakılıyorlar. İş bulmaya gittikleri zaman işveren kişinin ilişki teklifini kabul etmeyen kadınların iş bulma şansı her zaman daha az oluyor. Toplum bu durumu kabullenemiyor çünkü SSCB döneminde karşılaşmadıkları şeyler bunlar
Aile yapısında bozulmalar da meydana geliyor. İş bulamayan çalışamayan kazak erkekleri toplum tarafından dışlanıyorlar, bu tür durumlar aile içi durumu bozuyor. Karısı başka zengin erkekler ile kaçtığı için alkolik olup intihar eden erkekler var. Bu da daha detaylı bakılırsa Marx'ın eleştirdiği aile kavramı ile birebir uyuyor.
İncelemeyi yavaş yavaş bitiriyorum bana kalırsa şu ana kadar SSCB hakkında okuduğum en iyi kitaplardan biri.
Sosyalizm sonrası baş gösteren vahşi kapitalizm'in bir toplumun ahlaki, ekonomik olarak bir avuç burjuvanın zeninlği adına çöküşünü inceliyor.
Hepinize iyi okumalar, Sosyalizm ile kalın

Yazarın biyografisi

Adı:
Joma Nazpary
Unvan:
Akademisyen, Yazar.
Joma Nazpary University of London’da görev yapmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.